Yazı Detayı
25 Ocak 2019 - Cuma 17:25 Bu yazı 260 kez okundu
 
Bedevi’nin armağanı
İSMAİL ZAN
 
 
 
 

 

Çok önceleri bir halife vardı. Cömertliikte dillere destandı. İhsan ve adalet bayrağını yükseltmiş, dünyadan yoksulluğu ve muhtaçlığı kaldırmıştı. Kapısı, hacet kıblesiydi. Cömertliği her yerde duyulmuştu. 
O devirde yaşayan bir bedevi karısı, bir gece kocasına şöyle de¬di:
-Bütün bu yoksulluğu sadece biz çekiyoruz. Herkesin ömrü şen şakrak geçiyor. Yalnız biz kötü durumdayız. Ekmeğimiz yok, katığı¬mız ise dert ve haset. Testimiz yok, suyumuz gözyaşı. Gündüz elbisemiz güneş ışığı, geceleyin döşek ve yorganımız ay aydınlığı. Açlı¬ğımızdan geceleyin parlayan ayı ekmek sanıp elimizi uzatıyoruz. Yoksullar bile bizim fakirliğimizden utanıyorlar.
Kocası şöyle cevap verdi:
- Daha ne zamana kadar servet ve gelir isteyip duracaksın? Za¬ten ömrümüzden ne kaldı ki? Çoğu gitti. Akıllı kişi fazlaya noksana bakmaz, çünkü ikisi de sel gibi geçip gider. Bu alemde nice canlı ge¬çinip gitmekte, rızkını Allah'tan bekleyip haline şükretmektedir. Tatlı yaşayan sonunda acı ölür. Gençken daha kanaatkardın, şimdi altın istiyorsun. Halbuki sen önceden altın idin. Sen eşimsin, işlerin yürümesi için eşlerin aynı huyda olması gerekir. Ayakkabı çiftine bir bak, teki ayağa dar gelirse ikisi de işe yaramaz. Kapı kanadının biri bü¬yük, biri küçük olmaz. Ben kanaat yolunda gidiyorum, sen neden hırs yolunu tutuyorsun?
Adam sabaha kadar karısına ihlasla ve yanık yürekle bu yolda sözler söyledi, nasihatler etti. Fakat kadın inatla bağırmaya başladı:
- Ey namustan başka nesnesi olmayan dedi, bunları bana daha fazla anlatma! Bu tumturaklı sözleri bırak da kendi haline bak, utan! Kibir çirkindir ama fakirlerde daha çirkindir.  
Kadın bu kabil sözlerini uzattı. Bedevi dedi ki:                          
- Ey kadın, fakirlik benim için iftihardır, başıma kakma! Mal ve para baştaki külah gibidir, onu ancak keller giyer. Güzel saçları olansa, külahının gitmesi onu üzmez. Yoksulluk senin anlayacağın şey değil¬dir, onu küçümseme! Allahu Teala adildir, yoksulların mal ve mülkten öte rızıkları vardır. Allah Resulü (s.a.s.)'in "Fakirlik övüncümdür" hadisini hiç duymadın mı?! Ey kadın, yoksulluğa sabret, bu gam ve kederi bırak! Susarsan ne iyi, yoksa hemen kalkar, evi barkı bırakır giderim.
Kadın, bedevinin öfkelendiğini görünce ağlamaya başladı. Kocasının hoşuna gidecek sözler söy¬lemeye başladı:
-Ben senden bunu beklemezdim, dedi, ben senin karın değil, ayağının toprağıyım. Yoksulluğa sabredemiyorsam bu da kendim için değil, senin için. Senin muhtaç durumda olmanı istemiyorum. Canım sana kurban, fakat sen hakkımda böyle kötü düşününce ca¬nımdan usandım. 
Kadın bir taraftan bunları söylüyor, bir taraftan da ağlıyordu. Kadının gözyaşı yağmurundan bir adeta bir yıldırım zuhur etti, on¬dan kocasının gönlüne bir kıvılcım sıçradı. Bedevi söylediklerine pişman oldu. Kendi kendine:
- Cananıma nasıl oldu da bunu yaptım, dedi. Karısından özür diledi:
- Ey kadın, sana karşı suçluyum, kusurumu affet, dedi.
Kadınla kocasını, nefsinle aklın bil. Bu ikisi gece gündüz savaştadır. Kadın ya da nefis durmadan evin ihtiyaçlarını sayar döker. Evin şerefim, eve lazım olan ekmeği, yüceliği ister durur. Nefis, ka¬dın gibi gah yüksek perdeden konuşur, gah alttan alır, tevazu göste¬rir, her şeye bir kulp takar. Akıl ise ancak Allah'ı düşünür.
Bedevi Arap karısına:
- Ayrılıktan vazgeçtim, dedi, emrine tabiyim, söyle, ne istersen yapayım. Çünkü seni seviyorum.                                              
- Gerçekten beni seviyor musun, yoksa ağzımı mı arıyorsun, di¬ye sordu kadın.
Kocası dedi ki:
- Gizlilikleri bilen ve Adem (a.s.)'ı yaratan Allah hakkı için seni seviyorum. Bu söz bir sınama değil, inanmıyorsan bu sınamamı sı¬na, gücümün yettiğini benden iste! Gönlündekini benden gizleme ki benim gönlümdeki de açığa çıksın!
- Halife cihana bir güneş gibi doğmuş bulunuyor. Bağdat şehri, onun sayesinde bahar gibi olmuş. O padişaha ulaşabilirsen padişah olursun.
- Ben halifenin huzuruna nasıl giderim, dedi, bir bahanesiz ya¬nına nasıl kabul olunurum. Hiçbir sanat aletsiz meydana geliyor mu?
Kadın cevap verdi:
- Kerem sahibi padişah meydana çıkıp halka kendisini gösterin¬ce vesileden mahrum oluşun vesilenin kendisi olur. Çünkü vasıta ve alet, benlik davasında bulunmaktır. Asıl hüner alçalmadadır.
-  Müflisliğime bir delil gerek, dedi adam, ki halife merhamete gelsin.
- Testimizde yağmur suyu var, dedi kadın, bütün servetin bun¬dan ibaret. Onu halifeye armağan götür. Padişahın hazinesi kıymet¬li elbiselerle doluysa da bunun gibi bir suyu yoktur. Bu su az bulunur. Bedevi, kimin böyle bir hediyesi var, diye düşündü. Bu armağa¬nın halifeye layık olduğunu düşünerek gururlanıyordu. Kadın da, Bağdat kenarında şeker gibi Dicle'nin deniz gibi akıp durduğundan habersizdi. Arap, karısına:
- Testinin ağzını kapa, dedi, keçeye sarıp sarmala. Halife orucunu armağanımızla açsın. Çünkü dünyada bunun gibi tatlı su yoktur. Onlar acı ve tuzlu suları içmekten daima hastadırlar.              
Bedevi, testiyi alıp yola koyuldu. Gece gündüz onu taşıyordu. Testiye bir zarar gelecek diye ödü kopuyor, korkusundan titriyordu. Kadın da evde seccadesinde dua ediyordu:
- Ya Rabbi, diye niyaz ediyordu, suyumuzu aşağılık insanlardan koru. Bu inciyi o denize ulaştır, incinin binlerce düşmanı olur.Arap, testiyi hırsızlara çaldırmadan, yere düşürüp kırmadan du¬rup dinlenmeksizin yürüdü, Bağdat'a ulaştı.
Orada herkese açık bir kapı gördü ki, başvuran ihsan ve nimete nail oluyor. Müslüman olsun kâfir olsun kim gelse haceti görülüyor, isteği yerine getiriliyor. 
Kapıdan:
- Ey istek sahipleri, gelin, diye nida edildiğini duydu. Kapıcılar, bedeviyi karşılayıp üzerine lütuf gülsuyunu döktüler.
O söylemeden ihtiyacını anladılar, onların işi istetmeden ihsanda bulunmaktı. Ona:
- Ey asil Arap, dediler, nereden geliyorsun, nerelisin?
- Siz bana değer verirseniz asilim, dedi bedevi, önemsemezseniz asaletim yok. Ben bir garibim, halifenin ihsanını umarak çöllerden geldim. Ben bu kapıya ekmek ümidiyle hediye olarak su getirdim, fakat sizin yüzünüzü görmek bana yetti. Bu armağanı o padişaha götürün, beni ihtiyaçtan kurtarın! Bu tatlı ve lezzetli su, yağmur sula¬rından oluşan gölden alınmıştır. Testi de yepyeni ve güzel.
Halifenin adamları gülmemek için kendilerini zor tuttular. Fakat o armağanı değerli bilip aldılar. Çünkü halifenin güzel huyu onlara da sirayet etmişti. 
Halife bedevinin durumunu duyunca o testiyi altınla doldurttu, ayrıca başka ihsanlarda da bulundu. Armağanlar, elbiseler verdi. Adamlarından birine de:
- Bu testiyi ona ver, dönerken de onu Dicle yoluyla götür. Çöl yolundan gelmiş, fakat Dicle yolu memleketine daha yakın.        
Bedevi Dicle'yi görüp gemiye binince utancından iki büklüm oldu. Kendi kendisine:
- O cömert padişahın ihsanlarına şaştım, dedi, o suyu almış ol¬ması daha da şaşılacak şey. O cömertlik deryası böyle hakir ve de¬ğersiz armağanı nasıl oldu da kabul etti?
Allahu Teala'nın ihsanları yanında, bizim ona sunduğumuz tes¬tiler nedir ki!
*
Hz. Mevlana ne güzel anlatmış…
Bir şeyin değerli olması onun yokluğu sayesindedir. Bir şey çok olduğu halde sahibinin gözünde değerliyse bu cimrilik belirtisidir. Bir tas suyun kıymetini çölde susuzluktan kavrulana sormak lazım.

 
 
 
Etiketler: Bedevi’nin, armağanı,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Keşke yiyebilsek
Sokağı konuşalım.
CUMHURİYET’TEN ÖNCE…
KARA TABLO
Atatürk ve CHP ne yaptı ki bu ülkeye?
HUYSUZUN HALİ
Yoksul ne yapsın?
Tünelin ucundaki ışık
YOLDAŞLIK DEYİP GEÇME
ÜÇ KARINCA
AZMİN ÖNEMİ
Söz ola kese savaşı
Herkes elini taşın altına koymalı
Yerinde dönüşüm mü?
Büyük konuşma
Unutmamak lazım *
Bir ahmağın sevgisi
Başka dünyaların yağmuru
Hoşgörülü olalım
Ortak olmayın
Nefsi yenmenin önemi
Samimi olmalıyız
Aklı kullanmayı bilmek?
Ne kaybederiz?
GENÇLER NEDEN NEDEN İŞSİZ?
Aslını unutma
İsabetli bir seçim yapmak gerek
Gramajlı aldatma
Kadın cinayetleri
Her şeyin karşılığı vardır
Pamuk eller cebe!
Dünyanın hali
Doğru duvar yıkılmaz!
Zor günlerden kurtulmak için
Bir Veli’nin nasihatı
Gece Davulcusu
Bir Öğretmen Hikayesi
Eşkıyaya Dua Eden Vaiz
İnsanı köleliştiren duygu
Şayban-ı Rai’nin hikayesi
Tövbe…
Bu gerçeği iyi anlamak gerek
Sevginin kılıcı çelik kılıçtan keskindir
Şehirleşme üzerine
Şehri bir el atın artık
Ölüm fermanı
Sözün gücü
Birileri şu kente el atsın
Başkanların işi zor!
ADANA’NIN HALİ
Atın Yavrusuna Nasihati
Aptal aşık
Yazık etmeyin
24 TEMMUZ BAYRAM DEĞİL
Bir çare bulmalı
Şehzadenin gerçek aşkı bulması
Adana’nın hali
Bir şey yapmalı
Sevgiyle geçelim dünyadan
YİTİRDİKLERİMİZ
Hz.Süleyman ve tacı
Sizlerden çok şey bekliyoruz
MISIR'DAKİ HAZİNE
Her türkünün hikayesi var
Sebahattin Ali üzerine
BİR MASAL VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2)
Bir masal ve düşündürdükleri (1)
Şeyh ile padişah
Onlar yaşayacak
Şehir Hastanesi ve hırsız!
Apta kuşun hikayesi
Adalet demek uygun olanı yapmaktır
Cumhuriyet’te angarya yoktur
NAZIM USTA ...
Sözü uzatmamalı
17 Mart 1923 Tarsus
Mümin, müminin aynasıdır
Bu dünya zehir, öbür dünya cehennem olmasın!
Terzinin hilesi
Rızkın Mecburiyeti‏
İbrahim (a.s) ve Cebrail
Hz. İsa ahmaktan niye kaçtı?
Şiddete, tacize hayır!
Padişah’ın cariyeye olan aşkı
Zülkarneyn Kaf Dağında
Atam, gel görki ne halde senin çocukların
Avcının başına gelenler
İmkansızı başarmak ve devrimler
Toplumcu gerçek üzerine
Atın kusuru
Yükselen değer
İyilik ve kötülüğün hikayesi
Ahmağın sevgisi
Bir sevdadır Adana
'Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!''
Bir sanatçı, yürek insanı ve Atatürk sevdalısı
Üç arkadaş
Aradan Perde Kalkınca
Susuz kalan kervan
Hz. Hamza’nın kahramanlığı
Doymayan nefs
Ya beni götürürlerse
Hz. Bilal’in hatası
Ulaşalmayacak hedef yoktur
Kararı zaman ve millet verir
Adana’yı kazandık!
Sineğin hayali
MISIR'DAKİ HAZİNE
Üç Şehzade Öyküsü
ASKERLE GÜREŞ
Sağırın Hasta Ziyareti
Köylünün hali
Atatürk bizden biridir
SES VE İMAN
Şeyhin karısı
Naçizane öneriler
Sıkıntı büyük
Hz. Ömer ve Çalgıcı
Zahide
Atatürk’ün çocuk sevgisi…
Sutan Mahmut ve hırsızlar
Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki
Hz. Musa ve çoban
Ayının dostluğu
Şeyhin oğlu
Nutuk’tan!
İYİLİK VE KÖTÜLÜK
Şeyh İle Padişah
Bedevi’nin köpeği
Fil yavruları
Hz. Musa ve çoban
Peşin mi,Veresiye mi?
MISIR'DAKİ HAZİNE
Hileci vezir
Duyarlı olunursa sorun biter
Bir şairle iki vezir
Kötü huylu sofi
Hayvana işkence sadece kabahat
Helva yapma sırası oyuncularda
Sevginin gücü
Sahip çıkalım
Aşklar…
Topraklarımız…
Bizim köy öksüz kaldı
Hz. Ömer’in yangını söndürmesi
Gençliği de bitirdiniz
Emaneti getiren Melek
Koltuğa yapışılan yerde başarı olmaz
Yarının Adamı Olmak
Kaderin önüne geçemezsin
Atatürk’ü anlamak
Bilgin ile gemici
Aşk…
BSK
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
21
0
2
3
6
11
2
Fenerbahçe
20
0
3
2
6
11
3
Trabzonspor
19
0
2
4
5
11
4
Alanyaspor
19
0
2
4
5
11
5
İstanbul Başakşehir
19
0
2
4
5
11
6
Galatasaray
19
0
2
4
5
11
7
Yeni Malatyaspor
18
0
3
3
5
11
8
Beşiktaş
18
0
3
3
5
11
9
Gaziantep FK
15
0
4
3
4
11
10
Çaykur Rizespor
14
0
5
2
4
11
11
Göztepe
13
0
4
4
3
11
12
Konyaspor
13
0
4
4
3
11
13
Kasımpaşa
12
0
5
3
3
11
14
Denizlispor
11
0
6
2
3
11
15
Antalyaspor
11
0
6
2
3
11
16
Gençlerbirliği
10
0
5
4
2
11
17
MKE Ankaragücü
9
0
6
3
2
11
18
Kayserispor
7
0
6
4
1
11
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı