Ceyhan Depremi'nin 28. Yılında Kritik Uyarı

GÜNDEM 26.06.2026 - 13:17, Güncelleme: 26.06.2026 - 13:17 6219 kez okundu.
 

Ceyhan Depremi'nin 28. Yılında Kritik Uyarı

27 Haziran 1998'de meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki Ceyhan depreminin 28. yıl dönümünde açıklamalarda bulunan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve riskli yapı stokuna yönelik acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
JMO Başkanı Tatar: "Depremin Olacağı Gerçeğini Kabul Etmeliyiz" "Yapı stokunun büyük bölümü riskli" Ceyhan Depremi'nin yanı sıra Türkiye'de yaşanan diğer depremleri ve özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Dr. Mehmet Tatar, mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünün deprem güvenliği açısından yetersiz olduğunu söyledi. Bu durumun yıllardır bilim insanları tarafından dile getirildiğini belirten Tatar, bugüne kadar uygulanan politikaların sorunun çözümünde yeterli olmadığını ifade etti. "Depremin olup olmayacağını değil, ne zaman olacağını konuşmalıyız" Depremin kaçınılmaz bir doğa olayı olduğuna dikkat çeken Tatar, asıl meselenin depremin meydana gelip gelmeyeceği değil, ne zaman gerçekleşeceği olduğunu belirtti. Yapıların tasarım sürecinde zemin etütlerinin eksiksiz yapılmasının ve yapı-zemin ilişkisinin bilimsel esaslara göre kurulmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Tatar, güvenli yapılaşmanın ancak doğru mühendislik uygulamalarıyla mümkün olacağını söyledi. "Afetlere dirençli kentler bilimsel planlamayla mümkündür" Nitelikli ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulabilmesi için planlamadan uygulamaya kadar tüm mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin uzman kişiler tarafından yürütülmesi gerektiğini ifade eden Tatar, meslek odalarının denetim yetkilerinin yasal düzenlemelerle güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Afet risklerinin azaltılması için kentlerde bütüncül risk analizlerinin yapılması gerektiğini belirten Tatar, bu süreçte katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin esas alınmasının önemine dikkat çekti. "Doğal afetler değil, ihmaller can alıyor" Doğal afetlerin tek başına felakete yol açmadığını belirten Tatar, asıl sorunun ihmaller ve yetersiz planlamalar olduğunu söyledi. Riskli yapılarda yaşamını sürdüren milyonlarca vatandaşın güvenliğinin sağlanmasının ortak sorumluluk olduğunu ifade eden Tatar, afetlere karşı hazırlıklı olmanın ertelenemez bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. "Afet suçu Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmalı" Afetlerde sorumluluğun yalnızca hayatını kaybeden vatandaşlara yüklenemeyeceğini belirten Tatar, ihmali bulunan kişi ve kurumların hesap verebilir olması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu'nda "afet suçu" kavramının tanımlanması gerektiğini ifade eden Tatar, ihmallerin hukuki yaptırımlarla karşılık bulmasının benzer acıların önlenmesinde önemli rol oynayacağını kaydetti. Deprem yönetmelikleri güncellenmeli Jeoloji mühendislerinin ürettiği bilimsel verilerin planlama ve yapılaşma süreçlerinde daha etkin kullanılmasını isteyen Tatar, Türkiye Diri Fay Haritası esas alınarak deprem tehlike haritaları ile ilgili yönetmeliklerin güncellenmesi gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerin de afet risk planlarını bu doğrultuda yeniden düzenlemesi gerektiğini belirten Tatar, bilimsel veriler ışığında hareket edilmesinin önemine vurgu yaptı. "Afet risk yönetiminde yeni yaklaşımlar şart" Açıklamasının sonunda afet risk yönetiminin katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten Dr. Mehmet Tatar, afet riskini azaltmaya yönelik yatırımların maliyet değil, zorunlu bir kamu yatırımı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Tatar, merkezi ve yerel yönetimlere çağrıda bulunarak, deprem gerçeğini göz ardı etmeden bilimsel yaklaşımlar doğrultusunda hareket edilmesi ve gelecekte benzer acıların yaşanmaması için gerekli adımların vakit kaybetmeden atılması gerektiğini söyledi.
27 Haziran 1998'de meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki Ceyhan depreminin 28. yıl dönümünde açıklamalarda bulunan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve riskli yapı stokuna yönelik acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı.

JMO Başkanı Tatar: "Depremin Olacağı Gerçeğini Kabul Etmeliyiz"
"Yapı stokunun büyük bölümü riskli"
Ceyhan Depremi'nin yanı sıra Türkiye'de yaşanan diğer depremleri ve özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Dr. Mehmet Tatar, mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünün deprem güvenliği açısından yetersiz olduğunu söyledi.
Bu durumun yıllardır bilim insanları tarafından dile getirildiğini belirten Tatar, bugüne kadar uygulanan politikaların sorunun çözümünde yeterli olmadığını ifade etti.
"Depremin olup olmayacağını değil, ne zaman olacağını konuşmalıyız"
Depremin kaçınılmaz bir doğa olayı olduğuna dikkat çeken Tatar, asıl meselenin depremin meydana gelip gelmeyeceği değil, ne zaman gerçekleşeceği olduğunu belirtti.
Yapıların tasarım sürecinde zemin etütlerinin eksiksiz yapılmasının ve yapı-zemin ilişkisinin bilimsel esaslara göre kurulmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Tatar, güvenli yapılaşmanın ancak doğru mühendislik uygulamalarıyla mümkün olacağını söyledi.
"Afetlere dirençli kentler bilimsel planlamayla mümkündür"
Nitelikli ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulabilmesi için planlamadan uygulamaya kadar tüm mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin uzman kişiler tarafından yürütülmesi gerektiğini ifade eden Tatar, meslek odalarının denetim yetkilerinin yasal düzenlemelerle güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Afet risklerinin azaltılması için kentlerde bütüncül risk analizlerinin yapılması gerektiğini belirten Tatar, bu süreçte katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin esas alınmasının önemine dikkat çekti.
"Doğal afetler değil, ihmaller can alıyor"
Doğal afetlerin tek başına felakete yol açmadığını belirten Tatar, asıl sorunun ihmaller ve yetersiz planlamalar olduğunu söyledi.
Riskli yapılarda yaşamını sürdüren milyonlarca vatandaşın güvenliğinin sağlanmasının ortak sorumluluk olduğunu ifade eden Tatar, afetlere karşı hazırlıklı olmanın ertelenemez bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.
"Afet suçu Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmalı"
Afetlerde sorumluluğun yalnızca hayatını kaybeden vatandaşlara yüklenemeyeceğini belirten Tatar, ihmali bulunan kişi ve kurumların hesap verebilir olması gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu'nda "afet suçu" kavramının tanımlanması gerektiğini ifade eden Tatar, ihmallerin hukuki yaptırımlarla karşılık bulmasının benzer acıların önlenmesinde önemli rol oynayacağını kaydetti.
Deprem yönetmelikleri güncellenmeli
Jeoloji mühendislerinin ürettiği bilimsel verilerin planlama ve yapılaşma süreçlerinde daha etkin kullanılmasını isteyen Tatar, Türkiye Diri Fay Haritası esas alınarak deprem tehlike haritaları ile ilgili yönetmeliklerin güncellenmesi gerektiğini söyledi.
Yerel yönetimlerin de afet risk planlarını bu doğrultuda yeniden düzenlemesi gerektiğini belirten Tatar, bilimsel veriler ışığında hareket edilmesinin önemine vurgu yaptı.
"Afet risk yönetiminde yeni yaklaşımlar şart"
Açıklamasının sonunda afet risk yönetiminin katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten Dr. Mehmet Tatar, afet riskini azaltmaya yönelik yatırımların maliyet değil, zorunlu bir kamu yatırımı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Tatar, merkezi ve yerel yönetimlere çağrıda bulunarak, deprem gerçeğini göz ardı etmeden bilimsel yaklaşımlar doğrultusunda hareket edilmesi ve gelecekte benzer acıların yaşanmaması için gerekli adımların vakit kaybetmeden atılması gerektiğini söyledi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.