“25 yılda 386 bin maden sahasına ruhsat verildi”

GÜNDEM 31.07.2026 - 13:47, Güncelleme: 31.07.2026 - 13:47 195 kez okundu.
 

“25 yılda 386 bin maden sahasına ruhsat verildi”

CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, bir Jeoloji Mühendisi olarak madencilik yapılmasını savunmakla birlikte; insanı, doğayı, toprağı, suyu ve gelecek kuşakların yaşam hakkını yok sayarak madencilik yapılamayacağını vurguladı. Şevkin, Cumhuriyet’in ilk 80 yılında sadece bin 186 maden sahasına ruhsat verilirken, son 25 yılda bu sayının 386 bine ulaştığına dikkat çekti.
"Bugün ülkede zeytinin, fındığın, çayın, buğdayın, elmanın önemi yok. Suyun, ormanın, turizmin önemi yok. Varsa sadece kazan-kazan" diyen Şevkin, “Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) bir yılda bin 256 ÇED olumlu kararı vererek adeta onay makamı haline geldi. 2026 yılında 600 maden sahası daha ihaleye çıkarılıyor. Bu dehşet vericidir” şeklinde konuştu. CHP Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, 7554 sayılı Kanun ve madencilik politikalarına ilişkin TBMM Genel Kurulu'nda konuştu. Dr. Şevkin, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren 7554 sayılı kanun ile madencilik ve enerji projelerinde ruhsat, ihale, izin ve ÇED süreçlerinin yeniden düzenlendiğini hatırlatarak ormanların, zeytinliklerin, meraların, su havzalarının, yerleşimlerin ve kültürel alanların tamamen tehdit altına girdiğini vurguladı. "Bir jeoloji mühendisi olarak yıllardır haykırıyorum. Madencilik yapılmalı, evet. Ancak insanı, doğayı, toprağı, suyu ve gelecek kuşakların yaşam hakkını yok sayarak madencilik yapılmaz, yapılamaz" diyen Dr. Şevkin, verilerle şu tehlikeye dikkat çekti: "Cumhuriyetin ilk 80 yılında bin 186 maden sahasına ruhsat verilirken, son 25 yılda bu sayı 386 bine ulaştı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) bir yılda bin 256 ÇED olumlu kararı vererek adeta onay makamı haline geldi. 2026 yılında 600 maden sahası daha ihaleye çıkarılıyor. Bu dehşet vericidir." “EKOKIRIM KURUMSALLAŞTI!” Dr. Şevkin, Ordu'da, Kazdağları'nda, Zap Havzası'nda, Cilo'nun buzullarında, Tunceli Pülümür'de ve Ovacık'ta bakır, krom, altın işletmeleri nedeniyle yaşam savunucularına ve köylülere rağmen madenciliğin sürdürüldüğünü belirtti ve "süper izin" adı verilen torba yasalarla MAPEG'e sınırsız yetki verildiğini, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin hızlandırıldığını ve acele kamulaştırmayla ekokırımın kurumsallaştırıldığını ileri sürdü. "KAZANÇ ŞİRKETLERE, BEDEL VATANDAŞA YÜKLENİYOR" Dr. Şevkin, üretilen madenlerin büyük çoğunluğunun uç ürüne dönüştürülmeden ihraç edildiğini, AKP hükümetleri döneminde uluslararası şirketlere peşkeş çeken bir yapının oluşturulduğunu iddia etti. "Bugün ülkede zeytinin, fındığın, çayın, buğdayın, elmanın önemi yok. Suyun, ormanın, turizmin önemi yok. Varsa sadece kazan-kazan" diyen Dr. Şevkin, İliç, Soma, Fatsa ve Sivas'ta yaşanan acıların unutulmadığını hatırlattı. SAĞLIKLI GELECEK VURGUSU… Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı'nın Ankara, İstanbul, Bursa ve Eskişehir'in gıda güvenliğini sağladığını vurgulayan Dr. Şevkin, "Susuz ve gıdasız yaşayamayız. Doğada geri dönüşü olmayan zararların bedeli parayla ödenemez. Bu nedenle doğamızı korumak, çevreyi gelecek kuşaklara yaşanılır halde bırakmak zorundayız" diyerek mecliste gündeme gelen araştırma önergesini desteklediklerini açıkladı.
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, bir Jeoloji Mühendisi olarak madencilik yapılmasını savunmakla birlikte; insanı, doğayı, toprağı, suyu ve gelecek kuşakların yaşam hakkını yok sayarak madencilik yapılamayacağını vurguladı. Şevkin, Cumhuriyet’in ilk 80 yılında sadece bin 186 maden sahasına ruhsat verilirken, son 25 yılda bu sayının 386 bine ulaştığına dikkat çekti.

"Bugün ülkede zeytinin, fındığın, çayın, buğdayın, elmanın önemi yok. Suyun, ormanın, turizmin önemi yok. Varsa sadece kazan-kazan" diyen Şevkin, “Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) bir yılda bin 256 ÇED olumlu kararı vererek adeta onay makamı haline geldi. 2026 yılında 600 maden sahası daha ihaleye çıkarılıyor. Bu dehşet vericidir” şeklinde konuştu.

CHP Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, 7554 sayılı Kanun ve madencilik politikalarına ilişkin TBMM Genel Kurulu'nda konuştu. Dr. Şevkin, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren 7554 sayılı kanun ile madencilik ve enerji projelerinde ruhsat, ihale, izin ve ÇED süreçlerinin yeniden düzenlendiğini hatırlatarak ormanların, zeytinliklerin, meraların, su havzalarının, yerleşimlerin ve kültürel alanların tamamen tehdit altına girdiğini vurguladı.

"Bir jeoloji mühendisi olarak yıllardır haykırıyorum. Madencilik yapılmalı, evet. Ancak insanı, doğayı, toprağı, suyu ve gelecek kuşakların yaşam hakkını yok sayarak madencilik yapılmaz, yapılamaz" diyen Dr. Şevkin, verilerle şu tehlikeye dikkat çekti:
"Cumhuriyetin ilk 80 yılında bin 186 maden sahasına ruhsat verilirken, son 25 yılda bu sayı 386 bine ulaştı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) bir yılda bin 256 ÇED olumlu kararı vererek adeta onay makamı haline geldi. 2026 yılında 600 maden sahası daha ihaleye çıkarılıyor. Bu dehşet vericidir."
“EKOKIRIM KURUMSALLAŞTI!”
Dr. Şevkin, Ordu'da, Kazdağları'nda, Zap Havzası'nda, Cilo'nun buzullarında, Tunceli Pülümür'de ve Ovacık'ta bakır, krom, altın işletmeleri nedeniyle yaşam savunucularına ve köylülere rağmen madenciliğin sürdürüldüğünü belirtti ve "süper izin" adı verilen torba yasalarla MAPEG'e sınırsız yetki verildiğini, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin hızlandırıldığını ve acele kamulaştırmayla ekokırımın kurumsallaştırıldığını ileri sürdü.
"KAZANÇ ŞİRKETLERE, BEDEL VATANDAŞA YÜKLENİYOR"
Dr. Şevkin, üretilen madenlerin büyük çoğunluğunun uç ürüne dönüştürülmeden ihraç edildiğini, AKP hükümetleri döneminde uluslararası şirketlere peşkeş çeken bir yapının oluşturulduğunu iddia etti.
"Bugün ülkede zeytinin, fındığın, çayın, buğdayın, elmanın önemi yok. Suyun, ormanın, turizmin önemi yok. Varsa sadece kazan-kazan" diyen Dr. Şevkin, İliç, Soma, Fatsa ve Sivas'ta yaşanan acıların unutulmadığını hatırlattı.
SAĞLIKLI GELECEK VURGUSU…
Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı'nın Ankara, İstanbul, Bursa ve Eskişehir'in gıda güvenliğini sağladığını vurgulayan Dr. Şevkin, "Susuz ve gıdasız yaşayamayız. Doğada geri dönüşü olmayan zararların bedeli parayla ödenemez. Bu nedenle doğamızı korumak, çevreyi gelecek kuşaklara yaşanılır halde bırakmak zorundayız" diyerek mecliste gündeme gelen araştırma önergesini desteklediklerini açıkladı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.