“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK BASKILARA SON VERİLMELİDİR”

GÜNDEM 06.04.2026 - 15:30, Güncelleme: 06.04.2026 - 15:58 256 kez okundu.
 

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK BASKILARA SON VERİLMELİDİR”

Saadet Partisi Adana İl Başkanı Muhammed Çelebi Keyhıdır, Türkiye’de basın özgürlüğünün son yıllarda ciddi şekilde gerilediğini dile getirdi. Gazetecilerin artan baskılar, soruşturmalar ve ekonomik zorluklar altında görev yapmaya zorlandığını kaydeden Keyhıdır, bu durumun hem mesleğin itibarını hem de halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını zedelediğini söyledi. Keyhıdır, “Saadet Partisi Adana İl Başkanlığı olarak, özgür ve bağımsız basının demokrasinin temel unsuru olduğunu vurguluyor, basın üzerindeki her türlü baskının kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz” dedi.
MEDYA KURULUŞLARINA YÖNELİK BASKILAR Keyhıdır, Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı’nın “Basın Özgürlüğü Raporunu” açıkladı. Basın özgürlüğünü sınırlayan bir diğer unsurun, medya kuruluşlarına yönelik idari v ekonomik müdahaleler olduğunu dile getiren Keyhıdır, para cezaları, resmi ilan kesme yaptırımları ve internet sitelerine erişim engellerinin bunun örneklerini oluşturduğunu belirtti.  “Keyhıdır, “Bu uygulamalar, özellikle bağımsız medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmakta ve editoryal bağımsızlıklarını olumsuz etkilemektedir” dedi. ……………….. Saadet Partisi Adana İl Başkanı Muhammed Çelebi Keyhıdır, Türkiye’de basın özgürlüğünün son yıllarda ciddi şekilde gerilediğini dile getirdi. Gazetecilerin artan baskılar, soruşturmalar ve ekonomik zorluklar altında görev yapmaya zorlandığını kaydeden Keyhıdır, bu durumun hem mesleğin itibarını hem de halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını zedelediğini söyledi. Keyhıdır, “Saadet Partisi Adana İl Başkanlığı olarak, özgür ve bağımsız basının demokrasinin temel unsuru olduğunu vurguluyor, basın üzerindeki her türlü baskının kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz” dedi. Keyhadır, partisinin Sosyal İşler Başkanlığı’nın basın özgürlüğüne ilişkin hazırladığı Basın Özgürlüğü Raporu’nu değerlendirdi. Keyhıdır, özetle şunları dile getirdi: “Türkiye’de basın özgürlüğü, son yıllarda giderek ağırlaşan çok yönlü bir baskı ortamı altında ciddi bir gerileme yaşamaktadır. Demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan özgür basın, bugün hem hukuki hem ekonomik hem de idari müdahalelerle kuşatılmış durumdadır. Gazeteciler, kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirdikleri için soruşturmalara maruz kalmakta, tutuklanmakta veya çeşitli adli kontrol tedbirleriyle sınırlandırılmaktadır. Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline gelirken, bu durum ifade ve basın özgürlüğünün fiilen kısıtlandığını açıkça göstermektedir. Öte yandan gazetecilerin ekonomik koşulları da ağırlaşmaktadır. Düşük ücretler ve işten çıkarılma korkusu, mesleki bağımsızlığı zedelemekte ve oto-sansürü yaygınlaştırmaktadır. Medya kuruluşlarına yönelik para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engelleri ise bağımsız basının sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Uluslararası raporlar da bu tabloyu doğrulamaktadır. Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamalarında alt sıralarda yer alması, gazetecilik faaliyetlerinin ne denli zor koşullar altında yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının hakkıdır. Halkın doğru ve tarafsız bilgiye erişimi, demokratik bir toplumun vazgeçilmez koşuludur. Bu nedenle; * Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine son verilmesini, * Basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasını, * Gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesini, * Bağımsız ve çoğulcu medya ortamının desteklenmesini talep ediyoruz. Demokratik bir toplumun geleceği, özgür basının varlığı ile mümkündür” BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORU 1. Giriş Hiçbir demokratik ülkede basın özgürlüğü kısıtlanamaz; basın özgür değilse o ülkenin demokratik niteliğinden söz etmek mümkün değildir. Basın, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan temel araçlardan biri olup, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurudur. Türkiye’de son yıllarda basın özgürlüğü alanında yaşanan gelişmeler, bu temel ilkenin ciddi biçimde zedelendiğini göstermektedir. Basına ve gazetecilik mesleğine yönelik baskı, engelleme ve cezai yaptırımların olağan hale gelmesi, demokratik değerler açısından oldukça kaygı verici bir tablo ortaya koymaktadır. 2. Basın Özgürlüğünün Genel Görünümü  Türkiye’de basın özgürlüğü giderek daralmaktadır. Gazeteciliğin temel işlevi olan haber takibi yapmak ve kamuoyunun bilgiye erişimini sağlamak, fiili engellemeler ve artan ceza baskısı nedeniyle ciddi biçimde zorlaşmıştır. Bağımsız şekilde araştıran, soruşturan ve elde ettiği bilgileri kamuoyuna aktaran gazeteciler doğrudan hedef haline gelmektedir. Bu durum, ülkede sistematik bir baskı ortamının ve cezalandırma kültürünün oluştuğunu açıkça göstermektedir. Basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler yalnızca doğrudan sansür ile sınırlı değildir. Ekonomik baskılar, iş güvencesizliği ve idari yaptırımlar da gazetecilerin çalışma alanını daraltan önemli unsurlar arasında yer almaktadır. 3. Gazetecilerin Ekonomik Durumu ve Yoksulluk Gazetecilerin ekonomik koşulları, basın özgürlüğünün önemli belirleyicilerinden biridir. * Gazetecilerin büyük bölümü yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. * Ücretler enflasyon karşısında hızla değer kaybetmektedir. * Yerel medya çalışanlarının önemli bir kısmı asgari ücretin altında gelir elde etmektedir. Bu koşullar, gazetecilerin mesleklerini bağımsız biçimde icra etmelerini zorlaştırmaktadır. Geçim kaygısı ve işten çıkarılma korkusu, gazeteciler üzerinde dolaylı bir baskı oluşturmakta ve oto-sansürün yaygınlaşmasına neden olmaktadır. 4. Tutuklamalar ve Cezaevindeki Gazeteciler Türkiye’de gazeteciler, ceza yargılamalarının rutinleştiği bir ortamda mesleklerini sürdürmeye çalışmaktadır. Gazeteciler çoğu zaman yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek tutuklanmaktadır. 5. Soruşturmalar ve Yargı Baskısı Gazeteciler yalnızca tutuklamalarla değil, yoğun bir yargı baskısıyla da karşı karşıyadır. * Temelsiz soruşturmalar ve iddianameler yaygın hale gelmiştir. * Tutuklama kararları dışında kalan gazeteciler de çeşitli adli kontrol tedbirlerine maruz bırakılmaktadır. Bu tedbirler arasında: * Ev hapsi * Yurtdışı çıkış yasağı * İmza yükümlülüğü gibi uygulamalar yer almaktadır. Bu durum, gazetecilerin fiilen cezalandırılmasına ve mesleklerini özgürce icra edememesine neden olmaktadır. Yargı süreçleri, yalnızca hukuki bir mekanizma olmaktan çıkıp baskı aracına dönüşmektedir. 6. Gazeteciliğin Kriminalize Edilmesi Yapılan haberler: * Soruşturma konusu haline getirilmekte * Gazeteciler cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmaktadır Bu durum, gazetecilik mesleğinin doğrudan hedef alındığını ve ifade özgürlüğünün sınırlandırıldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu uygulamalar, Anayasa’da güvence altına alınan basın özgürlüğünün fiilen yok sayılması anlamına gelmektedir. 7. Medya Kuruluşlarına Yönelik Baskılar Basın özgürlüğünü sınırlayan bir diğer unsur, medya kuruluşlarına yönelik idari ve ekonomik müdahalelerdir. * Para cezaları * Resmî ilan kesme yaptırımları * İnternet sitelerine erişim engelleri Bu uygulamalar, özellikle bağımsız medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmakta ve editoryal bağımsızlıklarını olumsuz etkilemektedir. 8. Uluslararası Değerlendirmeler Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik baskılar uluslararası alanda da dikkat çekmektedir. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre: * Türkiye, “çok vahim” kategorisinde yer almaktadır. * 180 ülke arasında 159. sıradadır. Bu veriler, Türkiye’de gazetecilik faaliyetlerinin zor ve riskli koşullarda yürütüldüğünü uluslararası düzeyde de teyit etmektedir. 9. Genel Değerlendirme ve Sonuç Türkiye’de basın özgürlüğü çok boyutlu bir kriz içindedir. Bu kriz üç temel alanda yoğunlaşmaktadır: 1. Hukuki baskılar: Tutuklamalar, soruşturmalar ve davalar 2. Ekonomik sorunlar: Düşük ücretler ve yoksulluk 3. Yapısal problemler: Güvencesiz çalışma Gazetecilerin yargı kararları ve idari yaptırımlar aracılığıyla baskı altına alınması, yalnızca meslek grubunu değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan etkilemektedir. Sonuç olarak, basın özgürlüğünün güçlendirilmesi; hukuki güvencelerin sağlanması, gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve bağımsız medya ortamının desteklenmesi ile mümkündür. Aksi halde, demokrasinin korunması ve geliştirilmesi mümkün olmayacaktır.
Saadet Partisi Adana İl Başkanı Muhammed Çelebi Keyhıdır, Türkiye’de basın özgürlüğünün son yıllarda ciddi şekilde gerilediğini dile getirdi. Gazetecilerin artan baskılar, soruşturmalar ve ekonomik zorluklar altında görev yapmaya zorlandığını kaydeden Keyhıdır, bu durumun hem mesleğin itibarını hem de halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını zedelediğini söyledi. Keyhıdır, “Saadet Partisi Adana İl Başkanlığı olarak, özgür ve bağımsız basının demokrasinin temel unsuru olduğunu vurguluyor, basın üzerindeki her türlü baskının kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz” dedi.


MEDYA KURULUŞLARINA YÖNELİK BASKILAR
Keyhıdır, Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı’nın “Basın Özgürlüğü Raporunu” açıkladı. Basın özgürlüğünü sınırlayan bir diğer unsurun, medya kuruluşlarına yönelik idari v ekonomik müdahaleler olduğunu dile getiren Keyhıdır, para cezaları, resmi ilan kesme yaptırımları ve internet sitelerine erişim engellerinin bunun örneklerini oluşturduğunu belirtti.  “Keyhıdır, “Bu uygulamalar, özellikle bağımsız medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmakta ve editoryal bağımsızlıklarını olumsuz etkilemektedir” dedi.

………………..

Saadet Partisi Adana İl Başkanı Muhammed Çelebi Keyhıdır, Türkiye’de basın özgürlüğünün son yıllarda ciddi şekilde gerilediğini dile getirdi. Gazetecilerin artan baskılar, soruşturmalar ve ekonomik zorluklar altında görev yapmaya zorlandığını kaydeden Keyhıdır, bu durumun hem mesleğin itibarını hem de halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını zedelediğini söyledi. Keyhıdır, “Saadet Partisi Adana İl Başkanlığı olarak, özgür ve bağımsız basının demokrasinin temel unsuru olduğunu vurguluyor, basın üzerindeki her türlü baskının kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz” dedi.
Keyhadır, partisinin Sosyal İşler Başkanlığı’nın basın özgürlüğüne ilişkin hazırladığı Basın Özgürlüğü Raporu’nu değerlendirdi.
Keyhıdır, özetle şunları dile getirdi:
“Türkiye’de basın özgürlüğü, son yıllarda giderek ağırlaşan çok yönlü bir baskı ortamı altında ciddi bir gerileme yaşamaktadır. Demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan özgür basın, bugün hem hukuki hem ekonomik hem de idari müdahalelerle kuşatılmış durumdadır. Gazeteciler, kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirdikleri için soruşturmalara maruz kalmakta, tutuklanmakta veya çeşitli adli kontrol tedbirleriyle sınırlandırılmaktadır. Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline gelirken, bu durum ifade ve basın özgürlüğünün fiilen kısıtlandığını açıkça göstermektedir.
Öte yandan gazetecilerin ekonomik koşulları da ağırlaşmaktadır. Düşük ücretler ve işten çıkarılma korkusu, mesleki bağımsızlığı zedelemekte ve oto-sansürü yaygınlaştırmaktadır. Medya kuruluşlarına yönelik para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engelleri ise bağımsız basının sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Uluslararası raporlar da bu tabloyu doğrulamaktadır. Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamalarında alt sıralarda yer alması, gazetecilik faaliyetlerinin ne denli zor koşullar altında yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.
Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının hakkıdır. Halkın doğru ve tarafsız bilgiye erişimi, demokratik bir toplumun vazgeçilmez koşuludur.
Bu nedenle;
* Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine son verilmesini,
* Basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasını,
* Gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesini,
* Bağımsız ve çoğulcu medya ortamının desteklenmesini talep ediyoruz.
Demokratik bir toplumun geleceği, özgür basının varlığı ile mümkündür”
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORU
1. Giriş
Hiçbir demokratik ülkede basın özgürlüğü kısıtlanamaz; basın özgür değilse o ülkenin demokratik niteliğinden söz etmek mümkün değildir. Basın, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan temel araçlardan biri olup, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurudur. Türkiye’de son yıllarda basın özgürlüğü alanında yaşanan gelişmeler, bu temel ilkenin ciddi biçimde zedelendiğini göstermektedir. Basına ve gazetecilik mesleğine yönelik baskı, engelleme ve cezai yaptırımların olağan hale gelmesi, demokratik değerler açısından oldukça kaygı verici bir tablo ortaya koymaktadır.
2. Basın Özgürlüğünün Genel Görünümü 
Türkiye’de basın özgürlüğü giderek daralmaktadır. Gazeteciliğin temel işlevi olan haber takibi yapmak ve kamuoyunun bilgiye erişimini sağlamak, fiili engellemeler ve artan ceza baskısı nedeniyle ciddi biçimde zorlaşmıştır. Bağımsız şekilde araştıran, soruşturan ve elde ettiği bilgileri kamuoyuna aktaran gazeteciler doğrudan hedef haline gelmektedir. Bu durum, ülkede sistematik bir baskı ortamının ve cezalandırma kültürünün oluştuğunu açıkça göstermektedir. Basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler yalnızca doğrudan sansür ile sınırlı değildir. Ekonomik baskılar, iş güvencesizliği ve idari yaptırımlar da gazetecilerin çalışma alanını daraltan önemli unsurlar arasında yer almaktadır.
3. Gazetecilerin Ekonomik Durumu ve Yoksulluk
Gazetecilerin ekonomik koşulları, basın özgürlüğünün önemli belirleyicilerinden biridir.
* Gazetecilerin büyük bölümü yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.
* Ücretler enflasyon karşısında hızla değer kaybetmektedir.
* Yerel medya çalışanlarının önemli bir kısmı asgari ücretin altında gelir elde etmektedir.
Bu koşullar, gazetecilerin mesleklerini bağımsız biçimde icra etmelerini zorlaştırmaktadır. Geçim kaygısı ve işten çıkarılma korkusu, gazeteciler üzerinde dolaylı bir baskı oluşturmakta ve oto-sansürün yaygınlaşmasına neden olmaktadır.
4. Tutuklamalar ve Cezaevindeki Gazeteciler
Türkiye’de gazeteciler, ceza yargılamalarının rutinleştiği bir ortamda mesleklerini sürdürmeye çalışmaktadır. Gazeteciler çoğu zaman yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek tutuklanmaktadır.
5. Soruşturmalar ve Yargı Baskısı
Gazeteciler yalnızca tutuklamalarla değil, yoğun bir yargı baskısıyla da karşı karşıyadır.
* Temelsiz soruşturmalar ve iddianameler yaygın hale gelmiştir.
* Tutuklama kararları dışında kalan gazeteciler de çeşitli adli kontrol tedbirlerine maruz bırakılmaktadır.
Bu tedbirler arasında:
* Ev hapsi
* Yurtdışı çıkış yasağı
* İmza yükümlülüğü gibi uygulamalar yer almaktadır. Bu durum, gazetecilerin fiilen cezalandırılmasına ve mesleklerini özgürce icra edememesine neden olmaktadır. Yargı süreçleri, yalnızca hukuki bir mekanizma olmaktan çıkıp baskı aracına dönüşmektedir.
6. Gazeteciliğin Kriminalize Edilmesi
Yapılan haberler:
* Soruşturma konusu haline getirilmekte
* Gazeteciler cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmaktadır
Bu durum, gazetecilik mesleğinin doğrudan hedef alındığını ve ifade özgürlüğünün sınırlandırıldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu uygulamalar, Anayasa’da güvence altına alınan basın özgürlüğünün fiilen yok sayılması anlamına gelmektedir.
7. Medya Kuruluşlarına Yönelik Baskılar
Basın özgürlüğünü sınırlayan bir diğer unsur, medya kuruluşlarına yönelik idari ve ekonomik müdahalelerdir.
* Para cezaları
* Resmî ilan kesme yaptırımları
* İnternet sitelerine erişim engelleri
Bu uygulamalar, özellikle bağımsız medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmakta ve editoryal bağımsızlıklarını olumsuz etkilemektedir.
8. Uluslararası Değerlendirmeler
Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik baskılar uluslararası alanda da dikkat çekmektedir. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre:
* Türkiye, “çok vahim” kategorisinde yer almaktadır.
* 180 ülke arasında 159. sıradadır.
Bu veriler, Türkiye’de gazetecilik faaliyetlerinin zor ve riskli koşullarda yürütüldüğünü uluslararası düzeyde de teyit etmektedir.
9. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Türkiye’de basın özgürlüğü çok boyutlu bir kriz içindedir. Bu kriz üç temel alanda yoğunlaşmaktadır:
1. Hukuki baskılar: Tutuklamalar, soruşturmalar ve davalar
2. Ekonomik sorunlar: Düşük ücretler ve yoksulluk
3. Yapısal problemler: Güvencesiz çalışma
Gazetecilerin yargı kararları ve idari yaptırımlar aracılığıyla baskı altına alınması, yalnızca meslek grubunu değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan etkilemektedir.
Sonuç olarak, basın özgürlüğünün güçlendirilmesi; hukuki güvencelerin sağlanması, gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve bağımsız medya ortamının desteklenmesi ile mümkündür. Aksi halde, demokrasinin korunması ve geliştirilmesi mümkün olmayacaktır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.