Yazı Detayı
16 Kasım 2019 - Cumartesi 15:27 Bu yazı 57 kez okundu
 
Kötüler hep ister ama fedakarlığa yanaşmaz
SAKİNE AYHAN
 
 
 
 

Öyle insanlar vardır ki yaşamlarını sahtekarlık ve düzenbazlık üzerine kurmuşlardır. Çıkar bekledikleri insanlara  tatlı dil ve güler yüzle yaklaşarak olmadık vaatlerle onları kandırırlar. Karşılarındakine ise hep gerçek dost olduklarını söylerler. Bunların yalanlarına kanan insanlar  kötü hallere düşüp büyük sıkıntı çekerler. Bu kötüler hep ister ve beklerler, vermeye fedakarlığa yanaşmazlar. Her defasında bir bahane uydurup aradan sıyrılmaya bakarlar. Menfaatlerine gelince iş yapamayacakları yoktur. Fakat eninde sonunda gerçek yüzleri ortaya çıkar ve rezil olurlar. 

Hz. Mevlana Mesnevi’de ‘Köylünün Şehirli Dostunu Köye Davet Etmesi’ kıssasında bu durumları çok güzel dile getirmiştir. İşte o kıssa:
Köylünün birinin bir şehirliyle ahbaplığı vardı. Köylü şehire indiğinde şehirli dostunun evine gider kurulur, aylarca yer içer, şehirlinin dükkanına gider ihtiyaçlarını temin ederdi.
Köyüne dönerken şehirli dostu bütün ihtiyaçlarını temin eder ondan para pul almazdı.   
Köylü her şehire gelişinde şehirli dostunu köye davet eder :
- "Sevgili dostum, sen hiç gezmeye gitmez, şehirden dışarıya çıkmaz mısın. Allah aşkına bütün aileni, çoluk çocuğunu, akrabalarını alıp köye gel şimdi bahar, tam da gül mevsimi, köyde her yer güllük gülistanlık, her yer cennet gibi... Eğer şimdi gelmezsen bari yazın meyve, sebze zamanı gel bana misafir ol aylarca sana ve ailene hizmet ederek mutlu olayım." dedi.      Şehirli onu başından savmak için geleceğini vadetti. Bugün, yarın derken aradan sekiz yıl geçti.     Köylü her yıl :   
- "A efendim ne zaman geleceksin bu yıl da kış geldi çattı." deyince
Şehirli dostu bir bahane bulur :   
- "Bu yıl felan yerden misafir geldi, filan iş çıktı gelemedim, seneye gelirim." diye başından savmaya çalışırdı.
Bunu duyan köylü üzülür, yakınır, yalvarırdı .   
- "Ey sevgili dost, ailem, çocuklarım seni bekliyor, hasretle yollarını gözlüyor, bizi daha fazla bekletme ne olur."
Aradan aylar yıllar geldi geçti. Köylü şehire gelip aylarca kalma alışkanlığını sürdürdüğü gibi şehirliyi köyüne davet etmeyi de sürdürdü.   
Köylünün bu samimi ısrarı üzerine şehirlinin hanımı, çocukları :
- "Senin köylüye bu kadar hakkın, bu kadar emeğin geçti. Adam bizi davet edip duruyor, artık bir de biz gidip onda misafir olalım." demeye başladılar.   
Bunun üzerine şehirli de köye gitmeye karar verdi. Hazırlıklar tamamlandı. Şehirli ailesiyle birlikte köye doğru yola çıktı.
Köyün yolunu bilmediklerinden aylarca oradan oraya dolaştılar, günlerce yollarda perişan oldular.
Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra şehirli, dostunun köyüne varıp kapısına geldi. Bir anda bütün yorgunluklarını, perişanlıklarını unuttular. Nihayet köye gelmiş, menzile ermişlerdi. köylü dostları şimdi bin bir ikramla onlara çektiklerini unutturacak ikram ve hizmetlerde bulunacaktı. Fakat hayret köylü dost onlarla hiç mi hiç ilgilenmiyordu.
Şehirli köylünün kapısına varıp :
- "Sevgili dostum beni davet edip duruyordun. İşte geldim." dedi.
Köylü sanki hayatında ilk defa şehirliyi görüyordu.
- "Sen kimsin, seni tanımıyorum." deyince şehirli :
- "Nasıl olur yıllarca her şehre gelişinde evimde misafir kaldın, aylarca sana hizmet ettim beni nasıl tanımazsın." diyecek olduğunda köylü:
- "Ben Allah aşkıyla öylesine kendimden geçmişim ki hiçbir şeyin farkında olmadığım gibi, senin de kim olduğunu bilmiyorum, seni tanımıyorum." dedi.
Şehirli perişan bir vaziyette ailesinin yanına döndü. Günlerce yürümüş, yollarda perişan olmuşlardı. Adım atacak halleri yoktu. Uzun zaman köylü dostunun kendilerini tanımasını ve içeri almasını aç susuz beklediler. Fakat nafile aradan beş gün geçti gündüzleri sıcaktan kavrulup geceleri soğukta titrediler. Beşinci gece şiddetli bir yağmur başladı. artık bıçak kemiğe dayanmıştı. Şehirli köylünün kapısına vararak yumruklamaya başladı.
Köylü, uzun bir bekleyişten sonra nihayet bin bir nazla kapıyı açtı :
- "Kimsin, ne istiyorsun, ne var?." deyince
Şehirli :
- "Bütün yaptıklarım sana helal olsun istersen beni öldür, yalnız bu karanlık ve yağışlı gecede bize sığınacak bir yer ver." dedi.
Köylü :
- "Orada bağcının gece eline yayını alarak kurtları beklediği bir klube var, eğer yayı eline alıp kurtları beklemeyi göze alırsan, bu hayvanlarımı beklersen, orayı size veririm, orada kalın yoksa istediğin yere gidebilirsin." dedi.
Şehirli seve seve bunu kabul etti.
- "Aman o kulübeyi göster ne olur, sabaha kadar gözümü kırpmadan bekler, eğer kurt gelirse onu okla vururum, bundan başka da ne istersen yaparım yeter ki bu karanlık gecede bizi bu şiddetli yağmurun altında bırakma.." dedi.
Şehirlinin ailesi o küçücük kulübeye sığındı, bu daracık yerde adeta üst üsteydiler, gecenin karanlığı, yağan yağmur, onları perişan etmişti.
Şehirli eline okunu yayını alıp kurt beklemeye başladı. "Eğer kurt gelir de ben görmeden bir zarar verirse köylü saçımı sakalımı yolar." diye düşünüyor, gözlerini dört açıyor, her tarafı dolaşıyordu. Derken karanlığın arasında bir kıpırdanma fark edince, kurdun geldiğini sanıp oku fırlattı. Kurdu vurdu. Kurt tepeden yuvarlanırken yellendi.
Bunun üzerine köylü yatağından fırlayıp geldi. Bağırıp çağırmaya başladı :
- "Bre ahmak sen ne yaptın benim sıpamı vurdun!..." dedi.
Şehirli şaşırdı :
- "Aman efendim ne sıpası, hayvanlara zarar vermesin diye kurdu vurdum."
Köylü iyice kızdı :
- "Ben tanımaz mıyım, benim sıpamı vurdun!.."
Şehirli iyice şaşırmıştı :
- "Bu karanlık ve yağmurlu gecede bunu nasıl anladınız, sıpayı kurttan nasıl ayırt edip tanıdınız?." dedi.
Köylü : "Sıpayı yellenmesinden tanıdım." deyince şehirlinin kanı beynine sıçradı. Köylünün yakasına yağıştı :
- "Bre ahmak, bre sersem sahtekar...Hani Allah'ın (c.c) aşkından kendinden geçmiştin. Hiçbir şeyin farkında değildin. Gece yarısı bu zifiri karanlıkta bir eşek sıpasını yellenmesinden tanıyorsun da, gündüz ortası kırk yıllık dostunu tanımıyorsun. Masken düştü sahtekarlığın ortaya çıktı. Sıpanın yellenmesi seni rüsva etti, gerçek yüzünü ortaya çıkardı. İşte, Allah (c.c) insan böyle rezil eder." dedi.

 
 
 
Etiketler: Kötüler, hep, ister, ama, fedakarlığa, yanaşmaz,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ÖFKEYİ YENMEK
EĞİTİMSİZLİK EN TEHLİKELİ SİLAHTIR
KURAN’IN YOL GÖSTERİCİLİĞİ
O sevgi bitmez
ÇARE VAR
HER İŞ ZAMANINDA YAPILMALI
BAKIŞ AÇISI
DURUM VAHİM
SORUNLAR
SULTAN MAHMUT VE HIRSIZLAR
Sanatsız kalmayın
Hz. Nuh ve oğlu
ADANA’NIN HALİNE BAK
DEMOKRASİNİN ÖNEMİ
Atatürk’ün yolundan gitsek kadına şiddet bu kadar artmazdı
Adana’nın tadı yok
ÇOCUĞU OLUĞA KAYAN KADIN
Teröre hayır
BES üzerine…
Asgari ücret eridikçe eridi
İhtiyacımız var
Türkülerimiz…
Kaldırımlar işgal altında
Okuyalım
Atatürk ve kadın
Hz. Mevlana’nın Mesnevi’sindeki bu kıssa işte buna güzel bir örnektir:
Mecnun köpeği niye öptü?
İşçiye kara bayram olmasın
Doğayı koruyalım
Mustafa Kemal’in yaptığı ilk yenilik
Demokrasinin değerini bilmek gerek
Bilgin ile gemici
Allah’ın kulu ve allah’ın sopası
ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK
Başkalarına güvenip iş yapmak…
Atatürk’ün atının hastalığı
KAYGILAR İNSANI BİTİRİR
AÇ OLANIN HALİ
Bir deve ile farenin hikayesi
Adana’da yok yok!
BENZERLİKLER
AğzınaYılan Kaçan Adam
Aynanın arkasındakiler ve ezbere konuşanlar...
Ramazan ayının önemini bilelim
Yılancının duası
Hoş geldin 11 ayın sultanı
Hz. Hud’un mucizeleri
KÖR, SAĞIR VE ÇIPLAK
Üretim şart!
Hayvan sevgisinin önemi
Bir teslimiyet öyküsü
Bilal: Heyye binlerce Hayye'den iyidr
Gazi’nin cesareti
Hz. Bilal’in hatası
Görünüşe aldanma
Zindan kuyusuna hapsedilen adam
Sana ihsan ettim
Velinin Gence Nasihatı
Atatürk için gençler gelecek ve umut demekti
Bir kız isteme hikayesi
Mısır’daki Hazine
Denetim yapılmalı
Adana rahat bir nefes alsa…
Ulaşalmayacak hedef yoktur
Atatürk’ün yanına aldığı ilk er
Adana mutfağı
Aşkın Gücü
Meydanlar ısınırken...
Dinimiz bize hoşgörüyü emreder
ATATÜRK’ÜN KİTAP OKUMAYA VERDİĞİ DEĞER
Kötülüktür vicdanı kapatan…
Atatürk’ün tarihe verdiği önem
En büyük devrimleri Atatürk yaptı
Bir seçim yapmak…
Aşkın Gücü
Cumhuriyet kurulmadan önce ihanet diz boyuydu
Sözü önce akıl süzgecinden geçirmeliyiz
Hayvana işkence edenler cehennemin dibine gidecek!
Aklı kullanmayı bilmek…
Irgatın Türküsü
Aşık uyuyunca
Güneş toplayan şair: Ülkü Tamer
Hece’nin son kuşağı: Ahmet Muhip Dıranas
İnceliklerin şairi Gülten Akın vicdandır
78 kuşağının en hüzünlü şairi: Ahmet Erhan
Aşkın ve kavganın şairi: Adnan Yücel
Aykırı şair: Ece Ayhan
Özlemektir kastımız!
Duyulmamış duyguların tarihçisi…
BSK
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
30
0
2
3
9
14
2
Fenerbahçe
25
0
3
4
7
14
3
İstanbul Başakşehir
25
0
2
4
7
13
4
Beşiktaş
24
0
3
3
7
13
5
Galatasaray
23
0
3
5
6
14
6
Trabzonspor
23
0
2
5
6
13
7
Alanyaspor
22
0
4
4
6
14
8
Yeni Malatyaspor
20
0
4
5
5
14
9
Göztepe
20
0
4
5
5
14
10
Çaykur Rizespor
17
0
6
2
5
13
11
Gaziantep FK
17
0
5
5
4
14
12
Denizlispor
17
0
6
2
5
13
13
Gençlerbirliği
14
0
6
5
3
14
14
Konyaspor
14
0
6
5
3
14
15
Kasımpaşa
12
0
7
3
3
13
16
Antalyaspor
12
0
7
3
3
13
17
MKE Ankaragücü
9
0
9
3
2
14
18
Kayserispor
7
0
8
4
1
13
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı