<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Egemen Gazetesi</title>
                      <link>https://egemengzt.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://egemengzt.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>CESUR VE İLKELİ GAZETE </description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sat, 10 Oct 2026 05:10:27 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Egemen Gazetesi - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Egemen Gazetesi</copyright><item><title><![CDATA[Sağlıklı beslenme  için uzman desteği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-saglikli-beslenme-icin-uzman-destegi-74944.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-saglikli-beslenme-icin-uzman-destegi-74944.html</link>
                    <description><![CDATA[Seyhan Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren diyetisyen aracılığıyla, sağlıklı beslenme konusunda ihtiyaç duyan vatandaşlara uzman desteği sunuluyor. Hizmet kapsamında vatandaşlara, kişisel ihtiyaçları doğrultusunda sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirme ve danışmanlık desteği veriliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Seyhan Belediyesi, sağlıklı yaşamın temel unsurlarından biri olan doğru ve dengeli beslenme konusunda vatandaşlara destek olmaya devam ediyor. Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde sunulan diyetisyen hizmetiyle Seyhanlı yurttaşların sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmelerine katkı sağlanıyor.

Seyhan Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren diyetisyen aracılığıyla, sağlıklı beslenme konusunda ihtiyaç duyan vatandaşlara uzman desteği sunuluyor. Hizmet kapsamında vatandaşlara, kişisel ihtiyaçları doğrultusunda sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirme ve danışmanlık desteği veriliyor.
DOĞRU BESLENMEYE UZMAN DESTEĞİ
Beslenmenin sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Sağlık İşleri Müdürlüğü, vatandaşların doğru bilgiye ulaşmasını ve günlük yaşamlarına sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmasını hedefliyor.&nbsp;
Diyetisyen hizmetiyle vatandaşların beslenme konusunda bilinçlenmelerine, günlük yaşamlarında daha doğru tercihler yapmalarına ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürülebilir hale getirmelerine katkı sunuluyor.
Seyhan Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, toplum sağlığının korunması ve yaşam kalitesinin artırılmasında koruyucu ve önleyici sağlık çalışmalarının önemli bir yere sahip olduğu belirtilerek, sağlıklı yaşam konusunda vatandaşlara yönelik desteklerin sürdürüleceği ifade edildi.
“SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SEYHANLILARIN YANINDAYIZ”
Sağlık İşleri Müdürlüğü açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Doğru bilgi, dengeli beslenme ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları için Seyhanlı yurttaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olan doğru ve dengeli beslenme konusunda vatandaşlarımızın uzman desteğine ulaşabilmelerini önemsiyoruz. Diyetisyen hizmetimizle yurttaşlarımızın sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenmelerine ve günlük yaşamlarında sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirmelerine katkı sunuyoruz.”
DİYETİSYEN HİZMETİ
Adres: Meydan Mahallesi, Bakımyurdu Caddesi No: 171/1
Seyhan Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü – 1. Kat
Bilgi ve randevu:
Seyhan İletişim Merkezi (SİM)
444 01 91
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıklı beslenme  için uzman desteği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:16:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/saglikli-beslenme-icin-uzman-destegi-134915-20260901.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/saglikli-beslenme-icin-uzman-destegi-134915-20260901.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/saglikli-beslenme-icin-uzman-destegi-134915-20260901.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Halil Nacar: Adana’mız ve  bölgemize hizmete devam]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-halil-nacar-adanamiz-ve-bolgemize-hizmete-devam-74757.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-halil-nacar-adanamiz-ve-bolgemize-hizmete-devam-74757.html</link>
                    <description><![CDATA[Görev süresi 3 yıl daha uzatılan Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, “Milletimize hizmet etmek en büyük şerefimdir. Görev süremizin uzatılmasında emeği geçen herkese minnettarız. Adana’mız ve bölgemize hizmete daha büyük sorumluluklarla devam edeceğiz” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun makamında gerçekleşen kabulde, Adana sağlığının mevcut durumu ve yeni görev dönemine ilişkin stratejik projeler ele alındı.

&nbsp;

Halil Nacar, Adana’nın ve bölgenin sağlık hizmetlerini, tesis altyapısını ve nitelikli sağlık yatırımlarını geliştirme hedefi ile İl Sağlık Müdürlüğü görevine devam sözleşmesini imzalayarak görev süresini yeniledi.

&nbsp;

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR

&nbsp;

Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, “Ülkemizde ve şehrimizde sağlık hizmetlerinin çağ atlamasına öncülük eden, bizlere çizdiği büyük vizyon ve sağladığı sarsılmaz destekler için Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum.

En büyük şerefimiz olan milletimize hizmet etme fırsatını ve güvenini bizlere yeniden takdim eden Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na şükranlarımı sunuyorum” dedi.

&nbsp;

VALİMİZ HER ZAMAN DESTEKÇİMİZ OLUYOR

&nbsp;

Halil Nacar, “Ayrıca Adana’mızda yürüttüğümüz tüm projelerde, tesislerimizin gelişiminde ve vatandaşlarımıza ulaştırdığımız her hizmette bizlerden desteklerini esirgemeyen Sayın Valimize, değerli milletvekillerimize ve şehrimizin tüm mülki ve yerel yöneticilerine yürekten teşekkür ediyorum." diye konuştu.

&nbsp;

DEV SAĞLIK ORDUMUZLA ÖZVERİYLE ÇALIŞMAYA DEVAM

&nbsp;

Adana’nın güçlü sağlık altyapısına ve yetişmiş insan kaynağına dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Nacar, “Dev sağlık ordumuzla özveriyle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Halil Nacar: Adana’mız ve  bölgemize hizmete devam - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:03:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/halil-nacar-adanamiz-ve-bolgemize-hizmete-devam-164631-20260816.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/halil-nacar-adanamiz-ve-bolgemize-hizmete-devam-164631-20260816.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/halil-nacar-adanamiz-ve-bolgemize-hizmete-devam-164631-20260816.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alıç: “Kuduzda ihmale yer yok”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-alic-kuduzda-ihmale-yer-yok-74741.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-alic-kuduzda-ihmale-yer-yok-74741.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Caner Alıç, Diyarbakır’da bir çocuğun kedi tarafından tırmalanması sonucu tespit edilen kuduz virüsünün hastalığı yeniden gündeme taşıdığını belirterek, kuduz hastalığın ihmale gelmediği uyarısında bulundu. Kuduzun önlenebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Alıç, Adana Veteriner Hekimleri Odası olarak bizim önceliğimiz, hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, hastalığın ortaya çıkmasını engelleyecek sistemi güçlendirmektir. Vatandaşlarımızdan çağrımız nettir: Panik yapmayın ancak kuduzu da hafife almayın” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Caner Alıç, son günlerde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bir çocuğun kedi tarafından tırmalanmasının ardından kuduz virüsünün tespit edilmesinin, kuduz hastalığını yeniden gündeme taşıdığını belirterek, “Bu olay, kuduzun yalnızca hayvan sağlığı açısından değil, insan sağlığı açısından da ne kadar önemli bir tehdit olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur” dedi.

Kuduzun, merkezi sinir sistemini etkileyen, hayvanlardan insanlara bulaşabilen viral bir hastalık olduğunu kaydeden Alıç, klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse her zaman ölümcül bir hastalık olduğunu söyledi. Alıç, “Ancak burada özellikle vurgulamak istediğimiz nokta şudur: Kuduz önlenebilir bir hastalıktır” diye konuştu.

Kuduzun yalnızca köpeklerden bulaşmadığını, kedi, tilki, çakal, yarasa ve diğer memeli hayvanların da virüsü taşıyabileceği uyarısında bulunan Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Caner Alıç, “Bu nedenle vatandaşlarımızın “Kedi tırmaladı, bir şey olmaz” veya “Hayvan sağlıklı görünüyor, risk yoktur” şeklindeki düşüncelere kapılmaması gerekir. Özellikle ısırık ve tırmalama gibi temaslarda risk mutlaka değerlendirilmelidir. Hayvanın salyasının açık yara, sıyrık veya mukozayla temas etmesi de önemlidir. Böyle bir durumda yara mümkün olduğunca kısa sürede bol su ve sabunla iyice yıkanmalı ve vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi.

Başkan Alıç, daha sonra şu uyarılarda bulundu:

“Adana açısından da bu konuyu son derece ciddiye almak zorundayız. Kuduzla mücadele yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra yapılacak müdahalelerden ibaret değildir. Sahipli hayvanların düzenli olarak aşılanması, sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması, aşılama ve kısırlaştırma çalışmalarının bilimsel esaslara göre yürütülmesi, şüpheli vakaların hızlı şekilde değerlendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyon büyük önem taşımaktadır.

Özellikle çocuklarımızın sahipsiz hayvanlarla kontrolsüz temas konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor. Hayvan sevgisini çocuklarımıza öğretirken aynı zamanda hayvanlarla güvenli iletişim kurmayı da öğretmeliyiz. Hayvan sahiplerine de önemli bir sorumluluk düşüyor. Kedi ve köpeklerin düzenli veteriner hekim kontrollerinin yapılması ve kuduz aşılarının zamanında uygulanması yalnızca hayvanın sağlığını değil, hayvan sahibinin, ailesinin ve toplumun sağlığını da korumaktadır.

Kuduzla mücadelede yaban hayatı da göz ardı edilmemelidir. Tilki, çakal ve benzeri yaban hayvanlarında hastalığın dolaşımının azaltılması, insan ve evcil hayvanlara bulaşma riskinin düşürülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yaban hayatına yönelik aşılama ve izleme çalışmalarının da sürdürülebilir şekilde devam etmesi gerekir.

Burada veteriner hekimlerin rolünün de özellikle altını çizmek istiyorum. Veteriner hekimler; hayvanların aşılanmasından hastalıkların takibine, şüpheli vakaların değerlendirilmesinden toplumun bilinçlendirilmesine kadar kuduzla mücadelenin sahadaki en önemli aktörlerinden biridir. Kuduz bize bir kez daha insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini göstermektedir. Bu nedenle mücadelemizi “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde yürütmeliyiz. Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, belediyeler, veteriner hekimler, sağlık çalışanları ve vatandaşlar koordineli şekilde hareket etmelidir.

Adana Veteriner Hekimleri Odası olarak bizim önceliğimiz, hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, hastalığın ortaya çıkmasını engelleyecek sistemi güçlendirmektir. Vatandaşlarımızdan çağrımız nettir: Panik yapmayın ancak kuduzu da hafife almayın. Isırılma veya tırmalanma gibi riskli bir temas yaşandığında yarayı hemen bol su ve sabunla temizleyin ve gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurun. Hayvanlarınızı düzenli olarak veteriner hekime götürün ve kuduz aşılarını ihmal etmeyin. Çünkü kuduz ölümcül bir hastalıktır; ancak doğru zamanda alınan doğru önlemlerle önlenebilir. Biz Adana Veteriner Hekimleri Odası olarak hem Adana’da hem de ülkemizin tamamında insan ve hayvan sağlığını birlikte ele alan, bilimsel temelli ve sürdürülebilir bir kuduzla mücadele politikasının güçlendirilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Alıç: “Kuduzda ihmale yer yok” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 10:06:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/alic-kuduzda-ihmale-yer-yok-130658-20260816.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/alic-kuduzda-ihmale-yer-yok-130658-20260816.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/alic-kuduzda-ihmale-yer-yok-130658-20260816.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nacar’a Tarsus’tan önemli ziyaretçiler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-nacara-tarsustan-onemli-ziyaretciler-74076.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-nacara-tarsustan-onemli-ziyaretciler-74076.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, Tarsus Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı ve öğretim üyelerini konuk ederken ziyarette sağlık alanında yürütülen çalışmalar, eğitim-öğretim süreçlerinde iş birliği olanakları ve ortak projelere ilişkin istişarelerde bulunuldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, “Tarsus Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Duygu Sönmez Düzkaya, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Evrim Göz, Bölüm Başkanları ve Akademisyenleri Dr. Öğr. Üyesi Volkan Deniz, Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Sülü Dursun, Dr. Öğr. Üyesi Bayram Deleş, Arş. Gör. Ferhat Alkan ve Fakülte Sekreteri Kenan Kahil’i müdürlüğümüzde ağırladık. Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum” dedi.

SAĞLIK VE EĞİTİM KONUŞTULAR

Uzm. Dr. Halil Nacar, kıymetli hocalar ile değerli konular konuştuklarını ifade ederek, “Ziyarette; sağlık alanında yürütülen çalışmalar, eğitim-öğretim süreçlerinde iş birliği olanakları ve ortak projelere ilişkin istişarelerde bulunduk” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Nacar’a Tarsus’tan önemli ziyaretçiler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:19:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/nacara-tarsustan-onemli-ziyaretciler-121939-20260619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/nacara-tarsustan-onemli-ziyaretciler-121939-20260619.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/nacara-tarsustan-onemli-ziyaretciler-121939-20260619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Adana UMKE’den Mersin’de tatbikat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-adana-umkeden-mersinde-tatbikat-74070.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-adana-umkeden-mersinde-tatbikat-74070.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2026 Yılı UMKE Faaliyet Planı kapsamında Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay illeri UMKE personellerinin katılımlarıyla 9-11 Haziran günleri arasında Mersin’de 1. Bölge UMKE tatbikatı yapıldığı belirtildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tatbikat kapsamında; afet ve acil durumlarda görev yapan UMKE personellerine deprem, bina çökmeleri, göçükler, kitlesel yaralanmalı olaylar, afet sağlık operasyon merkezi ve UMKE Mobil Komuta Sistemlerinin kurulması ve işletilmesi, olay yeri sağlık hizmetleri yönetimi (Masabaşı/Saha), KBRN, seyyar hastane kurulumu ve işletilmesi, acil müdahale ünitesi kurulumu ve işletilmesi konularında bilgilendirme yapılarak olayların icrası gerçekleştirildi. Eğitim sonunda katılımcılara sertifikaları Mersin İl Sağlık Müdürü tarafından takdim edildiği ifade edildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Adana UMKE’den Mersin’de tatbikat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:22:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/adana-umkeden-mersinde-tatbikat-112353-20260619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/adana-umkeden-mersinde-tatbikat-112353-20260619.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/adana-umkeden-mersinde-tatbikat-112353-20260619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Omuz Ağrısını ‘Geçer’ Diye İhmal Etmeyin: Donuk Omuz Hakkında Doğru Bilinen 5 Yanlış]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-omuz-agrisini-gecer-diye-ihmal-etmeyin-donuk-omuz-hakkinda-dogru-bilinen-5-yanlis-74069.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-omuz-agrisini-gecer-diye-ihmal-etmeyin-donuk-omuz-hakkinda-dogru-bilinen-5-yanlis-74069.html</link>
                    <description><![CDATA[Omuz hareketlerinde kısıtlılık ve şiddetli ağrı ile kendini gösteren Donuk Omuz Sendromu (Adheziv Kapsülit), günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen bir rahatsızlıktır. Ancak hastalıkla ilgili toplumda yaygın olarak kabul gören bazı yanlış bilgiler, tanı ve tedavi sürecinin gecikmesine neden olabilmektedir. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Albayrak&nbsp;donuk omuz ile ilgili halk arasında doğru bilinen 5 yanlışı sıraladı;

Yanlış 1: “Donuk omuz sadece yaşlılarda görülür.”

Doğrusu:&nbsp;Donuk omuz sendromu en sık 40-60 yaş aralığında görülse de her yaş grubunda ortaya çıkabilir. Özellikle diyabet, tiroit hastalıkları ve uzun süreli omuz hareketsizliği yaşayan kişilerde risk artmaktadır.

Yanlış 2: “Omuzumu hareket ettirmezsem daha çabuk iyileşir.”

Doğrusu:&nbsp;Uzun süre hareketsiz kalmak omuz kapsülündeki sertleşmeyi artırabilir. Hekim ve fizyoterapist önerisiyle uygulanan kontrollü egzersizler, tedavinin önemli bir parçasıdır.

Yanlış 3: “Donuk omuz kendiliğinden geçer, tedaviye gerek yoktur.”

Doğrusu:&nbsp;Bazı hastalarda belirtiler zaman içinde azalabilse de süreç yıllarca sürebilir ve kalıcı hareket kısıtlılığı gelişebilir. Erken tanı ve uygun tedavi, iyileşme sürecini hızlandırabilir ve yaşam kalitesini artırabilir.

Yanlış 4: “Omuz ağrısı varsa mutlaka donuk omuzdur.”

Doğrusu:&nbsp;Omuz ağrısının birçok farklı nedeni bulunmaktadır. Kas-tendon yaralanmaları, rotator manşet problemleri, kireçlenme veya boyun kaynaklı rahatsızlıklar da benzer şikâyetlere yol açabilir. Kesin tanı için uzman değerlendirmesi gereklidir.

Yanlış 5: “Ameliyat donuk omuzun tek çözümüdür.”

Doğrusu:&nbsp;Donuk omuz hastalarının büyük çoğunluğu fizik tedavi, egzersiz programları, ilaç tedavileri ve uygun girişimsel yöntemlerle ameliyata ihtiyaç duymadan tedavi edilebilmektedir. Eğer ciddi bir durumda ise cerrahi gerekebilir.

Erken Müdahale Önemlidir

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Albayrak&nbsp;omuz hareketlerinde azalma, gece artan ağrı veya günlük aktivitelerde zorlanma gibi belirtiler yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden doktora başvurmasını öneriyor. Erken tanı ve kişiye özel tedavi planı, donuk omuz sendromunun kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Omuz Ağrısını ‘Geçer’ Diye İhmal Etmeyin: Donuk Omuz Hakkında Doğru Bilinen 5 Yanlış - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:15:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/omuz-agrisini-gecer-diye-ihmal-etmeyin-donuk-omuz-hakkinda-dogru-bilinen-5-yanlis-112240-20260619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/omuz-agrisini-gecer-diye-ihmal-etmeyin-donuk-omuz-hakkinda-dogru-bilinen-5-yanlis-112240-20260619.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/omuz-agrisini-gecer-diye-ihmal-etmeyin-donuk-omuz-hakkinda-dogru-bilinen-5-yanlis-112240-20260619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[CERRAHİDE "GÖRÜNMEYENİ KORUMAK": İNTRAOPERATİF NÖROMONİTÖRİZASYON (IONM) İLE HASTA GÜVENLİĞİNDE YENİ DÖNEM]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-cerrahide-gorunmeyeni-korumak-intraoperatif-noromonitorizasyon-ionm-ile-hasta-guvenliginde-yeni-donem-73262.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-cerrahide-gorunmeyeni-korumak-intraoperatif-noromonitorizasyon-ionm-ile-hasta-guvenliginde-yeni-donem-73262.html</link>
                    <description><![CDATA[ Modern tıbbın ulaştığı noktada, kompleks cerrahi operasyonların başarı kriteri yalnızca anatomik onarımla sınırlı kalmamakta; hastanın post-operatif yaşam kalitesinin ve nörolojik bütünlüğünün korunması temel öncelik haline gelmektedir. Bu stratejik hedefin merkezinde yer alan İntraoperatif Nöromonitörizasyon (IONM), beyin, omurilik ve sinir cerrahilerinde olası nörolojik defisitleri (hasarları) henüz gerçekleşmeden tespit eden ve önleyen en kritik "erken uyarı ve klinik kriz yönetim sistemi" olarak tıp literatüründeki yerini sağlamlaştırmaktadır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İntraoperatif Nöromonitörizasyon Uzmanı Sıla Duz, cerrahi ekosistemde IONM’un yalnızca teknik bir cihaz okuması değil, cerrahi ve anestezi disiplinlerini entegre eden hayati bir klinik karar destek mekanizması olduğuna dikkat çekerek, bu alanın sağlık sektöründeki asimetrik önemine dair kapsamlı açıklamalarda bulundu.

"Ameliyathanede Sinyal Takibinin Ötesi: Proaktif Klinik Sentez"

İntraoperatif Nöromonitörizasyonun, sinir sisteminin anlık elektriksel aktivitesini izleyerek cerraha "kör noktalarda" vizyon sağladığını belirten Sıla Duz, sürecin dinamiklerini şu sözlerle ifade etti:

"Kapsamlı bir spinal veya kraniyal cerrahide, milimetrik bir manipülasyon hastanın tüm hayatını etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Bizler IONM uzmanları olarak, ameliyat boyunca MEP, SSEP ve EMG gibi çoklu nörofizyolojik modaliteleri kullanarak sinir yollarının haritasını çıkarıyoruz. Ancak asıl katma değerimiz, ekrandaki dalga boylarını okumanın çok ötesindedir. Sinyal değişimlerini anlık olarak klinik bir filtre ile sentezliyor; cerrahi manipülasyon evrelerinde (örneğin dural yakınlaşmalar veya implant yerleşimleri) ekibi proaktif olarak uyarıyor ve geri döndürülemez hasarların önüne geçiyoruz. Amacımız görünmeyeni korumak ve güvenliği şansa bırakmamaktır."

Multidisipliner Koordinasyon: Cerrahi, Anestezi ve Nöromonitörizasyon Üçgeni

Ameliyathane ortamının yüksek yoğunluklu ve kriz yönetimi gerektiren bir ekosistem olduğunu vurgulayan Duz, başarılı bir IONM uygulamasının kusursuz bir ekip çalışmasına dayandığının altını çizdi. Nörofizyolojik sinyallerin anestezi protokollerinden (gaz ajanları, kas gevşeticiler, entübasyon süreçleri) doğrudan etkilendiğini belirten uzman, sürecin entegrasyonu hakkında şu bilgileri verdi:

"Başarılı bir nöromonitörizasyon, anestezi ekibi ile anlık ve kesintisiz bir istihbarat paylaşımını zorunlu kılar. Farmakolojik değişimlerin sinyaller üzerindeki etkisini izole edemezseniz, cerraha yanlış veri sunarsınız. Bu nedenle IONM uzmanı; radyolojik görüntüleri (MR vb.) okuyabilen, anestezinin farmakokinetik etkilerini analiz edebilen ve tüm bu verileri cerrahi stratejiyle harmanlayarak doğru zamanda doğru uyarıyı veren merkezi bir bilgi işleyicisi konumunda olmalıdır."

Hasta Güvenliğinde Tavizsiz Standartlar

Türkiye'de ve dünyada her yıl on binlerce hasta, skolyoz, tümör rezeksiyonları veya anevrizma gibi yüksek riskli operasyonlara girmektedir. İntraoperatif Nöromonitörizasyon (IONM) kullanımının, bu spesifik vakalarda felç, kalıcı duyu kaybı veya motor fonksiyon bozuklukları riskini minimize ettiği istatistiksel ve klinik olarak kanıtlanmıştır.

Sıla Duz, sağlık sektöründeki tüm yöneticilere, cerrahlara ve hastalara yönelik şu çağrıda bulundu:

"IONM, lüks bir donanım değil, hastanın yaşam kalitesini güvence altına alan stratejik bir zorunluluktur. Cerrahi süreçlerde sıfır hata toleransıyla çalışmak ve klinik karar noktalarına multidisipliner bir bilinçle yaklaşmak, yeni nesil sağlık hizmetlerinin reddedilemez bir standardı olmalıdır. Bizler, bu standardın ameliyathanelerdeki kalıcı koruyucuları olmaya devam edeceğiz."

İntraoperatif Nöromonitörizasyon (IONM) hakkında daha detaylı teknik bilgi almak, röportaj talepleri veya klinik vaka analizleri üzerine görüşmek için siladuz.in@gmail.com üzerinden irtibata geçiniz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[CERRAHİDE "GÖRÜNMEYENİ KORUMAK": İNTRAOPERATİF NÖROMONİTÖRİZASYON (IONM) İLE HASTA GÜVENLİĞİNDE YENİ DÖNEM - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:22:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/cerrahide-gorunmeyeni-korumak-intraoperatif-noromonitorizasyon-ionm-ile-hasta-guvenliginde-yeni-donem-122307-20260419.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/cerrahide-gorunmeyeni-korumak-intraoperatif-noromonitorizasyon-ionm-ile-hasta-guvenliginde-yeni-donem-122307-20260419.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/cerrahide-gorunmeyeni-korumak-intraoperatif-noromonitorizasyon-ionm-ile-hasta-guvenliginde-yeni-donem-122307-20260419.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BENİMLE BU YOLDA YÜRÜR MÜSÜNÜZ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-benimle-bu-yolda-yurur-musunuz-73205.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-benimle-bu-yolda-yurur-musunuz-73205.html</link>
                    <description><![CDATA[DMD (Kas Erimesi) hastalığına karşı hayatta kalma mücadelesi veren 5,5 yaşındaki Kerem Yusuf Tepe’nin sesi, sağlık camiasında büyük bir yankı uyandırdı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İNiK KEREM YUSUF ZAMANA KARŞI DİRENİYOR:

&nbsp;

BENİMLE BU YOLDA YÜRÜR MÜSÜNÜZ?

&nbsp;

&nbsp;

DMD (Kas Erimesi) hastalığına karşı hayatta kalma mücadelesi veren 5,5 yaşındaki Kerem Yusuf Tepe’nin sesi, sağlık camiasında büyük bir yankı uyandırdı.

ADIMLARI ERİMESİN DİYE TÜM TÜRKİYE EL ELE: SAĞLIKÇILARIN GÜÇ BİRLİĞİ KEREM YUSUF İÇİN SAHADA!

Tüm Sağlıkçıların Güç Birliği Sendikası (TSGB) 7. Bölge Başkanı Fatma Yalçıntekin, Kerem Yusuf’un 2.9 Milyon Dolarlık gen tedavisi için tüm sağlık çalışanlarını ve kamuoyunu topyekûn bir seferberliğe davet etti. Türkiye’nin en masum ama en zorlu yarışlarından biri Kerem Yusuf Tepe için devam ediyor. Zamanın kum saati, DMD hastalığı pençesindeki minik Kerem’in aleyhine işlerken; hayati önem taşıyan gen tedavisine ulaşmak için gereken bütçe, toplumsal bir vicdan sınavına dönüştü. Kampanyaya en güçlü desteklerden biri, sahanın gerçek kahramanlarından; sağlık çalışanlarından geldi.

FATMA YALÇINTEKİN: BU BİR TIBBİ ZORUNLULUK, BİR VİCDAN BORCUDUR

Ulak Medya’nın haberine göre, kampanyanın en başından itibaren Kerem Yusuf ve ailesinin yanında duran Tüm Sağlıkçıların Güç Birliği Sendikası (TSGB) 7. Bölge Başkanı Fatma Yalçıntekin, konuya dair yaptığı açıklamada meselenin ciddiyetini profesyonel ve duygusal bir dille özetledi. Yalçıntekin, şu ifadeleri kullandı:

“Biz sağlıkçılar, her gün yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgide mücadele ediyoruz. Kerem Yusuf’un durumu bizim için sadece bir vaka değil, kurtarılması gereken bir gelecektir. DMD, beklemeyi affetmeyen bir hastalıktır; her geçen saniye Kerem’in bir kas hücresi daha veda ediyor hayata. TSGB olarak, bu evladımızın elinden tutmayı hem mesleki hem de insani bir görev biliyoruz. 2.9 Milyon Dolar ulaşılmaz bir rakam değil; eğer biz omuz omuza verirsek bu meblağ bir çocuğun ilk adımlarına dönüşecek. Buradan tüm meslektaşlarıma ve halkımıza sesleniyorum: Kerem’in nefesi, bizim sesimiz olsun.

BİR BABANIN ÇAĞRISI: OĞLUMUN SESİNE SES OLUN

Oğlu için pazar yerlerinde, meydanlarda ve dijital dünyada adeta bir nöbet tutan baba Serdal Tepe, TSGB’nin ve Fatma Yalçıntekin’in desteğinin kendilerine güç verdiğini belirtti. Tepe, "Kerem Yusuf doğayı, çiçekleri çok seviyor. Ama en çok arkadaşlarıyla koşabilmeyi hayal ediyor. Fatma Hanım gibi değerli destekçilerimiz sayesinde bu hayalin gerçekleşebileceğine inanıyoruz. Lütfen Kerem’i görmezden gelmeyin," diyerek tüm Türkiye’ye seslendi.

İSTATİSTİKLERİN ÖTESİNDE BİR UMUT: İYİLİK MATEMATİĞİ

Kerem Yusuf’un kampanyasındaki kritik eşiği kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Valilik onaylı bu kampanya, küçük katkıların devleşmesiyle hedefine ulaşacak:

400 bin vicdan sahibi 250 TL,

100 bin hayırsever 1000 TL,

20 bin destekçi 5000 TL bağışladığında; Kerem Yusuf, Amerika’daki gen tedavisine giderek hayata yeniden başlayacak.

TSGB 7. Bölge Başkanlığı’nın öncülüğünde büyüyen bu yardım zinciri, her bir halkanın eklenmesiyle tamamlanacak.

RESMİ BAĞIŞ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ

Kerem Yusuf Tepe’nin gen tedavisi için her kuruş hayati önem taşımaktadır. Desteklerinizi Valilik onaylı resmi hesap üzerinden gerçekleştirebilirsiniz:

VALİLİK ONAYLI YARDIM HESABI (TL):

Alıcı: Kerem Yusuf TEPE Yardım Kampanyası

IBAN: TR52 0001 0016 9098 0180 2050 01

RESMİ KAMPANYA KANALLARI:

Web: www.keremeumutolturkiyem.com

Instagram: @dmd.keremyusuftepe
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[BENİMLE BU YOLDA YÜRÜR MÜSÜNÜZ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:33:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/benimle-bu-yolda-yurur-musunuz-163337-20260414.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/benimle-bu-yolda-yurur-musunuz-163337-20260414.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/benimle-bu-yolda-yurur-musunuz-163337-20260414.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bir Annenin Gözünden Otizm: Sessiz Ama Güçlü Bir Yolculuk]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-bir-annenin-gozunden-otizm-sessiz-ama-guclu-bir-yolculuk-73021.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-bir-annenin-gozunden-otizm-sessiz-ama-guclu-bir-yolculuk-73021.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana’da yaşayan Akan ailesinin üçüz çocukları üzerinden şekillenen yaşam mücadelesi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında anlamlı bir hikâyeye dönüştü.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mekselina ve Sabahattin Akan çiftinin 2020 yılında dünyaya gelen üçüzleri Poyraz, Doruk ve Ege, farklı sağlık süreçleriyle ailenin hayatını bambaşka bir noktaya taşıdı. İki kardeşe serebral palsi (beyin felci) tanısı konulurken, Ege ise otizm tanısı aldı.

Üçüzlerle Başlayan Zorlu Ama Umut Dolu Yolculuk

Akan ailesi için üçüzlerin doğumu büyük bir mutluluk olurken, ardından gelen teşhisler hayatlarını tamamen değiştirdi. Poyraz ve Doruk’un fiziksel destek gerektiren süreçleri devam ederken, Ege’nin otizm tanısı ile birlikte aile için iletişim ve anlayış temelli yeni bir dönem başladı.

Ege’nin Sessiz Dünyası, Güçlü İfadesi

Henüz 5,5 yaşında olan Ege, kelimelerle değil; bakışları, mimikleri ve işaretleriyle kendini ifade ediyor.

Her geçen gün biraz daha iletişim kurabilen Ege, anlaşıldıkça kendini daha fazla açıyor ve çevresiyle daha güçlü bağlar kuruyor.

Bir Annenin Dilinden Ege’nin Hikâyesi

Ege’nin annesi Mekselina Akan, yaşadıkları süreci şu sözlerle anlatıyor:

“2 Nisan sadece bir gün… ama bizim için her gün farkındalık. Ege bize sabretmeyi, anlamayı ve gerçekten dinlemeyi öğretti.

O konuşmasa da kendini anlatıyor. Bazen bir bakışıyla, bazen bir hareketiyle… Onu anladıkça daha çok açılıyor. Her çocuk kendi yolunda yürür. Ege de kendi yolunu çiziyor. Biz onun hızına ayak uydurmayı öğrendik.”

Akan, otizmin bir eksiklik değil, farklı bir iletişim biçimi olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor:

“Ege’nin dünyası sessiz değil aslında… sadece farklı. Onu anlamak için kelimeler yetmiyor, kalple dinlemek gerekiyor. Her çocuk duyulmak ister. Bazen bunu kelimelerle değil, başka yollarla yaparlar. Yeter ki biz anlamaya hazır olalım.”

“Sevgi Her Dili Anlar”

Anne Akan, yaşadıkları tüm zorluklara rağmen en güçlü bağın sevgi olduğunu ifade ediyor:

“Bizim öğrendiğimiz en büyük şey şu oldu: Sevgi her dili anlar.

Ege bize bunu öğretti. Sabırla, sevgiyle ve anlayışla yaklaştığınızda, o da size kendi dünyasının kapılarını açıyor.”

Farkındalık Bir Gün Değil, Bir Süreç

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün önemine değinen Akan ailesi, asıl ihtiyacın bir gün değil, sürekli anlayış olduğunu vurguluyor.

Ege’nin hikâyesi, sadece bir çocuğun değil; aynı zamanda bir ailenin sabır, sevgi ve kabullenme yolculuğunu gözler önüne seriyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Bir Annenin Gözünden Otizm: Sessiz Ama Güçlü Bir Yolculuk - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:44:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/bir-annenin-gozunden-otizm-sessiz-ama-guclu-bir-yolculuk-124534-20260402.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/bir-annenin-gozunden-otizm-sessiz-ama-guclu-bir-yolculuk-124534-20260402.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/bir-annenin-gozunden-otizm-sessiz-ama-guclu-bir-yolculuk-124534-20260402.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BAYRAM SOFRALARINDA SAĞLIĞIN ANAHTARI ÖLÇÜLÜ TÜKETİMDE GİZLİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-72835.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-72835.html</link>
                    <description><![CDATA[Ramazan ayı boyunca gün içerisinde uzun süreli açlık ve farklı saatlerde yapılan öğünler nedeniyle vücudun metabolizma düzeni tamamen değişir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Oruç tutan bireyler genellikle günde iki ana öğünle beslenmeye alışır ve sindirim sistemi de bu yeni düzene uyum sağlar.
Ramazan Bayramı’nın gelmesi ile birlikte kahvaltı sofraları, tatlı ikramları ve yapılan bayram
ziyaretleri nedeniyle beslenme düzeni değişir. Bu ani değişim; hazımsızlık, mide ağrısı,
şişkinlik, reflü ve kan şekeri dalgalanmalarına yol açabilir. Medline Adana Hastanesi
Beslenme ve Diyet Uzmanı Duygu Özbay, “Bu nedenle bayram günlerinde sağlığımızı
korumak için beslenme düzenine dikkat etmek ve vücudu yavaş yavaş normal öğün
düzenine geçirmek gerekir” diyerek önerilerde bulundu.
Bayrama hafif bir kahvaltıyla başlayın
Ramazan sonrası ilk gün yapılan en önemli hatalardan biri ağır ve çok çeşitli bir kahvaltı
yapmaktır. Oysa uzun süreli açlık döneminden çıkan sindirim sistemi için daha hafif ve
dengeli bir kahvaltı tercih edilmelidir. Bayram sabahında peynir, haşlanmış yumurta, tam
buğday ekmeği, zeytin, domates ve salatalık gibi hafif ve besleyici gıdalar hem enerji sağlar
hem de mideyi yormaz. Kızartmalar, hamur işleri ve çok yağlı besinlerden ise kahvaltı
sofralarında uzak durulmalıdır. Ayrıca gün boyunca kan şekerinin dengede kalması için öğün
atlamamaya da özen gösterilmelidir.
Sindirim sisteminizi destekleyin
Ramazan sonrasında sindirim sisteminin yeniden düzenlenmesi için lif açısından zengin
besinlerin tüketimi oldukça faydalıdır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller bağırsak
hareketlerini destekleyerek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Aynı
zamanda gün içerisinde yeterli miktarda su tüketmek de büyük önem taşır. Ramazan
boyunca azalan su tüketimi bayramla birlikte yeniden artırılmalıdır. Gün içinde ortalama
2–2,5 litre su içmek hem metabolizmayı destekler hem de vücudun dengede kalmasına katkı
sağlar.
Porsiyon kontrolü yapın
Bayram boyunca porsiyon kontrolü yapmak da büyük önem taşır. Sofrada küçük
porsiyonlarla farklı lezzetlerin tadına bakmak, yemekleri yavaş yavaş yemek ve gün içinde
öğünleri dengelemek hem sindirim sistemini korur hem de bayramın keyfini sağlıklı bir
şekilde çıkarmaya yardımcı olur.
Tatlı tüketiminde aşırıya kaçırmayın
Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmez ikramları arasında tatlılar geliş. Ancak özellikle şerbetli
tatlıların aşırı tüketimi kan şekerinde ani yükselmelere, mide rahatsızlıklarına ve gereksiz
kalori alımına neden olabilir. Tatlı tüketiminde porsiyon kontrolü yapmak oldukça önemlidir.
Mümkünse şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih edilmelidir. Tatlı
tüketilecekse ana öğünden hemen sonra küçük porsiyonlar halinde tüketmek sindirimi

kolaylaştırabilir. Gün içinde farklı ziyaretlerde sunulan her tatlıyı tüketmek yerine seçim
yapmak da doğru bir yaklaşım olacaktır.
Hareket etmeyi ihmal etmeyin
Bayram günleri genellikle uzun sofralar ve ziyaretlerle geçse de fiziksel aktiviteyi tamamen
bırakmamak gerekir. Yemeklerden sonra yapılacak kısa ve hafif tempolu yürüyüşler hem
sindirimi kolaylaştırır hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca bayram
boyunca aşırı yemek tüketimini dengelemek için hareketli bir yaşam tarzı sürdürmek
önemlidir. Özellikle ağır yemeklerden sonra yürüyüş yapmayı ihmal etmemek, gün içinde
daha enerjik hissetmeye de katkı sağlayacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[BAYRAM SOFRALARINDA SAĞLIĞIN ANAHTARI ÖLÇÜLÜ TÜKETİMDE GİZLİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:40:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-114046-20260318.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-114046-20260318.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-114046-20260318.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RAMAZAN BAYRAMI’NDA ÇOCUKLARIN BESLENMESİNE DİKKAT]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-ramazan-bayraminda-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-72834.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-ramazan-bayraminda-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-72834.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Funda Esin Çolak, Ramazan Bayramı’nda çocukların beslenmesine yönelik önemli uyarılarda bulunarak “Bayramda çocukların beslenmesine dikkat etmek gerekir” dedi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bayramların, çocuklar için hem sosyal hem de kültürel açıdan özel bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Çolak, bu süreçte artan şeker ve tatlı tüketiminin kontrol altına alınmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Bu özel günlerde şeker, çikolata ve tatlı tüketimindeki artışa dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çolak, ebeveynlerin dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurgulayarak, çocukların tamamen tatlıdan uzak tutulması yerine porsiyon kontrolü sağlanarak tüketimin sınırlandırılmasının daha doğru olacağını belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi Çolak, çocukların bayramın keyfini dengeli şekilde yaşamalarını sağlamak ve sağlıklarını korumak için şu önerilerde bulundu:

“Bayram ziyaretleri arasında öğün düzeninin korunmasına özen gösterilmelidir. Çocukların yalnızca şekerli gıdalarla beslenmesi yerine süt, yoğurt, yumurta, sebze ve meyve gibi besinlerle dengeli ve yeterli öğünler oluşturulmalıdır. Gün içinde ana öğünlerin atlanmaması büyük önem taşır. Özellikle kahvaltının düzenli yapılması, gün boyunca kan şekerinin dengede kalmasına katkı sağlar ve aşırı tatlı tüketiminin önüne geçebilir.

Ayrıca çocukların gün boyunca yeterli miktarda su içmeleri teşvik edilmelidir. Gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, süt ya da taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir. Bu seçimler hem kalori alımını dengelemeye yardımcı olur hem de genel sağlık açısından daha faydalıdır.

Bunun yanı sıra, çocukların gün içinde açık havada vakit geçirmeleri, oyun oynamaları ve fiziksel aktivitelerde bulunmaları sağlanmalıdır. Bu sayede hem enerji dengesi korunur hem de bayram süreci daha sağlıklı ve aktif bir şekilde geçirilir.”

Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlar karşısında çocuklara sağlıklı seçimler yapma alışkanlığı kazandırmanın önemine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Çolak, aşırı şeker tüketiminin yalnızca kilo kontrolü açısından değil, aynı zamanda diş sağlığı açısından da risk oluşturduğunu hatırlatarak, bayram süresince diş fırçalama alışkanlığının aksatılmaması gerektiğini vurguladı.

&nbsp;

Dr. Öğr. Üyesi Çolak, “Bayramlar keyifli ve özel günlerdir. Bu süreci yasaklarla değil, doğru alışkanlıklarla yönetmek çocukların hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı açısından en doğru yaklaşım olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[RAMAZAN BAYRAMI’NDA ÇOCUKLARIN BESLENMESİNE DİKKAT - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:38:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazan-bayraminda-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-113935-20260318.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazan-bayraminda-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-113935-20260318.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazan-bayraminda-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-113935-20260318.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[18 Yaşındaki Hasta Kalp Kapak Kaçağından Ameliyatsız Yöntemle Kurtuldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-18-yasindaki-hasta-kalp-kapak-kacagindan-ameliyatsiz-yontemle-kurtuldu-72813.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-18-yasindaki-hasta-kalp-kapak-kacagindan-ameliyatsiz-yontemle-kurtuldu-72813.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana’da kalp kapakçığı kaçağı nedeniyle nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri yaşayan 18 yaşındaki Ahmet L., Özel Adana Ortadoğu Hastanesi’nde uygulanan ameliyatsız “Mitral Klips (mandallama)” yöntemiyle sağlığına kavuştu.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Özel Adana Ortadoğu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Katlandur, mitral kapak yetmezliğinin kalpte sık görülen kapak hastalıklarından biri olduğunu belirterek, “Kalbin sol tarafında bulunan mitral kapak, kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan bir kapı gibidir. Eğer bu kapak tam kapanmazsa kan geriye doğru kaçar. Bu durum hastalarda nefes darlığı, çabuk yorulma ve çarpıntı gibi şikayetlere neden olabilir” dedi.
&nbsp;

Açık Kalp Ameliyatına Gerek Kalmıyor

Mitral kapak yetmezliğinin tedavisinde son yıllarda ameliyatsız yöntemlerin ön plana çıktığını ifade eden Doç. Dr. Katlandur, Mitral Klips yöntemi hakkında şu bilgileri verdi:

“Mitral klips işlemi, kalpteki kapakçık kaçak sorununu ameliyatsız olarak tedavi etmemizi sağlayan modern bir yöntemdir. En bilinen ismiyle ‘MitraClip’ olarak da bilinir. Bu işlem açık kalp ameliyatı değildir ve anjiyoya benzer bir yöntemle uygulanır.”
&nbsp;

Kasık Damarından Girilerek Uygulanıyor

İşlemin kasık bölgesindeki toplar damardan kateter yardımıyla gerçekleştirildiğini belirten Katlandur, süreci şöyle anlattı:

“Kasık bölgesindeki toplar damardan ince bir kateterle girilerek kalbe ulaşılır. Kapakçığın bulunduğu bölgeye ilerletilen kateter aracılığıyla küçük bir klips yerleştirilir. Bu klips, kapakçığın iki kanadını birbirine yaklaştırarak daha iyi kapanmasını sağlar. Böylece kanın geriye kaçışı önemli ölçüde azalır.”
&nbsp;

Riskli Hastalar İçin Önemli Bir Alternatif

Mitral klips yönteminin özellikle cerrahi riski yüksek hastalar için önemli bir tedavi seçeneği olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Katlandur, “İleri yaştaki hastalar, açık kalp ameliyatı için yüksek risk taşıyan kişiler ya da daha önce kalp ameliyatı geçirmiş hastalar için bu yöntem önemli bir alternatif oluşturuyor. İşlemin en büyük avantajlarından biri de hastaların kısa sürede taburcu olabilmesidir” diye konuştu.
&nbsp;

“Çok Korktum Ama Ameliyatsız Olduğunu Öğrenince Rahatladım”

18 yaşındaki Ahmet L. ise yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:

“Bir süredir nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetlerim vardı. Yapılan tetkiklerde kalp kapakçığımda kaçak olduğu söylendiğinde çok korktum. Ancak doktorumuz Hüseyin Bey ameliyatsız bir yöntemle tedavi edilebileceğini söyledi. İşlemden sonra kendimi çok daha iyi hissediyorum. Çok şükür sağlığıma kavuştum.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[18 Yaşındaki Hasta Kalp Kapak Kaçağından Ameliyatsız Yöntemle Kurtuldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 08:15:55 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/18-yasindaki-hasta-kalp-kapak-kacagindan-ameliyatsiz-yontemle-kurtuldu-111657-20260317.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/18-yasindaki-hasta-kalp-kapak-kacagindan-ameliyatsiz-yontemle-kurtuldu-111657-20260317.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/18-yasindaki-hasta-kalp-kapak-kacagindan-ameliyatsiz-yontemle-kurtuldu-111657-20260317.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KALP HASTALARI İFTARDA ‘KALP KRİZİ’ TEHLİKESİNİ GÖZ ARDI ETMESİN!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-kalp-hastalari-iftarda-kalp-krizi-tehlikesini-goz-ardi-etmesin-72812.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-kalp-hastalari-iftarda-kalp-krizi-tehlikesini-goz-ardi-etmesin-72812.html</link>
                    <description><![CDATA[Ramazan’da oruç tutmak, metabolizma için sindirim sistemini dinlendirme, insülin duyarlılığını artırabilme ve hücresel yenilenmeyi aktifleştirme gibi faydalar taşısa da doktoruna danışmadan oruç tutan kalp hastaları için bazı riskler oluşturabiliyor. Ciddi kalp yetersizliği olanların, henüz tedavi edilmemiş damar darlığı ve kapak hastalığı bulunanların, ilaç saatleri iftar ve sahura göre ayarlanamayanların ve son 3 ay içinde kalp ameliyatı, stent, balon işlemi yaptıranların doktoruna danışmadan kesinlikle oruç tutmaması gerektiğini vurgulayan Central Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rıfat Eralp Ulusoy, “Oruçlu kalp hastalarının en basit göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşaması durumunda tıbbi yardıma başvurması gerekiyor” dedi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ramazan ayının gelmesiyle birlikte milyonlarca kişi oruç tutarken, kalp hastaları için kritik uyarılar hayati değer taşıyor. "Günler kısa, zorlanmam" diyerek doktora danışmadan oruç tutma kararı alan hastalar geri dönülmez adımlar atmış olabiliyor. Burada kilit noktanın “hastalığın kontrol altında tutulması” olduğunu söyleyen Central Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rıfat Eralp Ulusoy, kalp hastalarının doktor kontrolünde oruç tutmasını öneriyor. Prof. Dr. Ulusoy’a göre ise ciddi kalp yetersizliği olanların, henüz tedavi edilmemiş damar darlığı ve kapak hastalığı bulunanların, ilaç saatleri iftar ve sahura göre ayarlanamayanların ve son 3 ay içinde kalp ameliyatı, stent, balon işlemi yaptıranların doktoruna danışmadan kesinlikle oruç tutmaması gerektiğini söylüyor.

Hızlı yemek yeme ciddi riskler doğurabiliyor

İftar sofralarında yapılan hatalar kalp krizi riskine yol açabiliyor. Gün boyu boş kalan mideye bir anda yüklenmek tansiyonu yükselterek kalp krizine davetiye çıkarıyor. Doktor kontrolünde olunsa da bazı kurallara yine de dikkat edilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Ulusoy’a göre yemeği yavaş yemek, iftarı suyla açmak, tansiyonun baş düşmanı tuzdan uzak kalmak ve ilaç saatlerini planlamak gerekiyor.

Ağırlıklı olarak sebze, meyve ve salatadan oluşan, et tercihi olarak da özellikle balığın öne çıktığı Akdeniz mutfağı, Ramazan’da kalp sağlığı açısından en uygun beslenme biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Bu beslenme tarzının yalnızca kalp hastaları için değil, sağlıklı bireyler için de koruyucu ve dengeli bir yaşam sunduğunun altını çizen&nbsp;Prof. Dr. Ulusoy,&nbsp;“Hızlı yemek yeme ciddi riskler doğurabiliyor. Böyle bir durumda mide ve bağırsaklara giden kan miktarı artıyor, kalbin iş yükü yükseliyor ve ani kalp krizlerine zemin hazırlanabiliyor” dedi.

En basit göğüs ağrısında bile tıbbi yardıma başvurulmalı

Prof. Dr. Ulusoy’un en önemli uyarılardan biri de uykusuzluk... Az uyumanın kalbi yorduğunu ve saatlerce aç kalan bünyenin uykusuzluk eklenince daha da hırpalandığının altını çizen Prof. Dr. Ulusoy, günde 8 saatlik bir uykunun vücut dengesini koruduğunu belirtiyor. Her kalp hastasının hastalığı gibi, reçetesinin de farklı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ulusoy, “Kişiselleştirilmiş bir planlama hayati önem taşıyor. Oruçlu kalp hastalarının en basit göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşaması durumunda tıbbi yardıma başvurması gerekiyor” şeklinde konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[KALP HASTALARI İFTARDA ‘KALP KRİZİ’ TEHLİKESİNİ GÖZ ARDI ETMESİN! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 08:14:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/kalp-hastalari-iftarda-kalp-krizi-tehlikesini-goz-ardi-etmesin-111540-20260317.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/kalp-hastalari-iftarda-kalp-krizi-tehlikesini-goz-ardi-etmesin-111540-20260317.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/kalp-hastalari-iftarda-kalp-krizi-tehlikesini-goz-ardi-etmesin-111540-20260317.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HORLAYAN ÇOCUKLARDA SORUNUN NEDENİ GENİZ ETİ OLABİLİR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-72737.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-72737.html</link>
                    <description><![CDATA[Çocukluk çağında sık enfeksiyon geçiren, geceleri horlayan ya da ağzı açık uyuyan çocuklarda geniz eti büyümesi önemli bir etken olabiliyor. Çoğu zaman “basit bir burun tıkanıklığı” olarak değerlendirilen bu durum, erken fark edilmediğinde hem fiziksel gelişimi hem de okul performansını etkileyebiliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Uzmanlar, halk arasında “geniz eti” olarak bilinen yapının görevini burundan giren mikroplara
karşı savunma oluşturmak şeklinde tanımlıyor. Ancak çocukluk çağında sık görülen geniz eti
büyümesinin hafife alınmaması gerekiyor. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz
Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, ailelerin bu sorunun belirtileri
konusunda bilinçli olması gerektiğini söyleyerek önemli uyarılarda bulunuyor.
Okul başarısını etkileyebiliyor
Geniz eti büyümesi yalnızca solunum yollarını değil, çocuğun bilişsel ve akademik
performansını da etkileyebilir. Gece boyunca yeterli ve kaliteli uyuyamayan, sık apne atakları
yaşayan çocuklarda kandaki oksijen seviyesinin düşmesi; dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü
ve konsantrasyon sorunlarına yol açabilir. Gün içinde yorgun, huzursuz ve isteksiz görünen
çocuklarda okul başarısında belirgin düşüş yaşanabilir. Bu nedenle sık hastalanan, horlayan,
ağzı açık uyuyan ya da öğretmenlerinden dikkat dağınıklığına yönelik geri bildirim alınan
çocukların bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşır. Erken tanı
ve uygun tedavi ile hem çocuğun sağlıklı gelişimi hem de okul performansı belirgin şekilde
iyileştirilebilir.
Belirtileri bilmek önem taşıyor
Geniz eti genellikle 4–7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşır ve ilerleyen yaşlarda küçülme
eğilimi gösterir. Ancak pasif sigara maruziyeti, alerjik hastalıklar ve özellikle kreş çağındaki
çocuklarda sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle bu doku büyüyebilir.
Büyümüş geniz eti genellikle horlama, ağızdan nefes alma, sürekli ağız açık dolaşma, burun
tıkanıklığı ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Bunun yanı sıra sık orta kulak
iltihabı, kulakta sıvı birikimi ve buna bağlı işitme kaybı görülebilir. Bazı çocuklarda ağızdan
salya akması ve sık bademcik enfeksiyonu da tabloya eşlik edebilir.
Yüz ve diş gelişimin etkileyebiliyor
Uzun süre tedavi edilmeyen geniz eti büyümesi, diş ve damak gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Damakta kubbeleşme, dişlerde düzensizlik ve ön üst dişlerin öne doğru çıkması gibi sorunlar
gelişebilir. Halk arasında “dişlek” olarak tarif edilen yüz görünümü oluşabilir. Bu değişiklikler
çocuğun hem estetik hem de fonksiyonel gelişimini etkileyerken ileriki dönemlerde psikolojik
olarak da sorun yaratabilir.
Ameliyat için 3 yaş ve sonrası ideal
Geniz eti büyümesi ciddi solunum sıkıntısı, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, işitme kaybı
veya uyku apnesine yol açıyorsa cerrahi tedavi gündeme gelir. Tıbben 1 yaşından itibaren
ameliyat mümkün olmakla birlikte, zorunlu bir durum yoksa genellikle 3 yaş ve sonrasında
planlama yapılması daha uygundur. Günümüzde modern anestezi teknikleri sayesinde
operasyonlar güvenli şekilde gerçekleştirilmektedir.

Ameliyat oldukça kısa sürüyor
Genel anestezi altında yapılan geniz eti ameliyatı yaklaşık 15-20 dakika sürer ve ağız
içinden, endoskop yardımıyla gerçekleştirilir; dışarıdan herhangi bir kesi yapılmaz.
Operasyon sonrası hasta genellikle bir gece gözlem altında tutulur. İlk günlerde ödeme bağlı
geçici horlama görülebilir ancak bu durum kısa sürede azalır. Genellikle 3–5 gün boyunca
soğuk ve yumuşak gıdalar önerilir. Hasta 1 hafta gibi kısa bir sürede günlük yaşamına
dönebilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[HORLAYAN ÇOCUKLARDA SORUNUN NEDENİ GENİZ ETİ OLABİLİR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 08:49:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-115022-20260312.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-115022-20260312.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-115022-20260312.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-72594.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-72594.html</link>
                    <description><![CDATA[Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. İçe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi gibi fiziksel belirtilerin de önemli bir işaret olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Mutlaka ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışılmalıdır” dedi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Madde kullanım bozukluğu belirtileri, davranış değişiklikleriyle ortaya çıkıyor

İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, Yeşilay Haftası kapsamında madde ve alkol bağımlılığı, tedavi yöntemleri ve bağımlılıkla mücadele konusunda bilgiler verdi.

Madde bağımlılığı, ruhsal bir bozukluktur

Madde kullanımının bir ruhsal bozukluk olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “En son uluslararası kabul edilen Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına göre (DSM-5), “kötüye kullanım” ve “bağımlılık” ayrımı kaldırılmış; bunlar tek bir başlık altında, hafif, orta ve ağır düzey olarak sınıflandırılmıştır. Madde kullanım bozukluğu, klinik olarak belirgin bozulmaya veya sıkıntıya yol açan, sorunlu bir madde kullanım örüntüsü ile karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu bozukluk; bilişsel, davranışsal ve fizyolojik belirtilerle seyreder ve kişinin madde kullanımını kontrol etme kapasitesinde azalma ile tanımlanır” dedi.

Bağımlılığın kriterleri var

Halk arasındaki bilinir haliyle madde (uyuşturucu) bağımlılığı diyebilmek için bazı kriterlerin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılık yapıcı bir maddenin planlanandan daha fazla ya da uzun süreli kullanımı, maddeyi bırakma veya azaltma girişimlerine rağmen başarısız olunması, madde temini ve kullanımına aşırı zaman ayrılması tanı kriterlerinin başında gelmektedir. Madde kullanımına karşı şiddetli istek (craving) duyulması, iş, okul ve aile sorumluluklarında aksamaya neden olması ve yaşanılan sosyal sorunlara rağmen kullanımı sürdürme çabasının olması tanı konulmasında önemli kriterler arasında yer almaktadır” dedi.

Son bir yıl içinde en az ikisi varsa bağımlılık tanısı konulabilir

Prof. Dr. Hülya Ensari, madde bağımlılığı tanı kriterleri arasında her geçen gün daha fazla madde alımına ihtiyaç göstermek yani tolerans gelişimi olması ve maddenin alınmadığı zamanlarda maddeye özel yoksunluk belirtileri yaşanmasının da yer aldığını belirterek “Son bir yıl içinde tüm bu sayılanlardan en az ikisi bile bulunuyorsa madde bağımlılığı tanısı için yeterli olmaktadır” diye konuştu. Prof. Dr. Hülya Ensari, tanı koyarken de belirtilerin şiddetine göre hafif, orta ve ağır düzeyde bağımlılık şeklinde sınıflandırma yapıldığını söyledi. &nbsp; &nbsp;

Bağımlılık, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir hastalık

Bağımlılığın yalnızca davranışsal değil, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir beyin hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılıkta özellikle mezolimbik dopamin sistemi etkilenmekte, tekrar eden kullanım nöroadaptasyona ve kompulsif davranış örüntüsüne yol açmaktadır” dedi.

Bağımlılık yapıcı maddeler

Prof. Dr. Hülya Ensari, DSM-5’e göre madde kullanım bozukluklarının farklı farmakolojik gruplar altında sınıflandırıldığını belirterek bunları şöyle sıraladı:

1. Tütün (Nikotin): Yüksek bağımlılık potansiyeline sahiptir. Dopamin salınımını artırır ve yoksunluk belirtileri belirgindir.

2. Alkol:&nbsp;GABAerjik sistemi güçlendirir, glutamaterjik sistemi baskılar. Tolerans ve yoksunluk gelişir.

3. Opiyatlar (Opioidler):&nbsp;Morfin, eroin, kodein, metadon vb. µ-opioid reseptör agonistleridir. Yüksek bağımlılık ve ciddi yoksunluk riski taşır.

4. Uyarıcılar (Stimülanlar): Amfetamin, kokain, MDMA; dopamin ve noradrenalin artışı yapar. Psikotik belirtiler gelişebilir.

5. Sedatif-Hipnotikler: Barbitüratlar, benzodiazepinler; GABA üzerinden etki eder. Ani kesilme nöbet riski oluşturabilir.

6. Halüsinojenler: LSD, psilosibin vb.; serotonerjik sistem üzerinden algı değişikliklerine yol açar.

7. Uçucu Maddeler: Tiner, benzen, yapıştırıcılar; özellikle ergenlerde nörotoksisite riski taşır.

8. Kannabis:&nbsp;THC içeriği ile algı ve bilişsel işlevleri etkiler; yatkın bireylerde psikoz riskini artırabilir.

9. Diğer Maddeler: PCP, ketamin, GHB, anabolik steroidler ve nitritler farklı mekanizmalarla bağımlılık riski taşır.

Alkol kullanım bozukluğu, ruhsal hastalıklarla eş zamanlı seyredebiliyor

Alkol kullanım bozukluğunun DSM-5’e göre; alkolün problemli bir kullanım örüntüsü ile klinik olarak belirgin bozulma ya da sıkıntıya yol açması durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tanı ölçütleri madde kullanım bozukluğu ile paraleldir ve yine son 12 aylık dönem esas alınır. Alkol kullanım bozukluğunda genetik yatkınlık, erken yaşta başlama, erkek cinsiyet (epidemiyolojik olarak daha yüksek oran), eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, travma öyküsü, yüksek stres düzeyi risk faktörleri arasında sayılabilir. Alkol kullanım bozukluğu, sıklıkla depresyon ve anksiyete bozuklukları ile eş zamanlı seyretmektedir” dedi.

Aileler madde bağımlılığında bu belirtilere dikkat etmeli&nbsp; &nbsp; &nbsp;

Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış, son zamanlarda içe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi vb. fiziksel belirtiler görülmesi halinde ailelerin aklına madde kullanımı ihtimali gelmelidir. Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Ancak kesin tanı klinik değerlendirme ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından konur. Suçlayıcı değil destekleyici bir iletişim yaklaşımı erken müdahale açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu.

Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli yaklaşım gerektiriyor

Madde kullanım bozukluğunun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli bir yaklaşım gerektirir. Tıbbi değerlendirme ve detoksifikasyon, farmakolojik tedaviler (maddeye özgü), bilişsel davranışçı terapiler, motivasyonel görüşmeler, aile terapileri, grup terapileri, rehabilitasyon ve relaps önleme programları ile bireyin ihtiyacına özgü tıbbi ve psikolojik takip, tedavi ve rehabilitasyon planlanır. Yine bireyin ihtiyacına özel sosyal, ekonomik, barınma ve iş desteği kurumlararası iş birliği ile sağlanarak madde kullanım bozukluğu olan bireyin damgalanmadan, toplumla bütünleşmesi hedef alınır. Nüks görülebilir; bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez; hastalığın kronik doğasının bir parçası olduğunu kabul edip; tedavi ve rehabilitasyon sürecine devam edilir” diye konuştu.

Madde bağımlılığının önlenmesinde ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Öncelikle aile içinde açık ve güvenli iletişimin temelleri atılmalıdır. Çocuğun/gencin kendisini ifade etmesine imkân sağlanmalıdır. ‘Hayır’ diyebilme becerisinin geliştirilmesi önemlidir. Bunların yanı sıra stres yönetimi, stresle sağlıklı baş etme yöntemi olarak spor, sanat ve güvenli sosyal etkinliklere yönlendirme etkili yöntemler arasında yer almaktadır” dedi.

Yaşam becerileri erken yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır

Erken yaşta yaşam becerileri eğitiminin kazandırılmasının da madde bağımlılığının önlenmesinde etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Özellikle ergenlik döneminde yargılayıcı, eleştirici yaklaşımdan uzak; aşırı koruyucu kollayıcı da olmadan, ilişkilerde sınır koymasını bilen, arkadaş seçimine özen gösteren, özgüvenli, aile bağları güçlü bireyler yetiştirmek ailelerin birincil görevi olmalıdır” diye konuştu.

Aileden başlayarak topluma da önemli görevlerin düştüğünü belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Toplum olarak iyi birer rol model olma sorumluluğunu üstlenmemiz gerekiyor. Evde önce aile, sonra okulda öğretmenler bu rolü üstlenirken; artık sosyal medya kullanıcısı olarak hepimiz ve özellikle de medya iletişim kanallarında bağımlılık yapıcı maddeleri özendirici reklam, tutum ve davranışlardan uzak olmak gerekiyor. Madde ve alkol kullanım bozuklukları; biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin etkileşimi ile ortaya çıkan kronik beyin hastalıklarıdır. Erken tanı, damgalamanın azaltılması, önleyici toplum temelli programlar ve erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri bağımlılıkla mücadelede temel stratejilerdir” dedi.

Bağımlılıkla topyekûn mücadele gerekiyor

Uyuşturucu madde ve alkol kullanım bozukluğu ile mücadelede toplumsal desteğin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı:

“Koruyucu önlemlerden sonra erken müdahale için damgalama ile mücadele, bağımlılığın irade sorunu olmaktan çıkıp; kronik bir beyin hastalığı olduğu bilincinin topluma yayılması son derece önemlidir. Bağımlılığın her türlüsünün tedavi edilebilir bir durum olduğu bilinci ile topyekûn mücadele yapılmalıdır. Bunun için Alo 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı, aile hekimlikleri, sağlıklı yaşam merkezleri, en yakın devlet hastanesindeki ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı poliklinikleri, AMATEM, ÇEMATEM, YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi)’ne başvurabilir; danışmanlık ve destek alabilirsiniz.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 07:35:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-103702-20260304.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-103702-20260304.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-103702-20260304.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kolon kanserinde erken  teşhis hayat kurtarıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-72552.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-72552.html</link>
                    <description><![CDATA[Kolorektal kanserlerin hem dünyada hem de ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasında olduğu belirtildi. Ülkemizde erkek ve kadınlarda üçüncü sırada bulunan kolorektal kanserde dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka tespit edildiği vurgulandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mart ayı “Kolorekral (Kalın Bağırsak) Kanser Farkındalık Ayı” nedeniyle, Adana İl Sağlık Müdürlüğü’nün internet sitesinde şu uyarıcı bilgilere yer verildi:

“Kolon, ince bağırsağın bitiminden başlayıp anüs ile sonlanan tüp şeklinde bir organdır ve kalın bağırsağın büyük kısmını oluşturur. Kalın bağırsak; kolon ve rektumdan meydana gelir. Kolorektal kanser, kolon veya rektum dokusundan kaynaklanan kanserlerin genel adıdır. Bağırsak hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişir; ilerleyen evrelerde çevre dokulara ve vücudun diğer bölgelerine yayılabilir.
Kolon ve rektum, kanser öncesi lezyonlar (özellikle polipler) açısından sık tutulan ve endoskopik yöntemlerle değerlendirilebilen organlardır. Bu nedenle kolorektal kanser, gelişmeden önce önlenebilen ve erken evrede saptanabilen kanser türleri arasında yer almaktadır. Polip ve erken dönem kanserler çoğu zaman belirti vermediğinden, tarama programları hayati önem taşır. Tarama sayesinde kansere dönüşmemiş polipler tespit edilerek kanser riski azaltılmakta, erken evrede tanı konularak tedavi başarısı artırılmaktadır. Kalın bağırsak kanseri, ülkemizde yürütülen ulusal kanser tarama programı kapsamında yer almaktadır.
Kolorektal kanserler hem dünyada hem de ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasındadır. Ülkemizde erkeklerde ve kadınlarda üçüncü sırada yer almaktadır. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka görülmekte ve 900 binden fazla kişi hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise yılda yaklaşık 20 bin yeni vaka tespit edilmekte, yaklaşık 8 bin kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirmektedir.
Görülme sıklığı Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya gibi bölgelerde daha yüksektir. Beslenme alışkanlıkları, çevresel faktörler ve genetik yatkınlık bu farklılıkta rol oynamaktadır. Hastalık 40 yaş altında nadir görülürken, 50 yaş ve sonrasında belirgin artış göstermekte; vakaların yaklaşık %85’i 50 yaş ve üzerindeki bireylerde ortaya çıkmaktadır.
Mart ayı, “Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanser Farkındalık Ayı” kapsamında; toplumsal bilinci artırmak, taramanın önemine dikkat çekmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla çeşitli etkinliklerin düzenlendiği özel bir dönemdir.
Kolorektal Kanser Risk Faktörleri:
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Aşırı kilolu veya obez olmak,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Fiziksel olarak aktif olmamak,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Fazla miktarda işlenmiş gıda tüketimi, (sosis, salam, şekerli/gazlı içecekler, fastfood besinler, paketli cips vb.)
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Alkol kullanımı,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cinsiyet (hem insidans hem de ölüm oranları erkeklerde kadınlara göre önemli ölçüde daha yüksektir.)
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; İleri yaş,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kişide kalın bağırsak poliplerinin varlığı,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kişide inflamatuvar bağırsak hastalığı öyküsünün varlığı,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ailede kalın bağırsak polipleri veya kolorektal kanser öyküsünün olması,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kalıtsal bir sendromun varlığı (Lynch Sendromu, adenomatöz polipozis sendromları, Kistik Fibrozis vb.)
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bazı endokrin hastalıklar (Tip 2 diyabet, Akromegali vb.)
Kolorektal Kanser Belirtileri Nelerdir?
Kolorektal kanser belirtileri, tümörün bağırsaktaki konumuna ve vücudun başka yerlerine yayılıp yayılmadığına (metastaz) göre farklı belirtiler gösterebilir fakat hiçbir belirti vermeden de oluşabilir. Belirti göstermesi durumunda bulunduğu bölgeye göre farklı şikayetlere sebep olur. Belirtilerin net olmaması, hastalığın sinsi ilerleyişi sebebiyle tarama programları özellikle önem arz eder.
Görülebilecek belirtiler genel olarak şunlardır:
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; İstemsiz kilo kaybı
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Uzun süren kabızlık, ishal
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Dışkılama alışkanlığında değişiklik
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kansızlık (anemi), halsizlik
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Gaz sancısı, kramp şikayetleri
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ağrılı dışkılama
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Dışkı renginde değişiklik
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Dışkıda kan görülmesi ya da dışkılamadan sonra makattan kan gelmesi
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bağırsağın tam olarak boşalmadığını hissetmek
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kitle
Bu belirtiler başka bağırsak hastalıklarında da görülebilir her semptom kanser olduğunu göstermez.
Kolorektal Kanserde Tarama Neden Önemli?
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kolorektal kanserler çoğu kez belirti vermeden uzun süre ilerlerler. Bu yüzden amaç belirtiler ortaya çıkmadan önce kanseri,&nbsp; polipleri erken dönemde saptamaktır.
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Polipler genellikle kanserleşmeden önce ortaya çıkar. Bu polipler erkenden tanımlanıp çıkarılırsa, kanser gelişimi engellenebilir.
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Tarama sayesinde hem kanser önlenebilir, hem de mevcut kanser erken evrede yakalanarak tedavisi daha etkin hale gelir.
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Özellikle dışkıda gizli kan pozitif olan kişilerde kolonoskopiyle kanserleşmemiş polipler tespit edilip çıkarılır, bu da kolorektal kanser riskini ciddi şekilde azaltır.
Ülkemizde “Kolorektal Kanser Taraması Ulusal Standartları” gereği Gaitada Gizli Kan kiti yardımıyla hızlı, pratik ve güvenilir bir şekilde 2 yılda bir olarak tarama yapılmaktadır. Tarama kapsamında bu yaş grubundaki kişilere ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Son iki Gaitada Gizli Kan Testi negatif olan 70 yaşındaki kadın ve erkeklerde tarama kesilmelidir. Tarama sonucunda Gaitad Gizli Kan Testi (GGKT) pozitif olan kişiler ileri tetkik amacıyla ikinci/üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmektedir. Birinci derece akrabalarında kolorektal kanser veya adenomatöz polip, ülseratif kolit, crohn hastalığı ya da kalıtsal polipozis veya polipozis dışı sendrom öyküsü olan bireylerde 40 yaşından itibaren taranması önerilir.
Kolorektal Kanser Taraması ÜCRETSİZ olarak:
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Aile Sağlığı Merkezleri (ASM),
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM),
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM),
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Mobil kanser tarama araçları (Mobil KETEM) aracılığıyla sağlanmaktadır.
Kolorektal Kanser Tanısı ve Tedavisi Nasıldır?
Tanı:
Kolorektal kanser için tanı yöntemleri arasında fizik muayene, görüntüleme(ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR), PET vb.)veya kolonoskopi ile kolonun iç kısmının incelenmesi; histopatolojik inceleme için doku örneği alınması (biyopsi) ve en iyi tedavi seçeneğini belirlemek için spesifik genetik mutasyonları veya biyobelirteçleri tanımlamak amacıyla moleküler testler yer almaktadır.
Tedavi:
Kolon ve rektum kanseri tedavileri, kanserin türüne, ilerleme durumuna ve kişinin tıbbi geçmişine bağlıdır. Kolon ve rektum kanserinin erken teşhisinde, daha iyi tedavi ve sonuç alınır.
Kolorektal Kanser Riskinizi Azaltmak İçin:
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kolorektal kanser taramanızı zamanında yaptırınız,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Günde 30-60 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapınız,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; İşlenmiş gıda tüketimini azaltınız ve daha fazla taze sebze, meyve ve tam tahıllı ürün tüketiniz.
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Normal vücut ağırlığınızı koruyunuz,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sigara ve alkol kullanmayı bırakınız,
•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Şüpheli ya da olağan dışı bir durumda Aile Hekiminize başvurunuz.
“Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır”, “Taramanı Yaptır Kanseri Engelle”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Kolon kanserinde erken  teşhis hayat kurtarıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 07:34:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-103547-20260301.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-103547-20260301.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-103547-20260301.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SANKO OKULLARI’NIN TENİS BAŞARISI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-sanko-okullarinin-tenis-basarisi-72531.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-sanko-okullarinin-tenis-basarisi-72531.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Okulları, Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen

“Okul Sporları Genç Kız ve Erkek İl Tenis Müsabakası”nda Genç Erkek Takımıyla il
birincisi olurken, Genç Kız Takımıyla il ikincisi oldu.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mehmet Şimşek Tesislerinde düzenlenen müsabakada, Samet Çupurbaş, Mehmet

Eren Parlak, Berke Almacıoğlu, Mehmet Selim Mutafoğlu, Demir Arslan, Eymen
Özyaşar, Mehmet Kıvanç Tosun ve İlyas Batuhan Özkan’ndan oluşan SANKO
Okulları Genç Erkek Tenis Takımı il birincisi oldu.
Doğa Arslan, Eylül Kurt, Zeynep Sayın, Simge Köybaşı, Alara Baytar, Nisa
Yılankırkan, Nur Zorkirişci, Mina Özkarslı ve Derin Yıldırım’dan oluşan Genç Kız
Tenis Takımı ise il ikincisi olma başarısı gösterdi.
SANKO Okulları Genel Müdürü Fırat Mümtaz Asyalı, öğrencilerini ve emeği geçen
öğretmenini kutlayarak Genç Erkek Takımına bölge şampiyonasında başarılar diledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SANKO OKULLARI’NIN TENİS BAŞARISI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullarinin-tenis-basarisi-111923-20260227.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullarinin-tenis-basarisi-111923-20260227.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullarinin-tenis-basarisi-111923-20260227.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SANKO Holding’de CEO Görevine Cantekin  Dinçerler Atandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-sanko-holdingde-ceo-gorevine-cantekin-dincerler-atandi-72511.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-sanko-holdingde-ceo-gorevine-cantekin-dincerler-atandi-72511.html</link>
                    <description><![CDATA[120 yılı aşkın köklü sanayi geçmişi, çok sektörlü üretim gücü ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren SANKO Holding, kurumsal
yapısını daha da güçlendirme vizyonu ve stratejik hedefleri doğrultusunda Yönetim Kurulu kararıyla Cantekin Dinçerler’i 23 Şubat 2026 tarihi itibarıyla
CEO olarak görevlendirmiştir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dinçerler, farklı sektörlerde edindiği üst düzey yönetim tecrübesiyle grubun öncelikleri

çerçevesinde operasyonel uyum ve koordinasyonun güçlendirilmesi ile süreçlerin etkin
şekilde yürütülmesinden sorumlu olacak.
1971 yılında Ankara’da doğan Cantekin Dinçerler, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik
Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuş; Bilkent Üniversitesi’nde aynı alanda yüksek
lisansını tamamlamıştır. Finans alanında MBA ve doktora derecelerini Texas McCombs School
of Business’tan almıştır.
Profesyonel kariyerine ABD’de Enron’da başlayan Cantekin Dinçerler, ardından McKinsey &amp;amp;
Company ve Oliver Wyman’da partner olarak görev yapmıştır. 2013–2023 yılları arasında
Koloğlu Holding’de CEO olarak görev almış, Haziran 2023 – Ocak 2026 döneminde ise Polisan
Holding’de İcracı Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO olarak görev yapmıştır.

Dinçerler, evli ve iki çocuk babasıdır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SANKO Holding’de CEO Görevine Cantekin  Dinçerler Atandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:38:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-holdingde-ceo-gorevine-cantekin-dincerler-atandi-123934-20260226.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-holdingde-ceo-gorevine-cantekin-dincerler-atandi-123934-20260226.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-holdingde-ceo-gorevine-cantekin-dincerler-atandi-123934-20260226.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RAMAZAN’DA ARTAN AĞIZ KOKUSUNA KARŞI NE YAPILMALI?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-ramazanda-artan-agiz-kokusuna-karsi-ne-yapilmali-72510.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-ramazanda-artan-agiz-kokusuna-karsi-ne-yapilmali-72510.html</link>
                    <description><![CDATA[Ramazan ayında oruç tutan bireylerin yaşadığı uzun süreli açlık ve susuzluk, artan ağız kokusuna neden olabiliyor. Sorunun nedeni ise tükürük akışının azalmasına dayanıyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çünkü tükürük, ağız içini temizleyen ve bakteri oluşumunu dengeleyen doğal bir savunma
mekanizması olarak görev yapıyor. Uzun süre su içilmediğinde ise tükürük miktarı azalarak
bakterilerin daha hızlı çoğalmasına ve koku oluşmasına zemin hazırlıyor.
Kimi bireylerde Ramazan sürecinde ortaya çıkan ağız kokusunun çoğunlukla fizyolojik
nedenlere dayandığını ve aslında geçici bir durum olduğunu belirten Medline Adana
Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ,
düzenli bakım ve bilinçli yaklaşım ile bu sorunun büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini
söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.
Açlık süreci ve bakteri aktivitesi
Ağız kokusunun büyük kısmı dil yüzeyinde ve diş aralarında biriken bakterilerden
kaynaklanır. Bu bakteriler, protein artıklarını parçalayarak uçucu sülfür bileşikleri üretir ve bu
da kötü kokuya neden olur. Oruç süresince ağız kuruluğu arttığından bu bakteriyel aktivite
daha belirgin hale gelir. Sahurda diş fırçalandıktan sonra gün boyunca yeni bir temizlik
yapılmaması ve su tüketilememesi, ağız florasının değişmesine neden olur. Özellikle dil
temizliği ihmal ediliyorsa, bu durum daha belirgin hissedilir. Oysa ağız kokusunun önemli bir
kısmı da dil yüzeyindeki bakteri birikiminden kaynaklanır. Düzenli yapılacak temizlikle ciddi
oranda azalma sağlanabilir.
Mide sorunları kaynaklı da olabilir
Toplumda yaygın bir inanışın aksine, ağız kokusunun büyük bölümü mide kaynaklı değil, ağız
içi kaynaklıdır. Ancak reflü ve gastrit gibi mide sorunları olan kişilerde iftar sonrası şikâyetler
artış gösterebilir. Mide asidinin yemek borusuna kaçması, ağızda ekşi ve kötü bir tat
oluşmasına yol açabilir. Fakat bu durum tüm ağız kokularının nedeni değildir. Kronik ve
şiddetli ağız kokusunda mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir.
Sinüzit ve geniz akıntısı göz ardı edilmemeli
Ağız kokusu yalnızca diş aralarındaki bakterilerden kaynaklı olmayabilir. Konik sinüzit ve
geniz akıntısı da istenmeyen kokuya yol açabilir. Geniz bölgesinde biriken enfekte
sekresyonlar da (vücut dışına atılması gereken sıvılar), özellikle sabah saatlerinde daha
yoğun bir kokuya neden olabilir.
Geçmiyor ise doktora başvurulmalı
Ağız kokusunun sürekli ve şiddetli olduğu durumlarda sorun geçici olmayabileceğinden; diş
çürüğü, diş eti hastalığı, bademcik taşı, geniz akıntısı veya kronik sinüzit gibi altta yatan
nedenlerin araştırılması gerekir. Özellikle diş eti kanaması, ağız içinde yara veya uzun
süredir geçmeyen kötü koku varsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması önemlidir.

**************************************** KUTU BİLGİSİ *****************************************
Ağız kokusu için ne yapılabilir?
 Sahur ve iftardan sonra dişlerinizi en az iki dakika fırçalayın
 Diş ipi kullanılarak diş aralarını temizleyin
 Dil yüzeyini dil temizleyici ile nazikçe temizleyin
 Sahurda aşırı şekerli ve yoğun baharatlı gıdalar tüketmekten kaçınının
 İftar ve sahur arasında bol miktarda su tüketin
 Koku Ramzan’dan sonra da devam eder ise bir doktora başvurun
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[RAMAZAN’DA ARTAN AĞIZ KOKUSUNA KARŞI NE YAPILMALI? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:35:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazanda-artan-agiz-kokusuna-karsi-ne-yapilmali-123717-20260226.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazanda-artan-agiz-kokusuna-karsi-ne-yapilmali-123717-20260226.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazanda-artan-agiz-kokusuna-karsi-ne-yapilmali-123717-20260226.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SANKO OKULLARI VEX IQ ROBOT YARIŞMASINDA İKİ BİRİNCİLİK KAZANDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-sanko-okullari-vex-iq-robot-yarismasinda-iki-birincilik-kazandi-72476.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-sanko-okullari-vex-iq-robot-yarismasinda-iki-birincilik-kazandi-72476.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Okulları, VEX IQ Robot Yarışmasında iki kategoride bölge birinciliği kazandı.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SANKO Okulları, İstanbul İELEV Okulları Çekmeköy Kampüsünde düzenlenen yarışmaya, Selim Mete Özcan, Ömer Faruk Kasapbaşı, Deniz Talha Uçar ve Ozan Çörekçioğlu danışman öğretmenleri Fatih Mehmet Günaydın rehberliğimde oluşan Bequickly Takımı ile katıldı.

SANKO Okulları öğrencileri; Türkiye’den kırk takımın katıldığı “VEX IQ Mix and Match” temalı yarışmada, Team Work kategorisi ve Drive Skills kategorisinde bölge birincisi olarak önemli başarıya imza attı.

SANKO Okulları Genel Müdürü Fırat Mümtaz Asyalı, iki kategoriden oluşan yarışmada öğrencilerinin her iki kategoride de birinci olmasından gurur duyduklarını ifade etti.

Asyalı, yarışmaya katılan öğrencileri ve danışman öğretmenleri Fatih Mehmet Günaydın’ı kutlayarak, 28 Şubat 2026 – 1 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Türkiye Finallerinde başarılar diledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SANKO OKULLARI VEX IQ ROBOT YARIŞMASINDA İKİ BİRİNCİLİK KAZANDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 10:50:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullari-vex-iq-robot-yarismasinda-iki-birincilik-kazandi-135051-20260224.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullari-vex-iq-robot-yarismasinda-iki-birincilik-kazandi-135051-20260224.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullari-vex-iq-robot-yarismasinda-iki-birincilik-kazandi-135051-20260224.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın önemi vurgulandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-cocuklarda-yetiskinlerde-ve-saglik-calisanlarinda-asilamanin-onemi-vurgulandi-72475.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-cocuklarda-yetiskinlerde-ve-saglik-calisanlarinda-asilamanin-onemi-vurgulandi-72475.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “2. Aşı ve Aşılamanın Önemi Günleri Sempozyumu”nda aşıyla önlenebilen hastalıkların yanı sıra çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın koruyucu etkilerine dikkat çekildi. Sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahseden İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini söyledi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Creative Lab.'da gerçekleştirilen sempozyumun moderatörlüğünü yapan&nbsp;İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur,&nbsp;her yıl 1 milyondan fazla çocuğun aşıya erişemediği için aşıyla korunulabilen hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.

Aşılama oranlarının düşmesinde aşı karşıtlığındaki artışın etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Dünya Sağlık Örgütü’nün insanlığı tehdit eden 10 önemli faktör arasında yer verdiği, aşı karşıtlığı önemli bir yer tutuyor. Özellikle bu sorunun dünyada yaygınlaştığını görmekteyiz, ülkemizde de benzer bir durum söz konusu. Ülkemizde 2010’lu yıllarda 100 aile çocuklarını aşılatmak istemezdi. Çocuğunun aşılanmasını istemeyen aile sayısı 2025’te 100 bini aştı, bu çok olumsuz bir durum” dedi.

Aşılama oranlarının düşüşüyle beraber kızamık salgınları ortaya çıkıyor

2022‘de yapılan bir yayından örnek veren Prof. Dr. Selim Badur, “1 yaş altı çocuklarda aşılama oranlarında Türkiye yüzde 95 gibi iyi bir yerde. Bu da son zamanlarda azalmakta ve kızamık salgınları ortaya çıkıyor. Çocuklarda nispeten yüksek olan aşılama oranları erişkin aşılamalarına bakılınca yüzde 6’lar civarında olduğunu görüyoruz” dedi.

Erişkinlerde aşılama oranları düşük seviyede

Erişkin aşılamasının da çok önemli olmasına rağmen aşılama oranlarının çok düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, yapılan bazı çalışmalarda tetanoz, Hepatit B, özellikle influenza, pnömokok aşılama oranlarının da oldukça düşük seviyelerde olduğunu söyledi.

Aşılanma konusunda bilinçlenmenin sağlanması ve aşı konusunda önyargı ve yanlış bilgilerin yayılmasının önlenmesinde bilimsel toplantıların önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, bu sempozyumun da bu anlamda önemli olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Selda Hançerli, çocukluk çağı aşılamasının önemini anlattı

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Hançerli, ulusal çocukluk çağı aşıları ile aşılamanın çocuk sağlığı üzerindeki koruyucu etkilere değindi. Aşının sadece hastalıkları önlemede değil, hastalıkların sonuçlarından da koruduğunu belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Aşılama yani bağışıklama, immünolojik ajanlarla hastalıkların yok edilmesidir. Korunabilir hastalıkların ortaya çıkışını engellediğiniz zaman hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin de önüne geçiyoruz” dedi.

Boğmaca, Hepatit B, kızamık, kızamıkçık, suçiçeği, difteri, tetanoz ve kabakulak gibi pek çok hastalığın aşılama sayesinde önlenebildiğini belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Şu anda tüm dünyada eridike edilmiş kanıtlanmış tek hastalık çiçek hastalığı. Aşılama sayesinde bir hastalık dünyadan yok oldu. Aşılama sayesinde amacımız bu hastalıkların eksilmesini sağlamak” dedi. Prof. Dr. Selda Hançerli ergenlik dönemindeki aşılamanın da çok önemli olduğunu vurguladı.

Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen: “Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle 42 bin yetişkin yaşamını yitiriyor”

Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Şehir Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, erişkin aşılamasının önemini vurguladı. Yetişkin aşılamasının son birkaç yıldır hayatımızda olduğunu belirten Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, bu farkındalığın özellikle pandemi döneminde arttığının altın çizdi. Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle ABD’de her yıl 300 çocuk ölürken 42 bin yetişkinin öldüğünü ifade eden Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, “Çocukluk döneminde yapılan aşıların koruyuculuğunun erişkinlik döneminde etkisini kaybetmesi nedeniyle erişkinlerde aşılama büyük önem taşıyor” dedi. Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, tetanoz, boğmaca, difteri, influenza, pinomokok, zatürre ve zona aşılarının yetişkinlerde önleyici etkilerini anlattı.

Prof. Dr. Dilek Toprak: &nbsp;“Sağlık çalışanlarının aşılanması çok önemli”

İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak ise sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahsetti. Sağlık çalışanları için temel aşı takvimi hakkında bilgi veren &nbsp;Prof. Dr. Dilek Toprak, Hepatit A, Hepatit B, influenza, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeği ve meningokok aşılarının yaptırılması gerektiğini söyledi.

Sağlık çalışanları yılda bir kere influenza aşısı olmalı

Mevsimsel influenza aşısının yılda bir kere yaptırılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Dilek Toprak, tetanoz ve difteri aşılarının da önemli olduğunu, özellikle tetanoz aşısının 10 yılda bir yaptırılması gerektiğini kaydetti. Sağlık çalışanlarının ülke çapında gerçekleştirilen standart tarama ve bağışıklama programlarına alınması ve hastane yönetimleri tarafından aşı konusunda gerekli kolaylıkların sağlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın önemi vurgulandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 10:47:45 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/cocuklarda-yetiskinlerde-ve-saglik-calisanlarinda-asilamanin-onemi-vurgulandi-134917-20260224.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/cocuklarda-yetiskinlerde-ve-saglik-calisanlarinda-asilamanin-onemi-vurgulandi-134917-20260224.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/cocuklarda-yetiskinlerde-ve-saglik-calisanlarinda-asilamanin-onemi-vurgulandi-134917-20260224.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RAMAZANDA BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZA DİKKAT EDİN!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-ramazanda-bagirsak-sagliginiza-dikkat-edin-72373.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-ramazanda-bagirsak-sagliginiza-dikkat-edin-72373.html</link>
                    <description><![CDATA[Ramazan ayı, beslenme alışkanlıklarının değiştiği ve vücudun yeni düzene uyum sağlamaya
çalıştığı özel bir dönemi ifade ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Öğün sayısının azalması, gün içinde su içilememesi ve
beslenme düzeninin değişmesi nedeniyle birçok kişi kabızlık sorunundan yakınıyor. Özellikle
sahurun atlanması, iftarda hızlı ve ağır yemek tüketimi, yeterince sebze-meyve yenmemesi
bağırsak hareketlerini yavaşlatabiliyor.
Kabızlık; karın şişkinliği, gaz, mide rahatsızlığı ve halsizlik gibi sorunlara yol açarak oruç
sürecini normalden daha zor bir hale getirebiliyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik
Diyetisyen Duygu Özbay, Ramazan’ı mümkün olduğunca rahat geçirmek için sindirim
sistemini destekleyen bir beslenme düzeni oluşturmak gerektiğini söyleyerek uyarı ve
önerilerde bulundu.
Sahuru atlamak bağırsakları yavaşlatabilir
Sahur, gün boyu enerjiyi korumanın yanı sıra bağırsakların düzenli çalışması açısından da
önemli bir öğündür. Sahura kalkmamak ya da sadece çay, su içip geçiştirmek uzun süre aç
kalınmasına neden olur ve sindirim sistemi daha da yavaşlar. Kabızlık yaşamamak için
protein, lif ve sağlıklı yağ dengesi sağlanmalıdır. Sahurda yapılacak doğru besin tercihleri,
kabızlık riskini önemli ölçüde azaltır.
Lifli beslenme kabızlığa karşı en etkili destektir
Kabızlıkla mücadelede en etkili yöntemlerden biri lif tüketimini artırmaktır. Lif, bağırsak
hareketlerini hızlandırarak dışkının daha kolay atılmasını sağlar. Beyaz ekmek, pirinç pilavı,
makarna gibi lif oranı düşük besinlerin fazla tüketilmesi kabızlığı artırabilir. Bunun yerine tam
buğday ekmeği, yulaf, bulgur, kuru baklagiller ve sebze yemekleri sofralarda daha sık yer
almalıdır. Ayrıca kabuklu meyveler ve salatalar da lif açısından oldukça zengindir.
Boıl su tüketimi ihmal edilmemeli
Kabızlığın en önemli nedenlerinden biri de yetersiz sıvı tüketimidir. Lifli beslenme tek başına
yeterli olmaz; lifin bağırsaklarda etkili olabilmesi için suya ihtiyaç vardır. İftar ile sahur
arasında en az 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Su yerine sadece çay-kahve
tüketmek doğru değildir çünkü bu içecekler vücuttan su atımını artırıp susuzluğu
derinleştirebilir. Bu nedenle özellikle sahurdan önce mutlaka yeterli miktarda su içilmelidir.
İftarda hızlı yemek kabızlığı artırabilir
İftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemek sindirimi zorlaştırır. İftara
çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir
yöntem olacaktır. Sofrada mutlaka sebze yemeği veya salata bulunmalı, ekmek ve pide
tüketimi ise kontrollü olmalıdır. Aşırı kızartma ve hamur işi tüketimi bağırsakları daha da
yavaşlatabilir.

Hareket ve yürüyüş bağırsakları çalıştırır
Ramazan’da kabızlık yaşamamak için sadece beslenme değil, günlük hareket de önemlidir.
İftardan 1-2 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüş bağırsak hareketlerini artırır
ve sindirimi rahatlatır. Gün boyu hareketsiz kalmak kabızlık riskini yükselteceği için mümkün
olduğunca aktif olunmalıdır.
Kuru kayısı ve yoğurt doğal destek sağlar
Kabızlık şikâyeti yaşayanlar için kuru kayısı, erik, incir gibi doğal lif kaynakları faydalı olabilir.
Özellikle sahurda 2-3 adet kuru kayısı tüketmek bağırsakları destekler. Ayrıca kefir ve yoğurt
gibi probiyotik içeren besinler de bağırsak florasını güçlendirerek sindirimi kolaylaştırır.
Gerekir ise bir doktora başvurun
Kabızlık şikâyeti birkaç gün içinde düzelmiyor, karın ağrısı ve şişkinlik gittikçe artıyorsa
mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Çözüm için bilinçsiz şekilde laksatif (müshil) kullanımının
ise bağırsak tembelliğini artırabileceği unutulmamalıdır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[RAMAZANDA BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZA DİKKAT EDİN! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:45:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazanda-bagirsak-sagliginiza-dikkat-edin-134628-20260217.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazanda-bagirsak-sagliginiza-dikkat-edin-134628-20260217.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/ramazanda-bagirsak-sagliginiza-dikkat-edin-134628-20260217.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇAĞIN HASTALIĞI DİJİTAL DEMANS: AŞIRI EKRAN KULLANIMI HAFIZAYI VE DİKKATİ NASIL ETKİLİYOR?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-cagin-hastaligi-dijital-demans-asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-nasil-etkiliyor-72372.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-cagin-hastaligi-dijital-demans-asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-nasil-etkiliyor-72372.html</link>
                    <description><![CDATA[Akıllı Telefonlar, tabletler ve genel internet kullanımı, günlük yaşamın bir parçası haline gelirken kontrolsüz ve uzun süre kullanımı zihinsel sağlık üzerindeki etkileri giderek daha fazla tartışılır oldu. Moodist Psikyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, son yıllarda literatürde sık sık yer bulmaya başlayan “dijital demans” kavramına dikkat çekerek özellikle çocuklar ve gençler için önemli riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan Uyarıyor: Dijital Cihazlar Hafızayı Sessizce Tehdit Ediyor.

Dijital demans; dijital teknolojilerin aşırı ve bilinçsiz kullanımı sonucunda ortaya çıkan, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, çoklu görev yapma ve bilişsel işlevlerde zayıflama gibi demans benzeri belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin bilişsel bozukluk gelişme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.

Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan’a göre dijital demans, özellikle akıllı telefonlar ve tabletlerle yoğun vakit geçiren bireylerde görülüyor. Bu kişiler zamanla:&nbsp;unutkanlık, odaklanma güçlüğü, çoklu görev yapamama, yeni bilgileri akılda tutmakta zorlanma&nbsp;gibi belirtiler yaşamaya başlıyor. Bu belirtiler, erken dönem demans semptomlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. Özcan,&nbsp;çocuk ve ergenlerin, gelişim çağında olmaları nedeniyle dijital demans açısından en riskli gruplar arasında yer aldığını vurguluyor.

Aşırı ekran kullanımı, kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyerek unutkanlığa yol açabiliyor. Uzun süre ekrana maruz kalmak, dikkat sürelerini kısaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. Psikolog Özcan, dijital cihazların bilgiyi hızlı ve zahmetsiz şekilde sunmasının, bireylerin problem çözme ve eleştirel düşünme gibi derin bilişsel süreçlere yeterince dahil olmamasına neden olabildiğini belirtiyor.

Ekran Süresi Beyni Nasıl Etkiliyor?

Aşırı ekran kullanımı, kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyerek unutkanlığa yol açabiliyor. Uzun süre ekrana maruz kalmak, dikkat sürelerini kısaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. Klinik Psikolog Özcan, dijital cihazların bilgiyi hızlı ve zahmetsiz şekilde sunmasının, bireylerin problem çözme ve eleştirel düşünme gibi derin bilişsel süreçlere yeterince dahil olmamasına neden olabildiğini belirtiyor. Bu durum sonucunda:&nbsp;eleştirel düşünme becerileri zayıflıyor, yaratıcılık azalıyor, sorun çözme kapasitesi düşüyor.

Ruhsal Değişimler ve Uyku Bozukluklarına Neden Oluyor

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan; “Dijital cihazlarla uzun süreli temas yalnızca bilişsel işlevleri değil, duygusal dengeyi de etkiliyor. Dijital demansa eşlik eden yaygın sorunlar arasında: ruh hali dalgalanmaları, sinirlilik, artan stres düzeyi yer alıyor. Ayrıca ekranlardan yayılan&nbsp;mavi ışık, uyku düzenini sağlayan melatonin hormonunun salgılanmasını baskılayarak uyku kalitesini düşürüyor.”diyor.

Özcan, “Literatüre giren çalışmalarda çok fazla ekran süresine maruz kalan kişilerin beyninde gri madde ve beyaz madde hacminin değiştiğine, azaldığına ulaşılmıştır. Bu durum ise kişide farklı ruh sağlığı bozukluklarının gelişme olasılığını artırabilir. Yine kişide yeni anıların oluşumunu ve öğrenme yeteneklerini zayıflatabilir.

Dijital Demans’dan Korunmak Mümkün mü?

Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, dijital demansı önlemenin en temel yolunun&nbsp;dijital kullanımı kontrol altına almak&nbsp;olduğunu vurguluyor. Bu noktada öne çıkan önerileri Dijital Detoks adımlarından oluşuyor:


	Günlük ekran süresi sınırlandırılmalı
	Dijital cihazlar için belirli kullanım saatleri oluşturulmalı
	Telefon ve tabletler uyku alanı dışında şarj edilmeli


Bu küçük adımlar, dijital cihazlarla sağlıklı mesafe kurmayı kolaylaştırıyor.

Dijital demansı önlemenin bir diğer yolu da beyni aktif tutan faaliyetlere yönelmekten geçiyor: bulmaca çözmek, kitap okumak, yeni bir beceri öğrenmek, dijital destek olmadan hafıza egzersizleri yapmak’da bilişsel rezervi güçlendiriyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan; konsantrasyonu artırmak için aynı anda birden fazla iş yapmak yerine tek göreve odaklanmanın ve akıllı telefonlardaki gereksiz bildirimleri kapatmanın zihinsel yükü azaltarak verimliliği arttırdığına dikkat çekiyor.

Özcan, tüm çabalara rağmen ekran süresinin azaltılamaması durumunda bunun önemli bir uyarı işareti olduğunu vurguluyor. Dijital cihaz kullanımını kontrol etmekte zorlanan bireylerin&nbsp;psikoterapi desteğine başvurması, sürecin sağlıklı şekilde yönetilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.

&nbsp;


	
		
			&nbsp;
		
	

 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[ÇAĞIN HASTALIĞI DİJİTAL DEMANS: AŞIRI EKRAN KULLANIMI HAFIZAYI VE DİKKATİ NASIL ETKİLİYOR? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:44:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/cagin-hastaligi-dijital-demans-asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-nasil-etkiliyor-134517-20260217.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/cagin-hastaligi-dijital-demans-asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-nasil-etkiliyor-134517-20260217.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/cagin-hastaligi-dijital-demans-asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-nasil-etkiliyor-134517-20260217.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ağızda Oluşan Enfeksiyonlar Zamanla Tüm Vücudu Etkileyebilir!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-agizda-olusan-enfeksiyonlar-zamanla-tum-vucudu-etkileyebilir-72349.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-agizda-olusan-enfeksiyonlar-zamanla-tum-vucudu-etkileyebilir-72349.html</link>
                    <description><![CDATA[Ağız ve diş sağlığının önemine dikkat çeken İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Başkanı Dt. Ersin Atinel, diş ve diş eti hastalıklarının kalp ve diyabet gibi hastalıkların yanı sıra; hamilelik sürecinde de ciddi sağlık problemlerine neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 


Ağız ve diş sağlığının yalnızca dişlerin çürümesi veya ağız kokusu gibi sorunlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Atinel, diş eti hastalıklarının bakterilerin kana karışmasına yol açarak kalp hastalıkları, diyabet ve hamilelik süreci üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini söyledi.







&nbsp;

VÜCUTTA İLTİHAPLANMAYA NEDEN OLUYOR

Ağızda oluşan enfeksiyonların zamanla tüm vücudu etkileyebildiğini dile getiren Dt. Ersin Atinel, “Diş eti hastalıklarında ağız içinde enfeksiyon oluşur. Bu enfeksiyon nedeniyle diş etleri hassaslaşır ve kanama meydana gelebilir. Diş eti dokusunun zayıflaması, bakterilerin kolayca kan dolaşımına geçmesine neden olur. Bu durum vücutta yaygın inflamasyon (iltihaplanma) oluşturur ve birçok organ sistemini etkileyebilir. Ağız sağlığı bozulduğunda özellikle diş eti enfeksiyonları, kalp hastalıkları açısından risk oluşturur. Diş etlerinde oluşan bakteriler kana karışarak damar duvarlarına tutunabilir. Bu durum damar sertliği riskini artırabilir ve damar içinde plak oluşumunu hızlandırabilir” diye konuştu.

DİYABET VE HAMİLELİĞİ DE ETKİLİYOR

Diyabetle ağız ve diş sağlığı arasında bir ilişki bulunduğunu vurgulayan Dt. Ersin Atinel şu bilgileri verdi: “Diyabet hastalarında kan şekeri yüksek olduğunda bağışıklık sistemi zayıflar. Bu nedenle enfeksiyonlara yatkınlık artar ve diş eti hastalıkları daha kolay gelişebilir. Diş eti hastalıkları da diyabeti olumsuz etkiler. Çünkü ağız içindeki enfeksiyon vücutta iltihabı artırır ve bu durum insülin direncini yükseltebilir. Böylece kan şekeri kontrolü zorlaşır ve diyabetin dengede tutulması daha güç hale gelir. Hamilelik sürecinde ise hormonal değişimler nedeniyle diş etleri daha hassas hale gelir. Bu yüzden hamile kadınlarda diş eti kanaması ve iltihabı daha sık görülür. Eğer hamilelik sırasında ağızda ciddi enfeksiyonlar bulunuyorsa, bu enfeksiyonlar vücutta iltihabı artırarak erken doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi riskleri yükseltebilir. Ayrıca ağız hijyeninin kötü olması annenin ağız bakterilerinin bebeğe geçmesine neden olabilir ve ilerleyen yaşlarda çürük riskini artırabilir”

İZDO Başkanı Dt. Ersin Atinel, son olarak düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli diş hekimi kontrollerinin, hem ağız sağlığı, hem de genel sağlık açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Ağızda Oluşan Enfeksiyonlar Zamanla Tüm Vücudu Etkileyebilir! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 09:06:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/agizda-olusan-enfeksiyonlar-zamanla-tum-vucudu-etkileyebilir-120921-20260216.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/agizda-olusan-enfeksiyonlar-zamanla-tum-vucudu-etkileyebilir-120921-20260216.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/agizda-olusan-enfeksiyonlar-zamanla-tum-vucudu-etkileyebilir-120921-20260216.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İLİŞKİLERİ BİTİREN 10 BÜYÜK HATA!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-iliskileri-bitiren-10-buyuk-hata-72320.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-iliskileri-bitiren-10-buyuk-hata-72320.html</link>
                    <description><![CDATA[Günümüzde ilişkiler geçmişe göre daha hızlı başlıyor ve daha kolay bitiyor. Yoğun iş temposu, artan stres, iletişimin büyük ölçüde dijital ortama taşınması ve insanların birbirine
ayırdığı zamanın azalması, çiftler arasında duygusal kopukluklara neden olabiliyor. Bu durum zamanla karşılıklı anlayışı azaltıp tahammülsüzlüğü artırırken, küçük sorunlar bile büyük tartışmalara dönüşebiliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Teknolojinin gelişmesi, tüketimin artması ve toplumsal yapının değişmesi ilişkileri yürütmeyi her geçen gün daha zor hale getiriyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog
Fulda Karaçiçek, “Bazen küçük görünen hatalar zamanla büyük sorunlara dönüşebilir. İlişkilerde mutluluğun anahtarı ise iletişim, anlayış ve karşılıklı saygıdır” diyerek çiftlerin en
sık yaptığı hataları anlattı. Partneri hayatın merkezine koymak İlişkide sevdiğiniz insan elbette çok değerlidir, ancak hayatınızın tamamı olmamalıdır. Tüm planlarınızı ona göre yapmak, her şeyi onun üzerine kurmak zamanla sizi tüketir. Bu durum ilişkinin dengesini de bozar. İlişki, hayatı tamamlayan güzel bir parçadır; hayatın tek amacı
haline gelmesi sağlıklı değildir. Sürekli haklı olmaya çalışmak Hayatta her zaman haklı olmak imkânsızdır. Ancak bazı kişiler ilişkilerinde her tartışmada üstün çıkmaya çalışır. Bu tutum zamanla ilişkinin dengeli ve eşit yapısını bozar. İnsanlar bazen haklı olmayı o kadar önemser ki mutlu olabilecekleri anları kaçırırlar. Unutmayın, ilişkilerde çoğu zaman tek bir doğru yoktur. Gerektiğinde özür dilemekten kaçınmayın; çünkü özür dilemek zayıflık değil, olgunluk göstergesidir. Aşırı kıskançlık Kıskançlık, kontrolsüz hale geldiğinde ilişkiyi yıpratan ciddi bir probleme dönüşebilir. Sürekli hesap sormak, partnerin telefonunu kontrol etmek, kimlerle görüştüğünü sorgulamak ve sosyal çevresini kısıtlamak zamanla güven duygusunu yok eder. Aşırı kıskançlık, sevginin değil güvensizliğin göstergesidir ve ilişkinin sağlıklı ilerlemesini engeller. Kişiyi değiştirmeye çabalamak Sürekli partnerinizi değiştirmeye çalışmak, ilişkiyi yoran ve çıkmaza sokan bir davranıştır. Üstelik kişi istemedikten sonra onu zorla değiştirmek mümkün değildir. Burada önemli nokta şudur: Partnerinizin davranışı size veya çevresine zarar veriyor mu? Eğer zarar vermiyorsa, onu değiştirmeye çalışmak haksızlık olabilir. Her şeyi birlikte yapmak Birlikte vakit geçirmek güzel olsa da her anı beraber geçirmek sağlıklı değildir. Bu durum bağlılık gibi görünse de aslında zamanla bağımlılığa dönüşebilir. Sağlıklı bir ilişkide her iki tarafın da kendi alanının olması da gerekir. Kişinin arkadaşlarıyla vakit geçirmesi, ailesine zaman ayırması ve hobilerini sürdürmesi ilişkiyi güçlendirir. Dijital dünyaya aşırı zaman ayırmak

Günümüzde ilişkilerde en sık yaşanan problemlerden biri, taraflardan birinin sürekli telefon ya da bilgisayarla meşgul olmasıdır. Eve gelir gelmez telefona sarılmak, birlikte vakit geçirirken bile sosyal medyadan kopamamak ya da “kafamı dağıtıyorum” diyerek saatlerce oyun oynamak, gerçek iletişimi zayıflatır. Ayrıca sosyal medyada görülen “kusursuz hayat” paylaşımları çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. İnsanlar bu sahte mutlulukları kendi ilişkileriyle kıyasladığında, gereksiz sorgulamalar ve memnuniyetsizlikler başlayabilir.
Çok kırıcı tartışmalar Tartışmalar her ilişkide olur ancak tartışma şekli çok önemlidir. Bağırmak, hakaret etmek, küçümsemek ya da kişinin değerlerine saldırmak ilişkide en büyük yaraları açar. Sorun konuşulurken kişiliğe değil, davranışa odaklanmak gerekir. Öfke kontrolü ve yapıcı bir dil kullanmak ilişkiyi koruyan en önemli unsurlardandır.
Gerçekçi olmayan beklentiler Bazı kişiler geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarını farkında olmadan ilişkiye taşır. Oysa herkesin sevgisini hissettirme kapasitesi farklıdır. Karşınızdaki kişiden sadece verebileceği kadarını beklemek gerekir. Geçmişe takılı kalmak Bazı insanlar geçmişte yaşanan olayları unutamaz ve sürekli gündeme getirir. Oysa eski sorunları tekrar tekrar açmak, ilişkiye zarar verir. Elbette hatalardan ders almak önemlidir.
Ancak geçmiş affedildiyse sürekli hatırlatmak ilişkiyi yıpratır. Sorunların üstünü kapatmak Sorunları yok saymak ya da içine atmak çözüm getirmez. Aksine zamanla küçük kırgınlıklar büyür ve daha büyük problemler haline gelir. Rahatsız olduğunuz konuları doğru zamanda, sakin bir şekilde ve kırıcı olmadan dile getirmek önemlidir. Duygularınızı paylaşmak, iletişimi güçlendirir ve ilişkinin sağlıklı şekilde ilerlemesine yardımcı olur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[İLİŞKİLERİ BİTİREN 10 BÜYÜK HATA! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 09:23:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/iliskileri-bitiren-10-buyuk-hata-122612-20260213.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/iliskileri-bitiren-10-buyuk-hata-122612-20260213.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/iliskileri-bitiren-10-buyuk-hata-122612-20260213.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RESSAM HATİCE AYDOĞAN SANKO SANAT GALERİSİ’NDE SERGİ AÇACAK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-ressam-hatice-aydogan-sanko-sanat-galerisinde-sergi-acacak-72296.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-ressam-hatice-aydogan-sanko-sanat-galerisinde-sergi-acacak-72296.html</link>
                    <description><![CDATA[Hatice Aydoğan, sergide kent, bellek ve kimlik kavramlarını soyut ve figüratif bir anlatım dili üzerinden bir araya getirdiğini söyledi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eserleri, bireysel hafıza ile kolektif mekân arasında kurulan ilişkiyi, süreklilik ve kopuş kavramları üzerinden ele aldığını anlatan Aydoğan, “Bu yaklaşım, izleyiciyi kent imgeleri ve insan yüzleri arasında dolaşan çok katmanlı görsel okumaya davet ediyor. Sergi, çağdaş resim pratiği içinde mekân ve figür arasındaki dönüşen ilişkiye dair düşünsel bir alan açmayı amaçlıyor” dedi.

&nbsp;

Hatice Aydoğan’ın 35 eserinin yer alacağı sergi, SANKO Park AVM üçüncü katta bulunan SANKO Sanat Galerisinde yarın (13 Şubat) saat 17.30’da ziyarete açılacak.

&nbsp;

HATİCE AYDOĞAN

1956 yılında İzmir Yelki köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve lise eğitimini İzmir de tamamladı.

&nbsp;

1977 yılında İzmir Buca Eğitim Fakültesi Resim-Grafik bölümünden mezun oldu, 20 yıllık çalışma sonrası 1997 yılında emekli oldu ve resim çalışmalarına ağırlık verdi.

&nbsp;

Şimdiye kadar 11 kişisel sergi açtı, 100’e yakın karma serginin yanı sıra, katıldığı Devlet Resim ve Heykel, Ankara Şefik Bursalı ve İzmir Turgut Pura resim yarışmalarına eserleri sergilendi, 2 mansiyon ödülü kazandı.

&nbsp;

Çalışmaları yurt içi ve yurt dışı koleksiyonlarda yer alan sanatçı, Türkiye’nin yanı sıra, Azerbaycan, Bulgaristan ve Makedonya’da çalıştaylara katılarak eserlerini sergiledi.

&nbsp;

Çok sayıda sergi küratörlüğü yapan ve İzmir Balçova Belediye Kültür Merkezine küratör hizmeti veren sanatçı, çalışmalarını İzmir’deki atölyesinde sürdürüyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[RESSAM HATİCE AYDOĞAN SANKO SANAT GALERİSİ’NDE SERGİ AÇACAK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 07:36:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/ressam-hatice-aydogan-sanko-sanat-galerisinde-sergi-acacak-103722-20260212.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/ressam-hatice-aydogan-sanko-sanat-galerisinde-sergi-acacak-103722-20260212.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/ressam-hatice-aydogan-sanko-sanat-galerisinde-sergi-acacak-103722-20260212.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ŞİİR YARIŞMASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-siir-yarismasi-72294.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-siir-yarismasi-72294.html</link>
                    <description><![CDATA[Çukurova Edebiyatçılar Derneği  (ÇED) On dördüncüsünü başlattığı Çukurova Edebiyatçılar Derneği (ÇED) 14. Uluslararası “Anne Temalı” Şiir Yarışmasını başlattı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Çukurova Edebiyatçılar Derneği Başkanı Halise Tekbaş, ‘Anneye olan sevgi, özlem ve duygu düşüncelerimizi dile getirmek için bu yarışmayı düzenlemiş bulunuyoruz.
Tekbaş, ‘Anneyi şiirle anlatmak için her yıl yarışmanın amacı, ‘Anneler Günü’ dolayısıyla anneye yönelik duygularımızı, düşüncelerimizi şiirle dile getirmek amacıyla düzenlenmiş bulunuyoruz. On dördüncü yarışmanın olması, bizim için mutluluktur, dedi.

ŞİİR YARIŞMASI ŞARTLARI
Yarışmanın Amacı: Anneler Günü dolayısıyla anneye yönelik duygu, düşüncelerini şiirle anlatmak amacıyla düzenlenmiştir
Yarışmaya Katılım Koşulları:
Yarışmaya katılım için, gönderilen şiirin daha önce herhangi bir yerde yayımlanmamış olması gerekmektedir. Eserin herhangi bir yayında daha önce yayımlandığının tespit edilmesi halinde ödül iptal edilir. En fazla iki şiir ile katılabilir. (Serbest ve hece ayrımı yoktur.) Şiirlerin sağ üst köşesine rumuz yazılacaktır. Çalışma tekniği serbesttir. Şiirler yarışma konusuna uygun yazılmalıdır. Şiirler, 12 punto bilgisayarda ya da daktilo da yazılacak ve yasaryiltan@gmail.com mail adrese gönderilecektir Yarışmacılar, özgeçmişlerini- telefon gibi iletişim bilgilerini ayrı bir dosya olarak rumuzda yazarak mail adresine gönderilecektir.
&nbsp;
Son katılım tarihi 30 Mayıs 2026
Dereceye girenler Haziran sonu açıklanacaktır.
&nbsp;
Değerlendirme Kurulu :
&nbsp;

Yaşar YILTAN
Mustafa Naci ÖZER
Mustafa TEMEL
Bekir HALK
Cemal ÜNAL
&nbsp;
Ödüller:
1-Plaket-Kitap seti
2- Plaket
3- Plaket
4-Mansiyon
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[ŞİİR YARIŞMASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 12:52:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/siir-yarismasi-155350-20260211.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/siir-yarismasi-155350-20260211.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/siir-yarismasi-155350-20260211.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atkısız çıkmayın, boyun sağlığınızdan olmayın]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-atkisiz-cikmayin-boyun-sagliginizdan-olmayin-72260.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-atkisiz-cikmayin-boyun-sagliginizdan-olmayin-72260.html</link>
                    <description><![CDATA[Her insanın hayatının bir döneminde karşılaştığı boyun ağrısı, günlük yaşamı felç edebilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle kış aylarında artış gösteren bu şikayetlerin doğru yönetilmediğinde kronikleşerek boyun fıtığına zemin hazırlayabildiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hava değişimleri ve terliyken maruz kalınan soğuk hava vücuttaki ağrı hücrelerini harekete geçirerek ciddi kas tutulmalarına yol açabiliyor. Özellikle spor veya sauna sonrası vücut ısısını dengelemeden soğuğa çıkmak boyun ve bel sağlığını riske atmak anlamına gelebilir. Soğuk ve rüzgârlı havalarda özellikle atkı kullanımı boyun sağlığı için çok önemli” açıklamasında bulundu.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Soğuk havaların bağışıklık sisteminin yanı sıra doğrudan omurga sağlığını da etkilediğini söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Soğuk havalar vücudumuzdaki ağrı algılayıcı hücreleri uyararak kasların hızla tutulmasına neden olurken, özellikle terli vücutla ani ısı değişimine maruz kalmak ağrı şiddetini artırıyor. Bu noktada atkı kullanımı sadece bir aksesuar değil, omurgayı ani şoklardan koruyan en önemli kalkan görevi görüyor” dedi.

Boyun ağrıları yaşam kalitesini düşürüyor

Hemen her bireyin hayatının belirli bir döneminde tecrübe ettiği boyun ağrılarının gündelik yaşamda en basit işleri dahi güçleştiren ciddi bir hareket kısıtlılığına yol açabildiğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Başa, sırta ve kollara kadar yayılabilen bu ağrıların temelinde mekanik nedenler, boyun patolojileri veya psikolojik faktörler yatabiliyor. Özellikle gün boyu masa başında öne eğik çalışanlarda, uygun olmayan yastık kullananlarda veya ev işlerini sabit pozisyonda yapanlarda görülen mekanik ağrılar, yaşam kalitesini ciddi oranda düşürüyor” şeklinde konuştu.

&nbsp;

Yaşlanmaya bağlı gelişen kireçlenme de boyun fıtığına neden olabiliyor

Boyun fıtığı ve kireçlenme gibi omurga hastalıklarının ise daha profesyonel bir yaklaşım gerektiren süreçler olabildiğini paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Boyunda omur kemikleri arasındaki disk dokusunun zamanla özelliğini yitirerek sinirlere baskı yapması sadece ağrıya değil aynı zamanda kollarda uyuşma, güç kaybı ve hatta yürüme bozukluklarına neden olabiliyor. Yaşlanmaya bağlı gelişen kireçlenmeler ve yaşanan travmalar da bu süreci hızlandırarak boyun yapısında kalıcı hasarlar oluşturabiliyor” diye konuştu.

&nbsp;

Stres de boyun ağrılarını artırıyor!

Ağrının psikolojik nedenler dolayısıyla da yaşanabileceğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Stres vücudumuzu olumsuz etkileyen bir durumdur. Stresliyken, kaslarımız farkında olmadan gerilir ve bu durum bel, boyun gibi ağrılara yol açar. Bu ağrılarda kişiyi daha sıkıntıya sokarak, bir kısır döngüye neden olabilir. Bu ağrılarda masaj, sıcak banyo ve egzersiz faydalı olur. Asıl faktör olan stres ortadan kaldırılmalı” dedi.

&nbsp;

Boyun ağrısından kurtulmak için altın kurallar:

o&nbsp;&nbsp; Dik oturun ve dik yürüyün.&nbsp;

o&nbsp;&nbsp; Otururken belinizi ve boynunuzu destekleyin. Çalışırken masaya ve tezgâha yakın oturarak başınızı eğmeden veya aşırı yukarıya kaldırmadan doğal konumda tutun.&nbsp;
Koltuğa veya çekyata uzanarak televizyon seyretmeyin.&nbsp;

o&nbsp;&nbsp; Bilgisayar ile çalışırken boynun doğal pozisyonunu bozmadan, monitörünü göz hizasına göre ayarlayın. Uzun süre bilgisayar başında kalmayın.&nbsp;

o&nbsp;&nbsp; Yastık çok yüksek veya çok alçak olmamalı. Sırt üstü yatarken boyun arkasındaki boşluğu yastıkla doldurun. Yan yatarken yastığı boyun köküne çekin.&nbsp;

o&nbsp;&nbsp; Yüzüstü yatmayın.&nbsp;

o&nbsp;&nbsp; Boynunuzu uzun süre aynı pozisyonda tutmayın. 20-25 dakikada bir hafif boyun hareketleri yapın, saat başı 5-10 dakika mola verin.

o&nbsp;&nbsp; Sık telefon görüşmesi yapılıyorsa, kulaklık kullanmaya çalışın.

o&nbsp;&nbsp; Uzun sure taşıt kullanmaktan kaçının.

o&nbsp;&nbsp; Soğuktan ve rüzgârdan korunun. Camınız açık uzun süreli seyahat veya klima altında uyumaktan kaçının.

o&nbsp;&nbsp; Boyun ve sırt kaslarını gevşek tutmaya çalışın.&nbsp;Düzenli egzersiz yapın.&nbsp;

o&nbsp;&nbsp; Fırsat buldukça yüzün.

o&nbsp;&nbsp;

Boyun ağrınız geçmiyor, kolunuza yayılıyor, uyuşma ve güç kaybı yapıyor ya da yürümenizi zorlaştırıyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalı.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Atkısız çıkmayın, boyun sağlığınızdan olmayın - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 07:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/atkisiz-cikmayin-boyun-sagliginizdan-olmayin-104840-20260210.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/atkisiz-cikmayin-boyun-sagliginizdan-olmayin-104840-20260210.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/atkisiz-cikmayin-boyun-sagliginizdan-olmayin-104840-20260210.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇOCUKLARI DAHA BÜYÜK SORUNLARDAN KORUYOR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-cocuklari-daha-buyuk-sorunlardan-koruyor-72188.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-cocuklari-daha-buyuk-sorunlardan-koruyor-72188.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış aylarında soğuk havalar ve okulların açık olması nedeniyle çocuklar daha çok kapalı ve kalabalık ortamlarda vakit geçiriyorlar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Bu durum ise özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını kolaylaştırıyor. Nezle, grip, sık tekrarlayan sinüzit, bademcik iltihabı, geniz eti problemleri ve orta kulak iltihabı bu dönemde en sık karşılaşılan hastalıklar arasında yer alıyor. Kış aylarında çocuklar, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yetişkinlere oranla 2 kat daha fazla
yakalanıyorlar. Bu gibi hastalık durumlarında tedaviye erken başlamanın büyük önem taşıdığını belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.
Çiğdem Şenol, “Çünkü tedavi geciktiğinde enfeksiyonun yayılımına bağlı olarak orta kulak iltihabı, romatizmal ateş hatta zatürre gibi daha ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor” diyerek çocuklarda hastalık riskini azaltacak önerilerde bulundu. Soğuk havalara uygun giydirin Soğuk havalar vücudun savunma mekanizmasını zayıflatır. Özellikle cilt ve solunum yollarındaki doğal koruyucu bariyer soğukla birlikte daha hassas hale gelir. Bu nedenle çocukların üşümemesi çok önemlidir. Çocuğunuzu tek bir kalın kıyafet yerine kat kat giydirmeniz daha iyi bir ısı koruması sağlar. Pamuklu ve teri emen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik kıyafetlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Ayrıca çocuklarda ısı kaybı en çok baş bölgesinden olduğu için mutlaka bere ve atkı kullanılmalıdır. Hasta kişilerle teması azaltın Çocukların hastalıklardan korunmasında en önemli adımlardan biri de bulaş riskini azaltmaktır. Evde biri hastaysa çocuğa yakın temas mümkün olduğunca sınırlandırılmalı,
özellikle kapalı alanlarda maske kullanımı ihmal edilmemelidir. Hastalık döneminde çocuğu öpmek de virüs ve bakterilerin kolayca geçmesine yol açabilir.
Kapalı ortamları düzenli havalandırın Virüsler kapalı alanlarda daha kolay yayılır. Özellikle okul, ev ve oyun alanları gibi kalabalık ortamlarda hava sirkülasyonu yetersizse enfeksiyon riski artar. Bu nedenle ortamın her saat başı kısa süreli havalandırılması bulaş riskini azaltmaya yardımcı olur. Gün içinde birkaç kez
pencereyi açarak temiz hava girişi sağlamak oldukça etkili bir önlemdir. Eşyaları ortak kullanmayın Çocuklarla aynı bardak, çatal, kaşık gibi eşyaların paylaşılması enfeksiyonların yayılmasına yardımcı olur. Çünkü virüsler tükürük ve salgılar yoluyla yüzeylere taşınabilir. Bu nedenle özellikle hastalık dönemlerinde ortak eşya kullanımından kaçınılmalıdır. Bağışıklığı destekleyen besinleri tercih edin Kış aylarında sağlıklı beslenme bağışıklık sisteminin güçlü kalmasına katkı sağlar. Domates, içeriğindeki likopen sayesinde vücut direncini destekler. Portakal, nar, elma, üzüm, kayısı gibi meyveler vitamin ve antioksidan yönünden zengindir. Vişne ve vişne suyu ise A vitamini ve

potasyum içeriğiyle dikkat çeker. A vitamini özellikle solunum yollarını güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı daha dayanıklı olmasına yardımcı olur. Bunun yanında et, süt, yumurta gibi protein kaynakları da antikor üretimini destekleyerek bağışıklığın güçlenmesine katkı sağlar. El temizliği alışkanlık haline getirilmeli El hijyeni, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı en etkili korunma yöntemlerinden biridir. Çocukların ellerini en az 2 dakika sabunla yıkaması sağlanmalı, özellikle dışarıdan eve geldiklerinde, tuvalet sonrası ve yemek öncesinde bu alışkanlık mutlaka kazandırılmalıdır. Ayrıca ortak havlu kullanımı yerine kişisel havlu kullanılması daha doğru olacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[ÇOCUKLARI DAHA BÜYÜK SORUNLARDAN KORUYOR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:50:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/cocuklari-daha-buyuk-sorunlardan-koruyor-135154-20260205.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/cocuklari-daha-buyuk-sorunlardan-koruyor-135154-20260205.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/cocuklari-daha-buyuk-sorunlardan-koruyor-135154-20260205.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[FONKSİYONEL TIP MUCİZE VAAT ETMEZ, YOL HARİTASI ÇİZER!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-fonksiyonel-tip-mucize-vaat-etmez-yol-haritasi-cizer-72150.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-fonksiyonel-tip-mucize-vaat-etmez-yol-haritasi-cizer-72150.html</link>
                    <description><![CDATA[Fonksiyonel tıp, hastalıklara sadece tanı üzerinden bakmak yerine kişiyi bir bütün olarak değerlendiren ve sorunun kökenine inmeyi amaçlayan bir sağlık yaklaşımı olarak
tanımlanıyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Özellikle son yıllarda daha sık gündeme gelen bu yaklaşım, belirsiz kalan ve çoğu zaman göz ardı edilen şikâyetlerin nedenlerini anlamaya odaklanıyor.
Kimi zaman yapılan tetkiklerde ciddi bir hastalık saptanmasa bile dile getirilen yakınmalar bireyin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebiliyor. Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, “Fonksiyonel tıp, birkaç cümlelik tanılarla yetinmeyip kişinin hikâyesini merkeze alan bir yaklaşımı temsil eder. Burada amaç hastaya
özel bir iyilik hali sağlamaktır” diyerek konu hakkında önemli bilgiler verdi. Hasta bütün olarak ele alınıyor Fonksiyonel tıp, hastalığı yalnızca bir tanı başlığı altında değerlendirmek yerine kişiyi bir bütün olarak ele alan ve bilimsel temellere dayanarak kişiye özel planlamayı merkeze koyan bir klinik yaklaşımdır. Bu anlayışta temel soru yalnızca “Hangi hastalık var?” değildir. Aynı zamanda “Bu durum neden ortaya çıktı?” ve “Günlük yaşamda nelerin değişmesi gerekiyor?” sorularına da yanıt aranır. Çünkü aynı tanıya sahip iki kişinin beslenme alışkanlıkları, stres yükü, uyku düzeni ve metabolik yapısı gibi unsurlar birbirinden tamamen farklı olabilir. İlk değerlendirme önemli oluyor
Fonksiyonel tıpta ilk değerlendirme, klasik bir muayeneden daha kapsamlıdır. Tetkik sonuçlarda elde edilen veriler doğrultusunda vücutta en fazla etki yaratan temel sorun
alanları belirlenir. Bunun yanı sıra kişinin uyku düzeni, beslenme alışkanlıkları, gün içindeki enerji dalgalanmaları, stres düzeyi, fiziksel aktivite durumu ve sindirim sistemiyle ilgili
yakınmaları ayrıntılı şekilde ele alnır. Gerektiğinde ilaç düzenlemeleri ve bilimsel kanıta dayalı vitamin-mineral destekleri bu sürece eklenir. Ardından, tüm bu adımlar düzenli takip randevuları ve ölçülebilir hedeflerle izlenir. Mucize vaat etmiyor Bu yaklaşım asla “mucize” çözümler vaat etmez. Tek bir testle ya da tek bir takviye ile her
şeyin düzeleceğini iddia etmez. Herkese aynı diyet listesi veya aynı tetkik paketleri uygulanmaz. Bunun yerine vücutta sorunlara yol açan temel mekanizmalara odaklanılır.
İnsülin direnci, kronik inflamasyon, uyku ve stres dengesi, hormon sistemi, bağırsak sağlığı ve mikro besin eksiklikleri bu sürecin önemli başlıkları arasında yer alır. Gerekli görülen durumlarda çevresel faktörler ve yaşam koşulları da değerlendirmeye dahil edilir. Yol haritası sunuyor Fonksiyonel tıp yaklaşımı; kronik yorgunluk, uyku bozuklukları, insülin direnci, kilo yönetimi sorunları, hashimoto dâhil olmak üzere tiroid hastalıkları, bağırsak problemleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, karaciğer yağlanması, trigliserid yüksekliği ve hipertansiyon gibi yaygın sağlık sorunlarında destekleyici bir yol haritası sunmak için devreye girer. Bunun yanı sıra ailesinde kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan bireylerde, kardiyometabolik risklerin daha ayrıntılı değerlendirilmesine de olanak tanır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[FONKSİYONEL TIP MUCİZE VAAT ETMEZ, YOL HARİTASI ÇİZER! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:20:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/fonksiyonel-tip-mucize-vaat-etmez-yol-haritasi-cizer-142200-20260202.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/fonksiyonel-tip-mucize-vaat-etmez-yol-haritasi-cizer-142200-20260202.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/fonksiyonel-tip-mucize-vaat-etmez-yol-haritasi-cizer-142200-20260202.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Demir Eksikliği Tedavisinde Süreklilik Önemli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-onemli-72149.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-onemli-72149.html</link>
                    <description><![CDATA[Özel Sağlık Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kadir Biberoğlu, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın olarak görülen demir eksikliği anemisi (kansızlık) hastalığının yaşam kalitesini etkilediğini ve vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hastalığın kalıcı tedavisinin 9 ay kadar sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Biberoğlu, kandaki düşük alyuvar seviyesi bulgusu ile tanı koyulan kansızlıkta önemli olanın hastalığa sebep olan altta yatan nedenlerin saptanıp tedavi edilmesi olduğunu belirtti.

&nbsp;

Demir eksikliği anemisi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kadir Biberoğlu, “Demir anemisi yani halk tabiriyle kansızlık hastalığı halsizlik, solukluk, baş dönmesi, çabuk yorulma, efor sarf edildiği zaman nefes nefese kalma, taşikardi, kramp gibi şikayetlerle kendini gösterir. Hastalığın ilerleme duruluna göre bu şikayetler daha da belirgin hale gelebilir. Fabrika gibi çalışan kemik iliği bazen yeterince alyuvar üretemez. Kimi durumlarda alyuvarlar dolaşımda normalde 3 ay gibi bir süre kalırken, daha erken sürede temizlenebilir. Tüm dünyada yaygın olarak görülen kansızlık tipi olan demir eksikliği hastalığının başlıca sebebi kan kaybıdır. Kadınlarda menstüral periyod denilen dönemde aşırı uzun ve fazla miktarda kan kayıplar demir eksikliğinin en önemli sebeplerinden biridir. Gebelik döneminde bebek annenin demir deolarını kullanır. Ortalama 500 mg bir demir tüketimi olur. Sık gebelikler, düşükler ayrı bir demir eksikliği kansızlığı sebebidir. Mide asidinin olmaması mide koruyucularının uzun süre kullanılması demir emilimini azaltan bir sebeptir. Romatizma ilaçları da sindirim sistemini tahriş eder. Ülser erozyon, delinme ve kanamaya yola açabilir. Bunların sık kullanımı, sindirim sistemi kanalında 50 ml'nin altında kan içeriği olduğunda dışkı renginde siyahlaşma olmadığı için fark edilmeden bir demir eksikliğine yol açar” diye konuştu.

&nbsp;

ALTTA YATAN ASIL SEBEP BULUNMALI

&nbsp;

Hastalığın tedavisinde kansızlık tedavisinin tek başına yeterli olmadığını kanamaya neden olan asıl sebebin bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Kadir Biberoğlu, şu bilgileri verdi: “Hemoglobin düzeyiyle bu hastalığa tanı konur. Kandaki alyuvarda bulunan hemoglobin, dokulara oksijen taşınması ve dokuların beslenmesi için çok önemlidir. Erişkinlerde demir eksikliği kansızlığı saptandığında asla demir düşüklüğü tedavisi tek başına yeterli olmuyor. Mutlaka bu hastada vücuttaki kanama yapan sebebi ortayı çıkarıp araştırmak gerekir. Kadın hastalara Kadın Doğum Uzmanı myom, hormonal ve aşırı adet kanaması konsültasyonları yapmalıdır. Eğer hastaların kadın hastalığı sorunu yoksa veya hasta erkekse mutlaka mide ve kalın bağırsağa tetkiklerin yapılması gerekir. Bunlar kolon kanserinin erkenden yakalanabilmesi için çok önemlidir. Ve hastalığın geleceği de olumlu yönde kurtarılmış olur”

&nbsp;

DEVAMLILIK ÖNEMLİ

&nbsp;

Tedavinin mutlaka uzman hekim gözetiminde yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kadir Biberoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tedaviyle ilgili hastanın demiri düşükse bir iki kutu birkaç hafta ilaç tedavisini alır ve kan değerleri yükseldiğinde hasta tedaviyi bırakır. Böylece yaşam boyu buna benzer kansızlık gelişimiyle doktora gider. Demir eksikliği tedavisi prensip olarak emelimin azalmaması için mutlaka aç karına yapılmalıdır. Ek bir kan kaybı yoksa ikinci haftada kan seviyesi yükselmeye başlar 4- 6 hafta da düzelme görülür. Hiçbir şikayet olmadığı için hasta tedaviyi bırakabilir. Asıl olması gereken demir tedavisinin 6 – 9 ay süresince depoları dolduracak şekilde sürdürülmesidir”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Demir Eksikliği Tedavisinde Süreklilik Önemli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:19:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-onemli-141950-20260202.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-onemli-141950-20260202.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-onemli-141950-20260202.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GENEL ANESTEZİ ÇOCUKLARDA DİŞ TEDAVİSİ İÇİN GÜVENLİ BİR SEÇENEK SUNUYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-genel-anestezi-cocuklarda-dis-tedavisi-icin-guvenli-bir-secenek-sunuyor-72074.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-genel-anestezi-cocuklarda-dis-tedavisi-icin-guvenli-bir-secenek-sunuyor-72074.html</link>
                    <description><![CDATA[Çocuklarda diş tedavileri, yetişkinlere kıyasla daha hassas bir süreci ifade ediyor. Özellikle küçük yaş gruplarında korku, kaygı ve tedaviye uyum sorunları sık görülüyor. Bu durum, kimi zaman çocuğun psikolojisini, tedaviye uyumunu hatta ilerleyen yıllarda diş hekimiyle kuracağı ilişkiyi bile doğrudan etkileyebiliyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Küçük yaş gruplarında, yoğun diş hekimi korkusu yaşayan çocuklarda ya da özel
gereksinimli çocuklarda klasik yöntemlerle tedavi her zaman mümkün olmayabiliyor. Medline
Adana Hastanesi Diş Doktoru İrem Selek, bu gibi durumlarda doğru koşullarda uygulanan
genel anestezinin güvenli bir tedavi seçeneği olduğunu söyleyerek önemli bilgiler verdi.
Karar beraber verilmeli
Çocuklara uygulanan diş tedavilerinde genel anestezi bir “kolay yol” değil; doğru hasta seçimi
yapıldığında çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını koruyan bir yöntemdir. Amaç
yalnızca dişleri tedavi etmek değil, çocuğun diş hekimiyle olan ilişkisini sağlıklı bir temelde
başlatmaktır aynı zamanda. Her çocuk özeldir ve bu nedenle genel anestezi kararı mutlaka
diş hekimi ve anestezi uzmanı tarafından birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuklar işlemi hatırlamıyor
Genel anestezi, çocuğun tamamen uyutulduğu, ağrı, korku ve stres hissinin ortadan
kaldırıldığı kontrollü bir tıbbi uygulamadır. Diş tedavilerinde genel anestezi sayesinde çocuk,
yapılan işlemleri hatırlamaz ve tedavi sırasında istemsiz hareketler olmaz. Bu da diş
hekiminin işlemleri daha sağlıklı ve kontrollü şekilde yapmasına olanak tanır.
Bazı çocuklarda genel anestezi gereklilik olabiliyor
Her çocuk için genel anestezi gerekli değildir. Ancak bazı durumlarda en doğru ve hatta
kaçınılmaz seçenek olabilir. Özellikle 3–6 yaş arası tedaviye uyum sağlayamayan çocuklar,
aşırı diş hekimi korkusu olanlar, ağız içinde çok sayıda çürüğü bulunan ve uzun sürecek
tedaviler gereken hastalar, özel gereksinimli çocuklar ya da daha önce travmatik diş hekimi
deneyimi yaşamış çocuklar için genel anestezi önemli bir alternatiftir. Bu tür vakalarda
tedaviyi zorla ve parça parça yapmak hem çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyebilir hem de
tedavilerin yarım kalmasına neden olabilir.
Güvenli bir seçenek sunuyor
Ebeveynlerin genel anesteziyle ilgili en büyük endişesi “güvenlik” konusudur. Günümüzde
hastane ortamında, anestezi uzmanı eşliğinde ve gerekli tüm ön değerlendirmeler yapılarak
uygulanan genel anestezi, bilimsel olarak güvenli kabul edilmektedir. Tedavi öncesinde
çocuğun genel sağlık durumu değerlendirilir, gerekirse tetkikler ve ilgili branş
konsültasyonları yapılır. Anestezi süreci boyunca çocuğun tüm hayati bulguları sürekli izlenir.
Bu nedenle genel anestezi, kontrolsüz uygulamalarla karıştırılmamalıdır.
Tüm tedaviler tek seferde tamamlanabiliyor

Genel anestezinin en önemli avantajlarından biri de tüm diş tedavilerinin tek seansta
tamamlanabilmesidir. Bu sayede çocuk korku ve stres yaşamaz, psikolojik travma riski azalır
ve tedaviler daha kaliteli şekilde yapılır. Aynı zamanda aileler için zaman kaybı da önlenmiş
olur. Çocuk, diş hekimi korkusunu pekiştirecek olumsuz anılar yaşamadan tedavisini
tamamlamış olur.
Birçok tedavi yapılabiliyor
Bilimsel çalışmalar, güvenilir merkezlerde, doğru ve uygun şekilde uygulanan genel
anestezinin çocukların gelişimi üzerinde kalıcı, olumsuz bir etkisi olmadığını göstermektedir.
Bu doğrultuda, genel anestezi altında çürük tedavileri, dolgular, kanal ve pulpa tedavileri, diş
çekimleri, paslanmaz çelik kron uygulamaları, yer tutucu planlamaları, travmaya bağlı diş
tedavileri ve ağız hijyeni işlemleri güvenle yapılabilmektedir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[GENEL ANESTEZİ ÇOCUKLARDA DİŞ TEDAVİSİ İÇİN GÜVENLİ BİR SEÇENEK SUNUYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 09:34:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/genel-anestezi-cocuklarda-dis-tedavisi-icin-guvenli-bir-secenek-sunuyor-123537-20260126.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/genel-anestezi-cocuklarda-dis-tedavisi-icin-guvenli-bir-secenek-sunuyor-123537-20260126.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/genel-anestezi-cocuklarda-dis-tedavisi-icin-guvenli-bir-secenek-sunuyor-123537-20260126.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gözde Yanma, Sulanma ve Kaşıntı Varsa Demodex Parazitine Dikkat !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-gozde-yanma-sulanma-ve-kasinti-varsa-demodex-parazitine-dikkat-72070.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-gozde-yanma-sulanma-ve-kasinti-varsa-demodex-parazitine-dikkat-72070.html</link>
                    <description><![CDATA[Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Kurucusu Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu, kirpik diplerinde yaşayan demodex adlı parazitin, kuru göz hastalığına neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bu parazitin bir hijyen eksikliği nedeniyle değil, doğal olarak ciltte bulunduğunu dile getiren Kaşkaloğlu, mikroskobik inceleme sonucunda doğru tanı ve tedavi yönteminin belirlendiğini söyledi.

ÇAY AĞACI EKSTRESİ İYİ GELİYOR

Hastalık hakkında bilgi veren Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu, “Demodex paraziti, insanlarda özellikle kirpik diplerinde yaşayan mikroskobik bir akar türüdür. Genellikle kirpik dibi iltihabı, kaşıntı, kızarıklık, gözde yabancı cisim hissi ve kirpik dökülmesi gibi şikayetlere neden olabilir. Demodex, kirpik dibindeki buradaki yağları yediği için gözyaşının özelliğini bozuyor. Bu özellik bozulunca da gözyaşı gözde iyi tutunmadığı için hastada kuru göz şikayetleri oluşuyor. Bu aşamada kuru göz tedavisine başlıyoruz. Yapay gözyaşı veriyoruz. Hastalar, çay ağacı ekstresi olan ilaçlardan da çok fayda görüyor. Bu kişilere içinde çay ağacı ekstresi olan mendil ve şampuanlar öneriyoruz” diye konuştu.

UZMAN HEKİME GÖRÜNÜN

Hastayı ilk tedaviden bir ay sonra kontrole çağırdıklarını kaydeden Kaşkaloğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir ay sonunda eğer Demodex gitmemişse IPL ve ışık tedavisi (low level light) uyguluyoruz. İnsanların aklına hemen bu bir hijyen sorunu mu? diye gelebilir. Bu zaten ciltte yaşayan bir parazit. Hijyenle bir ilgisi yok. Eğer gözünüzde yanma, batma, bulanık görme, sulanma gibi şikayetler varsa mutlaka bir uzman hekime başvurmanızı öneriyoruz”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Gözde Yanma, Sulanma ve Kaşıntı Varsa Demodex Parazitine Dikkat ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:50:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/gozde-yanma-sulanma-ve-kasinti-varsa-demodex-parazitine-dikkat-115228-20260126.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/gozde-yanma-sulanma-ve-kasinti-varsa-demodex-parazitine-dikkat-115228-20260126.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/gozde-yanma-sulanma-ve-kasinti-varsa-demodex-parazitine-dikkat-115228-20260126.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KIŞ AYLARINDA GÖZ KURULUĞU ŞİKÂYETLERİ ARTIYOR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-kis-aylarinda-goz-kurulugu-sikayetleri-artiyor-72031.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-kis-aylarinda-goz-kurulugu-sikayetleri-artiyor-72031.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış aylarının bir getirisi olan soğuk hava, rüzgâr ve ısıtıcıların kullanıldığı kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi kimi zaman göz sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle soğuk ve rüzgârlı havalarda göz yüzeyinin nem dengesi bozuluyor, bunun sonucunda da göz kuruluğu şikâyetleri oraya çıkıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Göz kuruluğu en sık gözlerde yanma, batma, kızarıklık, kum kaçmış hissi ve zaman zaman
bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Medline Adana Hastanesi Göz Hastalıkları
Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Koçluk, bu sorunun günlük yaşam konforunu düşürmesine rağmen
çoğu zaman ihmal edildiğini belirterek alınabilecek önlemleri anlattı.
Soğuk ve rüzgar olumsuz etkiliyor
Soğuk havanın etkisiyle gözyaşı daha hızlı buharlaşır. Rüzgâr, göz yüzeyindeki koruyucu
gözyaşı tabakasını zayıflatarak kuruluğu artırır. Kış aylarında kapalı ortamlarda kullanılan
kalorifer, klima ve sobalar ise havadaki nem oranını düşürerek göz yüzeyinin kurumasına
neden olur. Bununla birlikte bilgisayar, tablet ve telefon gibi dijital ekranlara uzun süre
bakmak, göz kırpma sayısını azaltarak göz kuruluğunu daha da belirgin hâle getirir. Özellikle
masa başında çalışanlar, öğrenciler ve uzun süre ekran kullanan kişiler kış aylarında bu
sorunu daha sık yaşayabilir.
Enfeksiyon riskine yol açıyor
Göz kuruluğu sadece rahatsız edici bir his yaratmaz, tedavi edilmediğinde göz yüzeyinde
hassasiyet artışına, enfeksiyon riskinin yükselmesine ve görme kalitesinde geçici düşüşlere
yol açabilir. Kontakt lens kullanan kişilerde bu durum daha belirgin hissedilebilir. Ayrıca ileri
yaş, bazı kronik hastalıklar ve düzenli kullanılan bazı ilaçlar da göz kuruluğu riskini artıran
faktörler arasında yer alır.
Yaşam konforunu düşürüyor
Göz kuruluğu, yalnızca gözlerde hissedilen fiziksel rahatsızlıklarla sınırlı kalmayıp günlük
yaşam kalitesini de olumsuz etkiler. Uzun süreli okuma, araç kullanma, ekran başında
çalışma gibi dikkat gerektiren aktiviteler sırasında göz yorgunluğu ve odaklanma güçlüğü
ortaya çıkabilir. Bu durum hem iş verimliliğini hem de sosyal yaşamı etkileyerek kişinin
yaşam konforunu düşürür. Özellikle kış aylarında artan şikâyetler, göz sağlığının düzenli
olarak değerlendirilmesi gerekliliğini daha da önemli hâle getirir.
Erken tanı önem kazanıyor
Göz kuruluğunda erken tanı, şikâyetlerin kontrol altına alınması ve ilerleyici sorunların
önlenmesi açısından büyük önem taşır. Kış aylarında artan yakınmaların göz ardı
edilmemesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması, göz sağlığının gelecekte de
korunmasına katkı sağlar. Önemlidirkuruluk hissi, yanma ya da batma gibi yakınmalar uzun
süre devam ediyorsa, altta yatan farklı bir göz hastalığının olup olmadığının değerlendirilmesi
önemlidir.

****************************************** KUTU BİLGİSİ ***************************************
Kış aylarında göz kuruluğuna karşı öneriler:

• Rüzgârlı ve soğuk havalarda dışarı çıkarken koruyucu gözlük kullanın
• Kapalı ortamlarda ortamı nemlendirici cihazlardan faydalanın
• Bilgisayar ve telefon kullanımında düzenli aralar verin, bilinçli şekilde göz kırpmaya özen
gösterin
• Gözlerinizi ovalamaktan kaçının
• Bol su tüketerek vücudun genel nem dengesini koruyun
• Göz kuruluğu şikâyetleri devam ederse, göz doktorunun önerdiği suni gözyaşı damlalarını
kullanın
• Şikâyetler uzun sürüyorsa bir göz hastalıkları uzmanına başvurun
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[KIŞ AYLARINDA GÖZ KURULUĞU ŞİKÂYETLERİ ARTIYOR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 09:32:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/kis-aylarinda-goz-kurulugu-sikayetleri-artiyor-123301-20260122.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/kis-aylarinda-goz-kurulugu-sikayetleri-artiyor-123301-20260122.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/kis-aylarinda-goz-kurulugu-sikayetleri-artiyor-123301-20260122.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alzheimer'e karşı umudun ışığını yak etkinliği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-alzheimere-karsi-umudun-isigini-yak-etkinligi-71988.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-alzheimere-karsi-umudun-isigini-yak-etkinligi-71988.html</link>
                    <description><![CDATA[Alzheimer Derneği Adana Şube Başkanı Prof. Dr.  Ahmet Evlice yavaş ilerleyen ancak insanların yaşamlarını olumsuz etkileyen ve son yıllarda sürekli artış gösteren Alzheimerin cerrahi tedavisi olmadığını söyledi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Evlice Alzheimer Adana Şubesi ve Seyhan Belediyesi iş birliğiyle Seyhan Belediyesi Çırçır Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını yönetim kurulu üyesi Salise Voyvadaoğlu yaptı. Derneğin Adana şubesinin 2018 yılından bu yana Adana’da hastalara ve yakınlarına yönelik ciddi faaliyet gösterdiklerini kaydetti.

Alzheimer hastalarının tedavisinin pahalı olduğunu, ailelerin de büyük sorunlar yaşadıklarının altını çizen başkan Prof. Dr. Evlice, şöyle devam etti:

“Alzheimerin cerrahi tedavisi yok. Kitap okumak, satranç oynamak, bulmaca çözmek ve yabancı dil öğrenmek hastalığı yavaşlatıyor. Zihinsel ve fiziksel aktiviteleri artırmak gerekir. Genellikle yavaş yavaş başlayan, giderek kötüleşen, beyin hücrelerinin ölümüyle başlayan alzheimerde hafıza kaybı unutkanlığa, günlük işlerde zorluklar, dil problemi, zaman, mekan karışıklığı, karar verme güçlüğü ve sosyal yaşamdan çekilmeler görülmektedir. 65 yaşından büyük her 10 kişide biri, 80 yaşında her 10 kişiden2 veya 3’ü Alzheimer olmaktadır.”

Prof. Dr. Evlice, alzheimerde kitap okumanın yararına dikkat çekerek “Bu bağlamda yazar Sinan Akyüz’ü Adana’ya davet ederek hasta yakınları ve üyelerimize yararlı bilgiler aktarmasını sağladık” diye konuştu.

HER ROMANDA 3-4 KİLO VERİYORUM

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan Gazeteci-Yazar Sinan Akyüz, uzun yıllar farklı medya kuruluşlarında polis-adliye muhabirliği yaptığını, son yıllarda roman yazmaya ağırlık verdiğini, öyküleri farklı 14 romanı bulunduğunu anlattı. Kitap okumanın önemine değinen Akyüz, her türlü rahatsızlığın tedavisinde rehabilitasyon görevi gördüğünü ifade etti.

Roman yazmanın keyifli, ancak yorucu ve yıpratıcı olduğunu belirten Akyüz, düzenli kitap alışkanlığı olan kişilerin alzheimerden uzaklaştıklarına tanık olduğunu ifade ederek konuşmasında şunlar yer verdi:

“Roman yazmak sanıldığı gibi kolay değil. Bir roman için 9-10 ay kampa girdiğim oluyor. Bu sıralarda eşimi ve çocuklarımı, sağlığımı ve dostlarımı ihmal ettiğim olmuştur. Her romanda 3-4 kilo verdiğim olmaktadır. Yazar topluma karşı sorumludur. Yazar ahlak sahibi olmalıdır. Romanlarımı ticaret kapısı olarak görmedim. Okuyucuların bana olan ilgi ve yaklaşımından büyük mutluluk duyuyorum. Romanda kurgu çok önemli. Sürükleyici olması gereken romanda da önemli mesajlar verilmeli.”

Konuşmalardan sonra Prof Dr. Evlice, Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Göktürk Voyvadaoğlu ve yönetim kurulu üyesi Salise Voyvadaoğlu Yazar Sinan Akgül’ü plaket verdiler.

Etkinliğe üyeler ve hasta yakınları katıldı. Sinan Akyüz, İncir Kuşları, Piruze, Aşk başka evde, Kavuşma. Ban sırtını dönme, İki kişilik yalnızlık, yatağımda ki yabancı, Meyra, Etekli İktidar, Yağmurun Gelihi ve son yeni kitabı Fidan Hanım ve diğer kitaplarını imzaladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Alzheimer'e karşı umudun ışığını yak etkinliği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 10:14:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/alzheimere-karsi-umudun-isigini-yak-etkinligi-131543-20260119.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/alzheimere-karsi-umudun-isigini-yak-etkinligi-131543-20260119.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/alzheimere-karsi-umudun-isigini-yak-etkinligi-131543-20260119.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KARNE NOTU ÇOCUĞUN KİMLİĞİ DEĞİLDİR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-karne-notu-cocugun-kimligi-degildir-71914.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-karne-notu-cocugun-kimligi-degildir-71914.html</link>
                    <description><![CDATA[Sömestr tatilinin gelmesiyle birlikte çocuklar ve gençler için tatil heyecanı artarken, birçok ailede karne stresi gündeme geliyor. Kimileri için sömestr tatil ve dinlenme anlamına gelirken, bazı çocuklar için sınav ve not baskısının ardından aileyle yüzleşme sürecine dönüşebiliyor. Uzmanlar, bu dönemde ebeveyn tutumlarının çocuğun ruh sağlığı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ PSİKOLOG BUSE BAŞAKGİL: “BİR ÇOCUĞUN DEĞERİ KARNE NOTU İLE BELİRLENMEMELİ!”

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil;&nbsp;İlkokul çağındaki çocuklar için tatil süreci, yeni döneme uyum açısından doğru planlandığında olumlu katkılar sağlarken; ortaokul ve lise çağındaki çocuklar için karne dönemi,&nbsp;kaygı, özgüven kaybı ve değersizlik duyguları&nbsp;gibi uzun vadeli psikolojik sonuçlara yol açabiliyor.&nbsp;Başakgil, ebeveyn-çocuk iletişimindeki kopuklukların, çocuğun ailesinden uzaklaşarak dış çevreye yönelmesine neden olabileceğini vurguluyor.

ÇOCUĞUNUZU YAŞITLARIYLA KIYASLAMAYIN

Psikolog Buse Başakgil, karne değerlendirmelerinde yapılan en büyük hatanın kıyaslama olduğunu belirterek uyarılarda bulunuyor: “Çocuğunuzun karnesini başka çocukların karneleri ile kıyaslamayın. Yaşıtlarıyla karşılaştırmak, arkadaşlarının daha başarılı olduğunun vurgulanması ve başarısızlıkla suçlanmak; çocukta kaygı, yetersizlik, özgüven eksikliği ve değersizlik duygularına yol açar.”

Başakgil; Karne değerlendirilirken öncelikle olumlu yönlere odaklanılması, ardından çocuğun kendini ifades etmesine fırsat verilmesi gerektiğini vurguluyor. Suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil yerine, başarısızlıkların nedenlerinin birlikte ve yapıcı bir şekilde ele alınmasını öneriyor. Sömestr tatili başarısız olunan dersler için kriz değil, telafi ve destek süreci olarak görülmeli.

Başarısızlığın geçici bir durum olduğunun altını çizen Psikolog Buse Başakgil, karnedeki notların çocuğun kişiliğinin bir parçası gibi görülmesinin ciddi riskler barındırdığını belirtiyor. ‘Sen tembelsin, yaramazsın, bu gidişle sınıfı geçemezsin’ gibi ifadeler çocuğun ‘Ben hiçbir işe yaramıyorum’ algısı geliştirmesine neden olur. Bu da kaygıyı artırır ve özgüveni zedeler.” Çocuk bir alanda başarısızsa bu durum, ilgi alanları ve destek ihtiyacı üzerinden değerlendirilmelidir.

KARNE BASKISI HAYATİ RİSKLER DOĞURABİLİR

Psikolog Başakgil, geçmiş yıllarda karne dönemlerinde yaşanan üzücü olayların yaşandığını hatırlatarak önemli bir uyarıda bulunuyor: “Kırık notlar; yoğun kaygı, cezalandırılma korkusu ve değersizlik duygusuyla birleştiğinde, çocuğu kendine zarar verici davranışlara hatta yaşamına son verme girişimlerine kadar sürükleyebilir” Karne ve sınav notlarının, çocukların değerini belirleyen bir ölçüt haline gelmesinin; geleceğe dair umutsuzluk, özgüven kaybı ve kendine saygının azalmasına yol açtığını belirtiyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil, karne döneminde ebeveynlerin sıklıkla düştüğü hataları ise şöyle sıralıyor:


	Kötü not nedeniyle çocuğun spor ve sosyal faaliyetlerini kısıtlamak
	Sürece değil yalnızca sonuca odaklanmak
	İlk olarak düşük notları gündeme getirmek
	Kötü not getirdi diye sevgiyi, ilgiyi ve şefkati geri çekmek, mesafeli ve soğuk davranmak


PAHALI KARNE HEDİYELERİNDEN KAÇININ

Karne hediyesi konusuna da değinen Başakgil, maddi ödüllerin doğru kullanılmadığında eğitsel sürece zarar verdiğini ifade ediyor. “Öncelik her zaman tatlı sözlerle takdir olmalı. Maddi ödülün değeri değil, sembolik anlamı önemlidir.” Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için kitaplar, boya kalemleri, basit oyuncaklar, doğa gezileri, müze ve sinema etkinliklerinin daha sağlıklı ödüller olduğunu belirtiyor. Bilgisayar, cep telefonu, çok pahalı hediyeler ya da evcil hayvan gibi seçeneklerin karne hediyesi olarak tercih edilmesi çok doğru olmayacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[KARNE NOTU ÇOCUĞUN KİMLİĞİ DEĞİLDİR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 07:13:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/karne-notu-cocugun-kimligi-degildir-101437-20260114.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/karne-notu-cocugun-kimligi-degildir-101437-20260114.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/karne-notu-cocugun-kimligi-degildir-101437-20260114.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SANKO OKULLARI GENÇ KIZ YÜZME TAKIMI BÖLGE ŞAMPİYONU OLDU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-sanko-okullari-genc-kiz-yuzme-takimi-bolge-sampiyonu-oldu-71898.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-sanko-okullari-genc-kiz-yuzme-takimi-bolge-sampiyonu-oldu-71898.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Okulları Genç Kız Yüzme Takımı, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen “Okullar Arası Gençler Kız – Erkek Yüzme Bölge Şampiyonası”nda bölge şampiyonu olarak büyük başarıya imza attı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şanlıurfa Tam Olimpik Yüzme Havuzunda gerçekleşen yarışmada, SANKO Okulları Genç Kız Takımında bulunan Eylül Uğurluer, Azra Aksoy, Yaprak Ece Tunçel, Elizan
Özgenç, Ceysu Batallı, Elif Azra Suat kazandıkları bölge 1, 2 ve 3’üncülük dereceleri sonucunda rakiplerini geride bırakarak bölge şampiyonu olma başarısı gösterdi.
SANKO Okulları Genel Müdürü Fırat Mümtaz Asyalı, öğrencilerini ve antrenörleri Mehmet Ali Karakuş’u tebrik ederek, şubat ayında düzenlenecek Gençler Yüzme
Türkiye Şampiyonasında başarılar diledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SANKO OKULLARI GENÇ KIZ YÜZME TAKIMI BÖLGE ŞAMPİYONU OLDU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 09:18:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullari-genc-kiz-yuzme-takimi-bolge-sampiyonu-oldu-122002-20260113.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullari-genc-kiz-yuzme-takimi-bolge-sampiyonu-oldu-122002-20260113.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-okullari-genc-kiz-yuzme-takimi-bolge-sampiyonu-oldu-122002-20260113.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[OMURGA SAĞLIĞI SOĞUK HAVALARDA ALARM VERİYOR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-omurga-sagligi-soguk-havalarda-alarm-veriyor-71886.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-omurga-sagligi-soguk-havalarda-alarm-veriyor-71886.html</link>
                    <description><![CDATA[Kışın hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudumuzda birçok değişiklik meydana geliyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kaslar daha gergin hale gelirken, eklemlerin hareket kabiliyeti azalabiliyor. Bu durum ise
omurganın normalden daha fazla zorlanmasına neden olarak can sıkıcı sorunlara davetiye
çıkartıyor.
Düşük hava sıcaklıklarının yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmayıp vücut sağlığı
üzerinde de önemli etkilere yol açtığını söyleyen Medline Adana Hastanesi Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emine Bukan Arıca, omurga sağlığını korunmanın günlük
hareket kabiliyetini artırmanın yanı sıra uzun vadede yaşam kalitesini yükselttiğini de
belirterek önerilerde bulundu.
Kas sertliği ve spazmlar artıyor
Soğuk havalar, vücutta kasların daha fazla kasılmasına neden oluyor. Düşen sıcaklıklarla
birlikte kaslar daha hızlı sertleşiyor ve esnekliğini kaybediyor. Özellikle omurgayı çevreleyen
kaslarda görülen bu sertleşme, kas spazmlarına yol açabiliyor. Kaslardaki bu gerilim, sırt ve
bel ağrılarını tetikleyebileceği gibi, bel fıtığı veya skolyoz gibi mevcut omurga sorunlarının da
daha belirgin hale gelmesine neden olabiliyor.
Hareket kısıtlılığı omurgayı zorluyor
Düşük sıcaklıklarda vücut, ısısını koruyabilmek için daha fazla enerji harcıyor. Bu durum
kasların daha az esnek hale gelmesine ve hareket kabiliyetinin azalmasına yol açıyor.
Özellikle düzenli egzersiz yapmayan bireylerde artan hareketsizlik, omurga çevresindeki
kasların zayıflamasına neden olabiliyor. Zamanla kas desteği azalan omurga, daha fazla yük
taşımak zorunda kalıyor. Uzun süre hareketsiz kalmak, omurgadaki disklerin ve eklemlerin
zorlanmasına ve ağrıların artmasına sebep olabiliyor.
Duruş bozuklukları artıyor
Kış aylarında ağır eşyaların kaldırılması, uzun süre oturmak ya da yanlış pozisyonda
çalışmak omurga üzerinde fazladan baskı oluşturuyor. Bunun yanı sıra soğuktan korunmak
için vücudun istemsiz olarak bükülmesi, omuzların öne doğru kapanması ve sırtın daha
yuvarlak bir duruş alması da sık görülen duruş bozuklukları arasında yer alıyor. Bu yanlış
duruş alışkanlıkları, omurgaya binen yükü artırarak uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol
açabiliyor.
Eklem ağrıları daha sık görülüyor
Omurgadaki eklemler, kışın düşük ısının etkisiyle daha hassas hale geliyor. Soğuk, eklem
sıvısının akışkanlığını azaltarak eklemlerin daha sert ve ağrılı olmasına yol açabiliyor.
Özellikle omurgadaki faset eklemleri bu durumdan olumsuz etkilenebiliyor. Romatizmal
hastalıkları olan kişilerde ise soğuk havalarda eklem ağrıları daha belirgin hale gelebiliyor.
Kan dolaşımı yavaşlıyor

Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak kan dolaşımını yavaşlatıyor. Bu
durum, omurgayı çevreleyen kas ve dokulara giden oksijen ve besin maddelerinin
azalmasına yol açabiliyor. Uzun süreli yetersiz kan dolaşımı, dokuların beslenmesini bozarak
omurga sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle ileri yaşlardaki bireylerde dolaşım
problemleri, omurga ile ilgili şikâyetlerin daha da artmasına neden olabiliyor.

****************************************** KUTU BİLGİSİ ****************************************

Kışın omurga sağlığını korumak için neler yapılabilir?
 Bel ve sırt bölgesini sıcak tutan giysiler tercih edin
 Soğuk havalarda uzun süre hareketsiz kalmayın
 Düzenli şekilde hafif egzersizler yapın, sırt ve bel kaslarını güçlendiren esneme
hareketlerini ihmal edilmeyin
 Uzun süre oturacaksanız doğru duruş pozisyonuna dikkat edin
 Oturma ve çalışma alanlarınızı ergonomik şekilde düzenleyin
 Soğuk ortamda ani ve sert hareketler yapmayın
 Ağır cisimler kaldırılmaktan kaçının
 Soğuk havalarda kasları zorlayacak hareketlerden önce vücudunuzu ısıtın
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[OMURGA SAĞLIĞI SOĞUK HAVALARDA ALARM VERİYOR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 10:02:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/omurga-sagligi-soguk-havalarda-alarm-veriyor-130331-20260112.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/omurga-sagligi-soguk-havalarda-alarm-veriyor-130331-20260112.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/omurga-sagligi-soguk-havalarda-alarm-veriyor-130331-20260112.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Üniversitemiz ile Kazakistan Sivil Havacılık Akademisi Arasında Akademik İş Birliği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-universitemiz-ile-kazakistan-sivil-havacilik-akademisi-arasinda-akademik-is-birligi-71829.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-universitemiz-ile-kazakistan-sivil-havacilik-akademisi-arasinda-akademik-is-birligi-71829.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ), uluslararası akademik iş birliklerini güçlendirmeye yönelik önemli bir görüşmeye ev sahipliği yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Kazakistan’dan gelen üniversite heyeti, ATÜ yönetimi ile bir

araya gelerek yükseköğretim alanında ortak çalışma imkânlarını değerlendirdi.
Gerçekleştirilen görüşmeye Kazakistan heyeti adına Rektör Kairat Zhakupov,
Havacılık Mühendisliği Bölüm Başkanı Almas Bıtenov ve Dış İlişkiler Koordinatörü
Azamat Kuzhbanov katıldı. ATÜ heyetinde ise Rektörümüz Prof. Dr. Adnan Sözen,
Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Haşim Kelebek, Prof. Dr. Başak Doğru Mert ve Prof.
Dr. Neşe Yalçın, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Naime Filiz
Özdil, Genel Sekreterimiz Doç. Dr. Nihat Döngel ile İleri teknolojiler Uygulama ve
Araştırma Merkezi (İLTEM) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ethem İlhan Şahin ve İKSAD
Genel Koordinatörü Dr. Atabek Movlyanov yer aldı.
Toplantıda; havacılık ve uzay bilimleri başta olmak üzere mühendislik alanlarında
ortak araştırma projeleri, akademik ve öğrenci değişim programları, ortak eğitim
faaliyetleri ve uluslararası proje başvuruları konuları ele alındı. Taraflar, karşılıklı bilgi
ve deneyim paylaşımının iki üniversite için de önemli kazanımlar sağlayacağı
konusunda mutabık kaldı.
Görüşme, gelecekte hayata geçirilmesi planlanan iş birliği protokollerine yönelik iyi
niyet temennileri ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Üniversitemiz ile Kazakistan Sivil Havacılık Akademisi Arasında Akademik İş Birliği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 10:13:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/universitemiz-ile-kazakistan-sivil-havacilik-akademisi-arasinda-akademik-is-birligi-131418-20260108.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/universitemiz-ile-kazakistan-sivil-havacilik-akademisi-arasinda-akademik-is-birligi-131418-20260108.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/universitemiz-ile-kazakistan-sivil-havacilik-akademisi-arasinda-akademik-is-birligi-131418-20260108.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KIŞ DEPRESYONU İLE BAŞ ETMENİN 10 ETKİN YOLU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-kis-depresyonu-ile-bas-etmenin-10-etkin-yolu-71828.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-kis-depresyonu-ile-bas-etmenin-10-etkin-yolu-71828.html</link>
                    <description><![CDATA[Mevsimsel duygudurum bozukluğu ya da halk arasındaki adı ile “Kış Depresyonu”, günlerin kısalması ve güneş ışığının azalmasıyla ortaya çıkan ruh hali değişimi olarak tanımlanıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yorgunluk, isteksizlik, halsizlik, iştahsızlık, keyifsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren bu sorun genellikle kadınlar ve aile öyküsünde duygudurum bozukluğu olanlarda daha sık görülüyor. Fiziki sağlık ile ruh sağlığının birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, sorunları çözmedeki anahtarın, bireyin ruh halindeki değişiklikleri fark ederek kendisine ilgi ve özen göstermeye öncelik vermesi olduğunu belirterek kış depresyonundan korunmak için önerilerde bulundu.
1. Gün ışığından faydalanın
Güneş ışığı, vücudun serotonin seviyesini artırarak ruh halinizi iyileştirir. Sabah veya öğlen saatlerinde, hava bulutlu olsa bile dışarı çıkmaya özen gösterin. Perdeleri açarak ve
mümkünse cam kenarında vakit geçirerek daha fazla doğal ışık alabilirsiniz.
2. Düzenli egzersiz yapın
Egzersiz yapmak mutluluk hormonu (endorfin) salgılanmasını artırır ve depresyon belirtilerini hafifletir. Haftada en az 3-4 gün, tempolu yürüyüş, yoga veya evde yapabileceğiniz basit egzersiz hareketleri gibi aktivitelerle kendinizi daha enerjik hissedebilirsiniz.
3. Beslenmenize dikkat edin
Kış aylarında sağlıklı ve dengeli beslenmek ruh haliniz üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Omega-3 yağ asitleri içeren balık, ceviz ve keten tohumu gibi gıdalar tüketerek serotonin seviyenizi artırabilirsiniz. Ayrıca, B ve D vitamini açısından zengin gıdalar (yumurta, süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) tüketmek de önemlidir.
4. Uyku düzeninizi koruyun
Mevsim değişiklikleri uyku düzenini etkileyebilir. Her gün aynı saatlerde yatıp kalkmaya özen gösterin. Uyku hijyeninizi sağlamak için yatmadan önce telefon ve bilgisayar kullanımını sınırlayın, kafeinli içeceklerden kaçının ve loş bir ortamda uyumaya çalışın.
5. Sosyal hayatınızı canlı tutun
Soğuk ve yağışlı havalar nedeniyle eve kapanmak yerine sosyal aktivitelerinize devam edin. Aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek, sevdiğiniz insanlarla sohbet etmek moralinizi yükseltir. Kalabalık ve eğlenceli ortamlar, yalnızlık hissini azaltarak depresyon riskini düşürür.
6. Hobiler edinerek üretken kalın
Kış aylarında keyif alacağınız uğraşlar bulmak, zihninizi meşgul ederek olumsuzdüşüncelerden uzaklaşmanıza yardımcı olur. Resim yapmak, yazı yazmak, müzikle
&nbsp;, yeni bir dil öğrenmek gibi aktiviteler hem eğlenceli hem de faydalıdır.
7. D vitamini takviyesi almayı düşünün Kış aylarında güneş ışığının azalmasıyla vücudun D vitamini üretimi düşer. D vitamini eksikliği ise depresyon riskini artıran bir faktördür. Doktorunuza danışarak D vitamini takviyesi alıp almayacağınızı belirleyin.

8. Meditasyon ve nefes egzersizleri yapın
Stresi azaltmak ve zihinsel dinginlik sağlamak için meditasyon veya nefes egzersizleri yapabilirsiniz. Her gün 5-10 dakika bile olsa derin nefes almak, farkındalık egzersizleri
yapmak stres seviyenizi düşürerek ruh halinizi iyileştirecektir.
9. Rutinlerinizi değiştirin ve kendinizi yenileyin
Kış depresyonunun getirdiği monotonluğu kırmak için günlük rutininize küçük değişiklikler ekleyebilirsiniz. Hafta sonu eve kapanmak yerine kısa bir tatile çıkmak, kamp kurmak, farklı rotalarda yürüyüşler yapmak veya yeni bir kitap okumak sizi motive edebilir.
10. Profesyonel destek almaktan çekinmeyin
Eğer depresyon belirtileri günlük yaşamınızı artık ciddi şekilde etkiliyorsa, konunun uzmanından destek almak gündeme gelebilir. Psikoterapi veya danışmanlık, kış depresyonu
ile başa çıkmada oldukça etkili yöntemler sunarak size yardımcı olabilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[KIŞ DEPRESYONU İLE BAŞ ETMENİN 10 ETKİN YOLU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 09:15:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/kis-depresyonu-ile-bas-etmenin-10-etkin-yolu-121708-20260108.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/kis-depresyonu-ile-bas-etmenin-10-etkin-yolu-121708-20260108.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/kis-depresyonu-ile-bas-etmenin-10-etkin-yolu-121708-20260108.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SANKO ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM PROGRAMI’NA TAM AKREDİTASYON]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-sanko-universitesi-shmyo-ilk-ve-acil-yardim-programina-tam-akreditasyon-71804.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-sanko-universitesi-shmyo-ilk-ve-acil-yardim-programina-tam-akreditasyon-71804.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) bünyesinde yer alan İlk ve Acil Yardım Programı, sağlık eğitiminde kalite ve standardizasyonun ulusal ölçekte belgelendirilmesi amacıyla faaliyet gösteren Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MEDEK) tarafından tam akreditasyon almaya hak kazandı.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, “İlk ve Acil Yardım Programı akreditasyonu; üniversitemizin, kalite odaklı eğitim anlayışını daha da güçlendirdi” dedi.

&nbsp;

Üniversitenin kurumsal akreditasyonunun yanı sıra Tıp Fakültesi ile Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Beslenme ve Diyetetik, Hemşirelik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon programlarının da akredite olduğunu anımsatan Prof. Dr. Dağlı, şu değerlendirmelerde bulundu:

&nbsp;

“Akredite programlarımızın sayısının artması, nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefimize önemli katkılar sağlamaktadır. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuz bünyesindeki İlk ve Acil Yardım Programı’nın MEDEK tarafından akredite edilmesi; üniversitemizin eğitimde kalite, güvenilirlik ve sürekli gelişim anlayışının güçlü bir yansımasıdır. Bu süreç, öğrencilerimize sunduğumuz eğitimin ulusal ve uluslararası düzeyde tanınırlığını da artırmaktadır.”

&nbsp;

Prof. Dr. Dağlı, “Bu başarı; özveriyle çalışan akademik ve idari kadromuzun, öğrencilerimizin ve tüm paydaşlarımızın ortak emeğinin bir sonucudur. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

&nbsp;

PROF. DR. M. METİN BAYRAM

SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. M. Metin Bayram ise İlk ve Acil Yardım Programı’nın MEDEK tarafından akredite edilmesinin büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Bayram, alınan akreditasyon belgesiyle programın eğitim kalitesinin resmî olarak tescillendiğini vurguladı.

&nbsp;

Akreditasyonun; programın eğitim-öğretim yapısı, ders içerikleri, uygulama olanakları, akademik kadro yeterliliği ve kalite güvence süreçlerinin ulusal standartlara uygunluğunu ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Bayram, şu bilgileri paylaştı:

“MEDEK tarafından yürütülen akreditasyon sürecinde; programın eğitim hedefleri, müfredat yapısı, ders içeriklerinin güncelliği, akademik ve idari kadronun yeterliliği, uygulama ve laboratuvar altyapısı, ölçme-değerlendirme yöntemleri ile kalite güvence sistemleri kapsamlı biçimde incelendi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda İlk ve Acil Yardım Programı’nın ulusal mesleki eğitim standartlarını başarıyla karşıladığı tescillenmiştir.”

Hedeflerinin sağlık alanında bilgi ve beceriyle donatılmış, mesleki yeterliliği yüksek mezunlar yetiştirmek olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Bayram, “Akreditasyon süreci, bu hedef doğrultusunda doğru bir yolda ilerlediğimizi göstermekte ve bizi daha iyisini yapmak için motive etmektedir” diyerek sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SANKO ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM PROGRAMI’NA TAM AKREDİTASYON - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 10:19:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesi-shmyo-ilk-ve-acil-yardim-programina-tam-akreditasyon-131954-20260106.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesi-shmyo-ilk-ve-acil-yardim-programina-tam-akreditasyon-131954-20260106.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesi-shmyo-ilk-ve-acil-yardim-programina-tam-akreditasyon-131954-20260106.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SOĞUK HAVA CİLDİ SESSİZCE YIPRATIYOR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-soguk-hava-cildi-sessizce-yipratiyor-71763.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-soguk-hava-cildi-sessizce-yipratiyor-71763.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış aylarında düşen hava sıcaklıkları, sert esen rüzgârlar, kapalı ortamlarda artan ısıtıcı kullanımı cilt sağlığımızı yakından etkiliyor. Soğuk hava, cildin doğal koruyucu bariyerini zayıflatarak nem kaybına yol açıyor ve bu durum cildi dış etkenlere karşı daha hassas hale getiriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ciltte kuruluk, çatlama, kaşıntı ve hassasiyet gibi sorunlarla kış aylarında oldukça sık
karşılaşılıyor. Medline Adana Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, soğuk
havanın cildi sessizce yıprattığını ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu etkilerden
korumanın mümkün olduğunu söyleyerek basit ama etkili önerilerde bulundu.
Nemlendirici kullanın
Soğuk hava ve düşük nem oranı, cildin su kaybetmesine neden olur. Özellikle eller, yüz ve
dudaklar daha hızlı kurur ve çatlayabilir. Bu nedenle nemlendirici kullanımı yalnızca ihtiyaç
halinde hatırlanmamalı, düzenli bir alışkanlık haline getirilmelidir. Kuru ciltler için yoğun
içerikli, yağ bazlı, yağlı ve karma ciltler için ise su bazlı ürünler tercih edilmelidir.
Yüz temizliğini nazik ürünlerle yapın
Soğuk hava, egzama gibi kronik cilt hastalıklarının şikâyetlerini artırabilir; kaşıntı, kızarıklık ve
pullanma daha belirgin hale gelir. Sert sabunlar ve alkol içeren temizleyiciler kış aylarında
cildi tahriş edebileceğinden sabunsuz, cilt bariyerini koruyan ve nemlendirici özelliği olan
temizleyiciler kullanılmalıdır.
Ilık su ile duş alın
Kışın sıcak duş alma isteği artar; ancak çok sıcak su cildin doğal yağ dengesini bozar ve
kuruluğu artırır. Kış aylarında duş süresi kısa tutulmalı, suyun çok sıcak olmamasına özen
gösterilmelidir. Duş sonrası ilk birkaç dakika içinde nemlendirici sürmek cildin nemi
hapsetmesine yardımcı olur.
Bulunduğunuz ortamı nemlendirin
Isıtıcılar cilt nemini azaltır; kapalı alanlarda kullanılan kalorifer ve klimalar, havadaki nem
oranını düşürür. Bu durum cildin daha hızlı kurumasına neden olur. Ortam nemlendiricileri
kullanmak ya da odada bir kap içerisinde su bulundurmak cilt sağlığını destekler.
Dudak bakımını ihmal etmeyin
Dudaklarda çatlama, ellerde kuruluk ve hatta ağrılı yarıklar kış aylarında oldukça sık görülür.
Bu bölgeler için yoğun nemlendirici ve onarıcı ürünler kullanılmalıdır. Özellikle dışarı
çıkmadan önce cilt korunmalı, ayrıca gece bakımına da özen gösterilmelidir. Sık el yıkayan
kişiler el kremi kullanımını artırmalıdır.
Güneş koruyucuları kışın da kullanın

Kışın güneşin zararlı etkilerinin olmadığı düşünülse de UV ışınları yıl boyunca cilde zarar
verebilir. Özellikle karlı havalarda yansıma etkisiyle güneş ışınları cilt üzerinde olumsuz etki
yaratabilir. Bu nedenle kış aylarında da güneş koruyucu kullanımı ihmal edilmemelidir.
Aşırı peeling ve kese uygulamalarından kaçının
Kışın hassaslaşan cilde sık peeling yapmak, koruyucu tabakaya zarar verebilir. Bu durum
kızarıklık, pullanma ve egzama şikâyetlerini artırır. Peeling gerekiyorsa haftada en fazla bir
kez ve nazik ürünler yardımıyla uygulanmalıdır.
Soğuk ve rüzgârdan korunun
Dışarı çıkarken atkı, bere ve eldiven kullanmak cildin doğrudan soğuğa maruz kalmasını
önleyen etkili bir korunma yöntemidir. Özellikle yüz ve ellerin rüzgârla temasını azaltmak,
ciltte meydana gelebilecek tahrişi engeller.
Beslenmenize özen gösterin
Beslenme ve su tüketimi cilt sağlığını etkiler. Kışın su içme alışkanlığı azalabilir ancak yeterli
su tüketimi cildin nem dengesini korur. Omega-3, vitamin ve mineral açısından zengin
beslenme de cildin kendini yenilemesine destek olur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SOĞUK HAVA CİLDİ SESSİZCE YIPRATIYOR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 09:56:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/soguk-hava-cildi-sessizce-yipratiyor-125653-20260104.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/soguk-hava-cildi-sessizce-yipratiyor-125653-20260104.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/soguk-hava-cildi-sessizce-yipratiyor-125653-20260104.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SANKO ÜNİVERSİTESİ’NDE GAZİANTEP’İN KURTULUŞUNUN 104’ÜNCÜ YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE TÖREN DÜZENLENDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-sanko-universitesinde-gaziantepin-kurtulusunun-104uncu-yil-donumu-nedeniyle-toren-duzenlendi-71670.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-sanko-universitesinde-gaziantepin-kurtulusunun-104uncu-yil-donumu-nedeniyle-toren-duzenlendi-71670.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi’nde “Gaziantep’in Kurtuluşunun 104’üncü Yıl Dönümü” dolayısıyla tören düzenlendi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
&nbsp;

&nbsp;

Programa konuk olan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Kütüphaneler ve Müzeler Şube Müdürü, tarihçi Murat Dağ, “Belgeden Manşete: Antep Savunması” başlıklı sunumunda belgeler, döneme ait gazete manşetleri ve fotoğraflar eşliğinde Antep savunmasında yaşanan zorluklara değindi.

&nbsp;

Antep’i ilk olarak İngilizlerin işgal ettiğini anımsatan Dağ, savaş döneminde yaşananlara ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

&nbsp;

“Halep’te bulunan İngiliz askerleri, kışı geçirme bahanesiyle Antep’e geliyorlar. Günümüzde bulunmayan Amerikan Koleji’ni İngiliz karargâhı hâline getiriyorlar. Daha sonra bu geliş bir işgale dönüşüyor ve Anteplilerin vatanı savunmak için kullandıkları ne kadar teçhizat varsa hepsini tek tek toplatıyorlar. Savunmasız kalan Antepliler bir yandan zulüm görürken, diğer yandan yokluk ve açlıkla mücadele ediyor.

Fransızların, Antep’in coğrafi konumu sebebiyle kenti istemesi üzerine İngilizler, sanki kendi topraklarıymış gibi başka iller karşılığında Antep’i Fransızlarla değiş tokuş yapıyorlar. Fransızların şehre girmesiyle birlikte her şey daha da zorlaşıyor.”

&nbsp;

“Kadın, çocuk, yaşlı demeden tüm zorluklara göğüs geren Antep halkı; Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının nakış nakış işledikleri Millî Mücadele’yi başlatmasıyla birlikte, mücadelenin kuramına harfi harfine uyarak sonunda muvaffak olmayı başarmıştır” diyen Dağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

&nbsp;

“Tam 104 yıl önce yaşanan olayları bugün belki hayal edemeyebiliriz. Ancak bu belgeler geçmişimizi apaçık ortaya koymaktadır. Bu topraklar kolay kazanılmadı. Her bir taşında, toprağında ecdadımızın izi vardır. Uğruna nice kanların döküldüğü ve bize emanet edilen bu topraklar; bizim vatanımız, özgürlüğümüzdür. Bu vatanı korumak ise bizlerin yegâne ve en ulvi görevidir.

Bu topraklara bizlere vatan yapabilmek için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

&nbsp;

Sunuculuğunu SANKO Üniversitesi SHMYO İlk ve Acil Yardım Programı 1’inci sınıf öğrencisi Merve Nur Bağcı’nın yaptığı programa; SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci ile akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

&nbsp;

&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SANKO ÜNİVERSİTESİ’NDE GAZİANTEP’İN KURTULUŞUNUN 104’ÜNCÜ YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE TÖREN DÜZENLENDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 07:22:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesinde-gaziantepin-kurtulusunun-104uncu-yil-donumu-nedeniyle-toren-duzenlendi-102344-20251226.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesinde-gaziantepin-kurtulusunun-104uncu-yil-donumu-nedeniyle-toren-duzenlendi-102344-20251226.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesinde-gaziantepin-kurtulusunun-104uncu-yil-donumu-nedeniyle-toren-duzenlendi-102344-20251226.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TEDAVİ EDİLMEYEN İNFLAMATUVAR BAĞIRSAK HASTALIKLARI CİDDİ SORUNLARA NEDEN OLABİLİR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-tedavi-edilmeyen-inflamatuvar-bagirsak-hastaliklari-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-71614.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-tedavi-edilmeyen-inflamatuvar-bagirsak-hastaliklari-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-71614.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Sezgin Barutçu, tedavi edilmeyen veya kontrolsüz seyreden inflamatuvar bağırsak hastalıklarının bazı ciddi sorunlara neden olabileceğini söyledi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Doç. Dr. Barutçu, “İnflamatuvar bağırsak hastalıkları; Crohn hastalığı ve ülseratif kolit vb. gibi, bağırsaklarda uzun süreli iltihaba yol açan kronik hastalıklardır. Bu hastalıklar bağışıklık sisteminin bağırsaklara aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkar” dedi.

&nbsp;

BELİRTİLERİ

Genellikle genç yaşlarda başlayan ve dönem dönem şiddetlenebilen inflamatuvar bağırsak hastalıklarının belirtilerinin kişiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte en sık karın ağrısı, ishal (Bazen kanlı), kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk ve makatta ağrı görüldüğünü kaydeden Do. Dr. Barutçu, bağırsak dışında eklem, göz, cilt ve karaciğer vb. gibi birçok sistemin de etkilenebileceğini belirtti.

&nbsp;

TEDAVİSİ

“Tedavideki temel amaçlarımız iltihabı azaltmak, şikayetleri gidermek, hastalığın alevlenmesini engellemek ve kişinin normal yaşamına devam etmesini sağlamaktır” diyen Doç. Dr. Barutçu şöyle devam etti:

&nbsp;

“Tedavi edilmeyen veya kontrolsüz seyreden inflamatuvar bağırsak hastalıkları bazı ciddi sorunlara neden olabilir. Bağırsaklarda iltihap olduğunda besinlerin emilimi bozulur, bu da vitamin-mineral eksikliklerine ve ciddi kilo kaybına neden olabilir.

&nbsp;

Özellikle Crohn hastalığında, bağırsak duvarı kalınlaşarak darlık oluşturabilir. Bu durum yemeklerin geçişini zorlaştırır ve cerrahi gerektirebilir. Uzun süren bağırsak kanamaları demir eksikliği anemisine yol açabilir. Crohn hastalığında bağırsak ile başka organlar arasında istenmeyen geçiş yolları (Fistül) oluşabilir. Bu durum ağrı, akıntı ve enfeksiyon riskine yol açar. Uzun yıllar devam eden ülseratif kolit veya tüm kalın bağırsağı tutan Crohn hastalığında kolon kanseri riski artabilir. Bu nedenle düzenli kolonoskopi kontrolleri önemlidir.

&nbsp;

Günümüzde çok gelişmiş ilaçlar sayesinde hastalık çoğu zaman kontrol altına alınabilmekte ve olumsuz sonuçların önüne geçilebilmektedir. Düzenli takiplere gitmek, doktorun önerdiği ilaçları aksatmamak ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları tedavinin önemli parçalarıdır.”

&nbsp;

Doç. Dr. Barutçu, uzun süren ishal veya karın ağrısında, dışkıda kan görülmesi durumunda, açıklanamayan kilo kaybı yaşandığında, ateş ve halsizlik şikâyetlerinin devam etmesi halinde inflamatuvar bağırsak hastalıkları açısından mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi.



&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[TEDAVİ EDİLMEYEN İNFLAMATUVAR BAĞIRSAK HASTALIKLARI CİDDİ SORUNLARA NEDEN OLABİLİR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 07:22:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/tedavi-edilmeyen-inflamatuvar-bagirsak-hastaliklari-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-102256-20251222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/tedavi-edilmeyen-inflamatuvar-bagirsak-hastaliklari-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-102256-20251222.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/tedavi-edilmeyen-inflamatuvar-bagirsak-hastaliklari-ciddi-sorunlara-neden-olabilir-102256-20251222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[PREMATÜRE BEBEKLERDE 5 KIŞ TEHDİDİ!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-premature-bebeklerde-5-kis-tehdidi-71414.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-premature-bebeklerde-5-kis-tehdidi-71414.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış ayları prematüre yani 37 haftadan önce doğan bebekler için her zaman daha zorlu geçiyor. Kapalı ortamlarda hızla yayılan virüsler, minik bedenlerin bağışıklık sistemini kolayca etkiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi (Dr. Şinasi Can) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Tamer, prematüre bebeklerin akciğer ve kalp gibi hayati organlarının gelişimleri tamamlanmadan dünyaya geldiklerini, bağışıklık sistemlerinin çok zayıf olduğunu, dolayısıyla ani ısı değişimleri ve virüsler gibi çevresel risklerden çok daha fazla etkilendiklerini belirterek “Kış mevsimi prematüre bebekler gibi aileleri için de çok daha yüksek risk oluşturmakta ve çok daha zor geçmektedir. Ailelerin günlük rutinlerinde bile çok daha fazla özen göstermeleri gerekmektedir” diyor. 

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeninin prematüre doğum olduğuna dikkat çeken Dr. Tamer, kış aylarında tehlikenin arttığına dikkat çekerek “Beslenmesinden giyimine, bulunduğu ortamın ısısı ve havalandırmasından sağlık kontrollerinin ve gerekli aşılarının zamanında yapılmasına, ziyaretçilerden sigara dumanına dek birçok konuda çok dikkatli olunmalıdır. Anne babalar sıkça “sigarayı sadece balkonda içiyorum, bebeğime hiç duman gelmiyor” deseler de, yapılan çalışmalar, dışarıda veya balkonda içmenin dumanın içeri sızmasını, giysi ve saç yoluyla kalıntı taşınmasını, hatta yüzeylerde biriken toksik kalıntıların bebeği olumsuz etkilemesini engellemediğini gösteriyor” diyor.&nbsp;

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Tamer, kış aylarında prematüre bebekleri tehdit eden 5 etken ile sağlıklı bir kış mevsimi geçirilebilmesi için alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;

Kalabalık ortam

Prematüre bebeklerin sağlığını tehdit eden kış etkenlerinin başında kalabalık ortam gelmektedir. Çünkü kalabalık ortam RSV, influenza, grip ve covid gibi önemli viral enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Bağışıklık sistemi hassas olan bebekler kalabalık ortamlarda bu tür enfeksiyonları çok daha kolay alırlar. Dolayısıyla bu bebekleri özellikle kış aylarında hasta kişilerin yanında, mümkünse kalabalık ortamlarda da bulundurmamak gerekir. Influenza ve RSV gibi enfeksiyonlarda da koruyucu aşı uygulamaları doktorunuzun kontrolüyle yapılabilir.

&nbsp;Aşı ve doktor kontrollerinin aksatılması

Dr. Reyhan Tamer “Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği aşılar, zatürre, menenjit, tetanoz, çocuk felci gibi aşılar prematüre bebeklerde hayat kurtarıcıdır. Doktor kontrollerinin düzenli yapılması, erken dönemli büyüme ve gelişme ile ilgili sıkıntıların erken dönemde saptanıp tedavi edilmesi açısından da önemlidir” diyor.

Ortam ısısı

Prematüre bebekler ısı kaybına karşı çok duyarlıdır çünkü yağ dokusu azdır, vücut ısısını koruyamazlar. Soğuk havalarda solunum problemleri tehdit eder, bağışıklık sistemi çok iyi çalışmaz ve vücut strese girer. Ama bebeklerin kalın giydirilmesi yerine, oda ısısını doğru ayarlamak çok daha önemlidir. Prematüre bebeklerde oda ısısı 22-24 derece idealken, çok düşük doğum ağırlıklı bebekler, 1500 gramın altındaki doğum ağırlıklı bebeklerde 24-26 derece olması gerekir. Nem oranının da yüzde 40-60 arasında olmasına özen gösterilmelidir.

Beslenme bozuklukları

Kış aylarında önemini daha da artıran bir faktör de beslenme bozuklukları, kilo almamadır. Bebeklerin hem tartı alması hem de boy uzama ve baş çevresinde sağlıklı büyümesi önemlidir. Özellikle anne sütüyle beslenme prematüre bebeklerde büyüme, gelişme açısından çok önemlidir. Ama anne sütünün olmadığı durumlarda prematüre bebekler için doktor önerisiyle özel mamaların kulllanılması büyük önem taşır. Çünkü düşük ağırlıklı prematüre bebeklerde enerji ihtiyacı daha fazladır. Kilo alma, büyüme çok daha önemlidir.

Sigara dumanı

Dr. Reyhan Tamer, özellikle de kış aylarında prematüre bebekleri bekleyen en önemli tehlikelerden birinin sigara dumanı olduğunu vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Anne babalar bebeğin yanında sigara içmeyip balkonda içtiklerini belirtiyorlar. Ama yapılan çalışmalar; balkonda içmekle bebeğin yanında içmenin benzer zarar etkilerine sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla lütfen sigara dumanının olduğu ortamdan, hava kirliliğinin olduğu ortamdan çocuklarımızı, bebeklerimizi uzak tutalım. Zira bunlar bebeklerde büyüme ve gelişmenin yavaşlamasından, enfeksiyonların artmasına dek ciddi tehlikelere davetiye çıkarıyor. Prematüre bebeklerin kalp ve akciğer gibi hayati organları gelişmediği, bağışıklık sistemleri çok zayıf olduğu için onlar açısından hayati önem taşıyor.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[PREMATÜRE BEBEKLERDE 5 KIŞ TEHDİDİ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 09:13:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/premature-bebeklerde-5-kis-tehdidi-121518-20251204.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/premature-bebeklerde-5-kis-tehdidi-121518-20251204.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/premature-bebeklerde-5-kis-tehdidi-121518-20251204.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KEPÇE KULAK AMELİYATI ÇOCUKLARA ÖZGÜVENLERİNİ KAZANDIRIYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-kepce-kulak-ameliyati-cocuklara-ozguvenlerini-kazandiriyor-71412.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-kepce-kulak-ameliyati-cocuklara-ozguvenlerini-kazandiriyor-71412.html</link>
                    <description><![CDATA[Kepçe kulak görünümü, tıbbi bir hastalıktan çok estetik bir farklılık olarak değerlendiriliyor.Ancak bu durum bazen, özellikle de çocukluk döneminde sosyal ve psikolojik sorunlara yol
açabiliyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kepçe kulak, çocuklarda kimi zaman akran zorbalığının bir nedeni olurken,
yaşıtların alaycı söylemleri, taklitleri veya dışlayıcı davranışları, özgüven kaybına, sosyal geri
çekilmeye ve hatta depresyona bile kapı aralayabiliyor.
Çocukların benlik gelişiminin en kritik olduğu dönemlerde olası bir kepçe kulak sorunu ile
karşılaşmalarının önüne geçmek onların gelecekteki ruhsal dayanıklılıklarını da güçlendiriyor.
Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül
Bayraktar Güzeldağ, günümüzde kepçe kulak ameliyatının, sunduğu güvenli ve kalıcı
çözüm sayesinde bireylerin kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olduğunu söyleyerek
önemli bilgiler verdi.
Akran zorbalığının önüne geçiliyor
Kepçe kulak görünümü her ne kadar tıbbi açıdan bir hastalık olmasa da sosyal hayata etkileri
nedeniyle önemsenmesi gereken bir durumdur. Kepçe kulak ameliyatı (otoplasti) ile hem
çocuklarda akran zorbalığının önüne geçmek hem de tüm yaş gruplarında özgüvenli bir
yaşama adım atmak mümkündür.
Çocuklarda ameliyat için geç kalınmamalı
Kepçe kulak ameliyatı için en ideal yaş aralığının 5-6 yaş civarı olması tesadüf değildir.
Çünkü bu dönemde kulak gelişiminin yaklaşık yüzde 85-90’ı tamamlanmış olur ve kulak
yapıları cerrahi müdahale için uygun hale gelir. Ameliyatın okul çağı başlamadan yapılması,
çocuğun okulda karşılaşabileceği alay edilme veya zorbalık gibi travmatik deneyimlerin
önüne geçmek açısından büyük önem taşır. Böylece çocuk hem daha sağlıklı bir sosyal
ortama adım atar hem de kendini daha güvende hisseder.
Yetişkinler için yaş sınırı bulunmuyor
Yetişkinler için ise otoplastide herhangi bir üst yaş sınırı yoktur. Yaşamın her döneminde
gerçekleştirilebilen bu işlem, estetik görünümünden memnun olmayan bireylerde özgüveni
artıran, sosyal bağları geliştiren etkili bir çözüm olarak karşımıza çıkar.
Yönteme doktorla beraber karar veriliyor
Klasik cerrahi yöntem, genel anestezi altında yaklaşık 1–2 saat süren bir işlemdir. Modern
tıpta geliştirilen alternatif yöntemlerden biri olan ameliyatsız iple kepçe kulak düzeltme tekniği
ise lokal anestezi ile yaklaşık 15–20 dakika gibi kısa bir sürede uygulanabilmektedir. Hangi
tekniğin uygun olduğuna ise kişisel kulak yapısı ve beklentiler değerlendirilerek doktorla
beraber karar verilir.
1 haftada günlük hayata dönülüyor

Ameliyat sonrası dönem, iyileşme sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşır. İlk 3–4
gün boyunca kulakları tamamen kapatan baskılı bir bandaj uygulanır. Sonrasında hastalara
3–4 hafta boyunca özellikle gece kullanmak üzere saç bandı veya tenisçi bandı takmaları
önerilir. İlk hafta içerisinde şişlik ve morluklar görülebilir fakat çoğu hasta kısa sürede,
genellikle bir hafta içinde okuluna veya işine dönebilir. Kulakların tam olarak oturması ve
ödemin tamamen geçmesi ise yaklaşık 6 ay içinde tamamlanır.
Yan etkiler nadiren görülüyor
Ailelerin bu süreçte en çok merak ettiği konulardan biri de ameliyatın güvenilirliğidir.
Otoplasti, deneyimli bir cerrah tarafından gerçekleştirildiğinde oldukça güvenlidir ve
komplikasyon riski son derece düşüktür. Enfeksiyon, hafif ağrı veya geçici his değişikliği gibi
küçük yan etkiler görülebilse de bunlar genellikle kısa sürede kendiliğinden düzelir.
Operasyon öncesinde yapılan ayrıntılı muayene, doğru teknik seçimi ve ameliyat sonrası
önerilere uyulması hem çocuklarda hem de yetişkinlerde oldukça başarılı ve kalıcı sonuçlar
elde edilmesini sağlar.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[KEPÇE KULAK AMELİYATI ÇOCUKLARA ÖZGÜVENLERİNİ KAZANDIRIYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:52:45 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/kepce-kulak-ameliyati-cocuklara-ozguvenlerini-kazandiriyor-115347-20251204.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/kepce-kulak-ameliyati-cocuklara-ozguvenlerini-kazandiriyor-115347-20251204.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/kepce-kulak-ameliyati-cocuklara-ozguvenlerini-kazandiriyor-115347-20251204.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MENOPOZDA YAĞ YAKIMININ 7 PÜF NOKTASI!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-menopozda-yag-yakiminin-7-puf-noktasi-71393.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-menopozda-yag-yakiminin-7-puf-noktasi-71393.html</link>
                    <description><![CDATA[Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ancak bazı basit ve doğru önlemlerle, fazla kilolardan ve yağlardan sağlıklı bir şekilde kurtulmak mümkün olabiliyor.&nbsp;Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek&nbsp;“Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolamasına neden olur. Eskiden kolay verilen kilolar daha zor gider, aynı miktarda yemek bile kilo artışına neden olabilir. Ancak doğru beslenme stratejileri ve düzenli egzersizle fazla kilolardan kurtulmak mümkündür” diyor. Menopoz döneminde hızlı kilo kaybı beklemenin doğru olmadığını, haftada yarım kilo gibi yavaş ama istikrarlı bir ilerlemenin hem sağlıklı hem de kalıcı sonuçlar sağlayacağını vurgulayan Enyüksek, bu süreçte yağ yakımını ve kilo vermeyi sağlayan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;



	Protein ağırlıklı beslenin



Menopozda kas kütlesi azaldığı için metabolizma yavaşlar. Yeterli protein almak hem kas kaybını önler hem de tokluk sağlar ve yağ yakımını destekler. Günlük beslenmenizde yumurta, kırmızı et, balık, tavuk, hindi, süt, peynir, yoğurt, ayran, kefir ve baklagillere yer verin.&nbsp;

&nbsp;



	Rafine karbonhidratları azaltın



Menopozda hormon değişimiyle birlikte vücut insüline karşı daha duyarsız hale gelir ve kan şekerindeki dalgalanmalar kilo alımını hızlandırır. Şekerli yiyecekler, beyaz ekmek ve hamur işleri kan şekerini hızlı yükseltip düşürdüğü için sık acıkma ve tatlı isteğini artırır, karın yağlanmasını tetikler. Bunun yerine düşük glisemik indeksli tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller tercih edilmeli, karbonhidratlar her öğünde protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmelidir.&nbsp;

&nbsp;



	Sebzeler ve lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin



Lifli sebze ve meyveler sindirimi destekler, tokluk sağlar ve kan şekerini dengede tutar. Brokoli, ıspanak, lahana, kabak, enginar, pazı, havuç gibi sebzeler ile elma, armut, yaban mersini gibi meyveler günlük beslenmede yer almalıdır. Tam tahıllar ve kurubaklagiller de hem lif hem de kompleks karbonhidrat kaynağı olarak bu dengeyi güçlendirir.&nbsp;

&nbsp;



	Sağlıklı yağları tabağınızdan eksik etmeyin



Menopozda yağları tamamen kesmek büyük bir hatadır. Özellikle omega-3 yağ asitleri hormon üretimi, kalp sağlığı, tokluk hissi ve yağ yakımı için gereklidir. Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar; ceviz, badem, fındık, chia ve keten tohumu ve zeytinyağı ile dönemin en değerli yağ kaynaklarıdır. Salatalara zeytinyağı eklemek, ara öğünlerde birkaç ceviz veya badem tüketmek menopoz beslenmesinin temel unsurlarındandır.&nbsp;

&nbsp;



	Öğün zamanlarına dikkat edin



Menopoz döneminde hormon döngüsü değiştiği için, ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimizin de önemi artmaktadır. Akşam saatlerinde vücudun insüline duyarlılığı azalır; yani gece geç saatlerde yenilen karbonhidratlar daha kolay yağa dönüşür. Bu nedenle akşam yemeklerini geç saatlere bırakmadan erken yemek ve hafif geçirmek büyük fark yaratır.

&nbsp;



	Bitkisel östrojen içeren gıdalar tüketin



Menopozda dalgalanan hormonların etkisini hafifletmek için bitkisel östrojen içeren besinler faydalı olabilir. En güçlü kaynaklar; soya ve soya ürünleridir. Ayrıca nohut, mercimek, keten tohumu ve susam da iyi seçeneklerdir. Günde bir-iki porsiyon kadar tüketmek hormon dengesine katkı sağlar. Ancak meme kanseri öyküsü veya hormona duyarlı hastalığı olan kadınların bu besinleri düzenli tüketmeden önce mutlaka doktoruna danışması gerekir. &nbsp;

&nbsp;



	Düzenli egzersiz yapın



Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek, menopozda kilo vermenin, kısıtlayıcı diyetlerle değil, vücudun yeni dengesine uygun, akıllı bir beslenme sistemi ile mümkün olacağını, düzenli egzersizin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurgulayarak “Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet veya pilates gibi aktiviteler metabolizmayı hızlandırır, kas kütlesini koruyup güçlendirerek bazal metabolizma hızını yükseltir ve menopozdaki yağlanmanın önüne geçmeye yardımcı olur” diyor.&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[MENOPOZDA YAĞ YAKIMININ 7 PÜF NOKTASI! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:34:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/menopozda-yag-yakiminin-7-puf-noktasi-103614-20251203.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/menopozda-yag-yakiminin-7-puf-noktasi-103614-20251203.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/menopozda-yag-yakiminin-7-puf-noktasi-103614-20251203.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ İLE OSB KOLEJİ ARASINDA PROTOKOL İMZALANDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-sanko-universitesi-hastanesi-ile-osb-koleji-arasinda-protokol-imzalandi-71380.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-sanko-universitesi-hastanesi-ile-osb-koleji-arasinda-protokol-imzalandi-71380.html</link>
                    <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi ile Gaziantep OSB Koleji arasında, erken yaşta obezite ile ilgili farkındalık oluşturmak ve çocukluk obezitesini engellemek amacıyla, “Sağlıklı Bedenler İçin Kaliteli Beslenme ve Kalıcı İyileşme” konusunda iş birliği protokolü imzalandı.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Proje kapsamında SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi’nin sağlık profesyonelleri, obezite hastalığına dikkat çekmek ve bu hastalıktan korunmak için uygulanabilir yöntemleri öğrencilerin yaşamına entegre edebilmeyi amaçlamaktadır.

Protokol kapsamında SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi tarafından OSB Koleji öğrencilerine yönelik bilgilendirme yapıldı.

Toplantıda, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi Cerrahları Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy ve Dr. Öğr. Üyesi Ali Bora Üstünsoy, Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi Koordinatörü Sinem Hacıömeroğlu, Uzm. Diyetisyen Tuba Demirkıran, Psikolog Mehmetcan Aslan ile Fizyoterapist Esma Demircan “Obezitenin başlangıç noktasının belirlenmesi”, “Çocukluk obezitesinin önemi”, “Beslenmede doğru bilinen yanlışlar”, “Öğrencileri doğru beslenme konusunda bilinçlendirmek”, “Bireylerin her yaşta vücut yağ kütlelerini dengede tutabilmeleri için fiziksel aktivitenin önemini vurgulamak”, “Duygusal yeme bozukluğu” gibi konular hakkında bilgiler verdi.

OSB Okul Müdürü A. Fatih Ağcabay, Müdür Yardımcıları İlhami Aslansoy ve Ahmet Hoşaf ile öğretmenlerin de katıldığı toplantı, öğrencilerin sorularının cevaplandırılmasıyla sona erdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ İLE OSB KOLEJİ ARASINDA PROTOKOL İMZALANDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 09:40:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesi-hastanesi-ile-osb-koleji-arasinda-protokol-imzalandi-124044-20251202.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesi-hastanesi-ile-osb-koleji-arasinda-protokol-imzalandi-124044-20251202.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/sanko-universitesi-hastanesi-ile-osb-koleji-arasinda-protokol-imzalandi-124044-20251202.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[                     50 yaş üstü her erkek bu testi yaptırmalı! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-50-yas-ustu-her-erkek-bu-testi-yaptirmali-71364.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-50-yas-ustu-her-erkek-bu-testi-yaptirmali-71364.html</link>
                    <description><![CDATA[Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanseri ilk evrelerde belirti vermeden sessizce ilerlediği için genellikle geç fark ediliyor. Oysa, erken yakalandığında tedavinin başarı oranları belirgin şekilde yükseliyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Acıbadem International Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman,&nbsp; &nbsp;düzenli yapılan testlerin erken tanıda son derece önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekerek, “Basit bir kan testi ve ürolojik muayene, pek çok erkeğin yaşamını değiştirecek kadar kritik bir önem taşımaktadır. &nbsp;Hastalığın henüz belirti vermediği erken dönemde saptanması ve bu sayede tedavinin başarısının artması amaçlanmaktadır. Erken tanı için özellikle 50 yaş üstü erkeklerin, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanların ve risk grubunda olanların taramaları aksatmamaları hayat kurtarıcı bir adım olmaktadır. Özellikle risk grubundaki hastaların yakın takibi ve taranmaları hastalığın ilerlemeden saptanmasını ve tedavi edilmesini olanaklı kılmaktadır” diyor.&nbsp;

Kanserle ilişkili ölümler arasında 3’üncü sırada! &nbsp;&nbsp;

Prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz ve hızlı bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkan prostat kanseri, güncel araştırmalara göre, her&nbsp;100 bin erkekten yaklaşık 35’inde görülüyor. Avrupa’da erkeklerde en sık rastlanan kanser olan prostat kanseri, kanserle ilişkili ölümler arasında 3’üncü sırada yer alıyor. Görülme sıklığı ise yaşlanmaya bağlı olarak artış gösteriyor. Genellikle 50 yaş üstü erkeklerde rastlanan prostat kanseri riski yaş ilerledikçe belirgin şekilde artıyor ve 65 yaş üstü erkeklerde daha yaygın görülüyor. Klinik bir çalışmaya göre; 30 yaş altındaki erkeklerde görülme sıklığı yüzde 5 iken, bu oran yaşla birlikte artarak 79 yaş üstünde yüzde 59’a yükseliyor.&nbsp;

&nbsp;

Aile öyküsünde risk 2 kattan daha fazla artıyor!&nbsp;

Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan erkeklerin daha dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü, babasında prostat kanseri hikayesinin olması riski iki kattan daha fazla artırıyor. Prostat kanseri öyküsü olan bir erkek kardeş ise riski babası hasta olan erkeklerden daha fazla yükseltiyor. İlerleyen yaş ve aile öyküsünün dışında çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıkları da prostat kanserinin riskleri arasında yer alıyor. Örneğin, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, düşük sebze-meyve alımı, fiziksel aktivite eksikliği ve fazla kilo hormonal dengesizliklere yol açarak riski yükseltiyor.&nbsp;

&nbsp;

Başlangıçta genellikle sinsice ilerliyor

Erken evre prostat kanseri genellikle sinsi şekilde seyrediyor. Kansere bağlı semptomların sıklıkla hastalığın doğal seyri içinde geç dönemlerde ortaya çıktığını vurgulayan&nbsp;Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman,&nbsp;şunları söylüyor: “Erken evre prostat kanseri belirtileri ve semptomları; idrarda kan görülmesi, idrarın pembe, kırmızı veya kahverenginde olması, menide kan görülmesi, daha sık idrara çıkma ihtiyacı, idrarı başlatmada güçlük, geceleri daha sık idrara çıkma ihtiyacıdır. İleri evrede ise hastaların yakınmaları farklılık gösterir. İdrar kaçırma, sırt ve kemik ağrısı, sertleşme sorunları, yorgunluk hissi, istem dışı kilo vermek, kollarda veya bacaklarda güçsüzlük bu evredeki bulgu ve belirtilerin başında gelmektedir.”&nbsp;

&nbsp;

Henüz belirti vermediği dönemde saptanabiliyor!

Kanser erken evrede fark edildiğinde tedavi seçenekleri ve tedavi edilebilirlik oranı önemli ölçüde artıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman erken tanı için 50 yaş ve üzeri tüm erkekler ile ailesinde prostat kanseri öyküsü olan 45 yaş ve üzeri erkeklere yılda bir kez PSA kan testi ile prostat muayenesinin önerildiğini &nbsp;vurgulayarak, “Bu programla hastalığın henüz belirti vermediği erken dönemde saptanması ve bu sayede tedavinin başarısının artırılması amaçlanmaktadır” bilgisini veriyor. Prostat kanserinin genellikle kandaki prostat spesifik antijen (PSA) &nbsp;testi ile erken teşhis edilebildiğini anlatan Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, &nbsp;sözlerine şöyle devam ediyor: “Prostat kanserini tespit etmenin bir diğer yolu olan dijital rektal muayenede ise doktor prostat bezini muayene etmektedir. PSA ölçümünde veya muayenede şüphe varsa multiparametrik prostat MR planlanmaktadır. MR bulgularına göre şüpheli alanların varlığında MR füzyon biyopsi ile tanı konulabilmektedir. Son yıllarda multiparametrik prostat MR ile birlikte özellikle metastazı saptamakta kullanılan PSMA PET sintigrafi yöntemleri de güncel görüntüleme yöntemleri arasında yer almaktadır.”

&nbsp;

Robotik cerrahi güncel tedavi yöntemleri arasında

Prostat kanseri tedavisindeki başarılı sonuçlardan da bahseden&nbsp;Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman,&nbsp;“Aktif gözetimin yanı sıra, robotik veya açık radikal prostatektomi, radyoterapi, minimal invaziv tedavi yöntemleri, hormon tedavisi ve kemoterapi de dahil olmak üzere prostat kanseri için&nbsp;çok çeşitli&nbsp;tedaviler mevcuttur” sözleriyle hastanın sağlık durumuna göre uygulanabilecek tedavi yöntemlerini sıralıyor.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[                     50 yaş üstü her erkek bu testi yaptırmalı!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 10:02:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/50-yas-ustu-her-erkek-bu-testi-yaptirmali-130355-20251201.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/50-yas-ustu-her-erkek-bu-testi-yaptirmali-130355-20251201.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/50-yas-ustu-her-erkek-bu-testi-yaptirmali-130355-20251201.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://egemengzt.com/haber-alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-71363.html</guid>
                    <link>https://egemengzt.com/haber-alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-71363.html</link>
                    <description><![CDATA[Alzheimer hastalarıyla iletişimde empati, sabır ve anlayışın önemine işaret eden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, hastaların söyledikleriyle tartışmamak, zaman ve mekân kavramlarını zorlamamak gerektiğini ifade etti.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Tanrıdağ, “Eğer o eskilerden bugünmüş gibi söz ediyorsa onunla o konuşmanın içine girerek sürdürün. Konuştuğu konunun bütünlüğünü bozmayın. Zaman zaman espriler yapın.” dedi.

NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı.

Hastalığın çok yönlü etkileri

Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının bellek, dikkat ve dil gibi işlevlerde bozulmaya yol açarken, kişinin kendisiyle ve çevresiyle ilgili algısını da değiştirdiğini vurguladı.

Bu durumun, hastada davranış bozukluklarına zemin hazırladığını ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Hasta yaşananları aklında tutamaz, kendisine söylenilenlere dikkat edemez ve derdini tam anlatamaz. Diğer yandan da sosyal norm ve kurallardan uzaklaşabilir ve kendi davranışlarını değerlendiremez ve denetleyemez. Çoğu zaman da onları normal kabul eder. Bu bakımlardan Alzheimer hastası yakınının ya da hasta bakıcısının hastalarıyla iletişim kurarken bilmesi gereken hususlar vardır.” dedi.

Empati, sabır ve anlayış esas

Prof. Dr. Tanrıdağ, hastalarla iletişimde temel alınması gereken ilkeleri şöyle sıralıyor:

“Empati kurun. Her şeyden önce kendinize şu soruyu sormalısınız; ‘Eğer Alzheimer hastası o değil de ben olsaydım nasıl bir ilgi beklerdim? Sevgiyle, anlayışla ve sabırla mı karşılanmak isterdim yoksa ilgisizlik ve kabalık mı görmek isterdim?’. Sabırlı olun. Hastanız anlattıklarınız ya da ondan istedikleriniz konusunda kolaylıkla karmaşaya girebilir. Eğer bu tür bir sıkıntı hissediyorsanız isteklerinizi farklı yöntemlerle anlatmaya çalışmalısınız. Bunları yaparken asla fiziksel bir zorlama içine girmeyin. Bunu yaparken iyi niyetli olsanız bile onun tarafından kendisini zorlama olarak algılanabilir.”

Tartışmayın!

Hastalarla iletişimde anlayışlı olmak ve tartışmamak gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, şöyle devam etti:

“Hastanız 1958 yılında olduğunu ya da sizin onun annesi olduğunu ileri sürebilir. Siz ona 2025 yılında olduğumuzu ve annesinin de uzun bir süre önce öldüğünü söylemeye kalktığınızda, o önce şaşıracak, ilerlemiş bir hasta değilse yanlış söylediğini anlayarak üzülecek ya da ilerlemiş bir hastaysa söylediklerinde ısrarcı olacak ve sizin neden ona böyle söylediğinizi anlamayarak belki de kızacaktır. Her iki durumda da hastayla iletişiminiz başarısız olacaktır. Alzheimer hastalığında kayıt zorluğu olduğundan siz ona doğruları söylemiş olsanız da o bunları aklında tutamayacaktır. Bu bakımdan hastanın yanlışlarının düzeltilmesinin ve bunlar üzerinden hastayla tartışmanın bir yararı yoktur. Hastanızla zaman ve mekan kavramlarını gündeme getirmeden rahatlıkla konuşmaya çalışın. Eğer o eskilerden bugünmüş gibi söz ediyorsa onunla o konuşmanın içine girerek sürdürün. Konuştuğu konunun bütünlüğünü bozmayın. Zaman zaman espriler yapın.”

Yapılmaması gerekenler…

Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer hastalarıyla iletişimde kaçınılması gereken bazı durumları da şöyle sıraladı:

“Zorlamaktan kaçının.&nbsp;Hastanızı onun yapmaktan hoşlanmadığı şeyler konusunda zorlamayın. Çoğu hasta yakını bulmaca çözmenin yararlı olacağını düşünerek hastalarını saatler boyu bulmaca çözmeleri için zorlamaktadır. Bulmaca çözmenin ispatlanmış bir yararı ve mantıksal bir dayanağı yoktur. Bu bakımdan bu zamanın dışarıda ya da evin içinde müzik dinlemek ya da ilgi çekici şeyler seyretmek amacıyla geçirilmesi hasta için daha uyarıcı olacaktır.

İlaçlarını kendileri almasın

Hastanızın ilaçlarını kendi başına almasına izin vermeyin. Hafif-orta evrede bulunan çoğu hasta ilaçlarını düzenli alabileceği iddiasında bulunabilir. Hatta bu iddia bir kısmı için doğru da olabilir. Ancak genel bir prensip olarak unutkanlık ve dikkat azlığı yakınmaları olan hastaların kendi ilaçlarını kendilerinin alması sakıncalıdır. Bunun dışında bazı hastalar ilaçlarını aldıklarını söyleyerek onları halıların altına saklar ya da çöpe atarlar.

Huzurevinden söz etmeyin

Hastalarınızın yanında huzurevi ihtimalinden söz etmeyin. Alzheimer hastalığı sırasında yaşanan kayıplar hastaları önceden olduğundan daha fazla duygusal ve alıngan yapar. Bu nedenle onların geleceğiyle ilgili tahminleri ve bir seçenek olarak huzurevi ihtimalini onların yanında dile getirmeyin. Bu sözleri duyan hastalardan en azından bir bölümü sizin onların ölümünü istediğinizi ya da kendilerinden kurtulma planları yaptığınızı sanabilir.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://egemengzt.com/saglik-yasam-haberleri">SAĞLIK-YAŞAM</category><dc:creator><![CDATA[Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 10:00:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://egemengzt.com/images/haber/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-130136-20251201.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://egemengzt.com/images/haber/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-130136-20251201.webp"/>
                    <enclosure url="https://egemengzt.com/images/haber/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-130136-20251201.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>