TÜRK-İŞ’ten bölgesel asgari ücrete sert tepki

GÜNDEM 02.08.2026 - 13:16, Güncelleme: 02.08.2026 - 13:16 194 kez okundu.
 

TÜRK-İŞ’ten bölgesel asgari ücrete sert tepki

Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, son dönemde yeniden gündeme getirilen bölgesel asgari ücret uygulamasının emek piyasasında eşitsizlikleri derinleştirecek, ucuz işgücü anlayışını yaygınlaştıracak ve işçileri bölgelere göre ayrıştırarak toplumsal dengeleri bozacak nitelikte olduğuna dikkat çekti. “Aynı işi yapan çalışanların yalnızca bulundukları bölgeye göre farklı ücretler almaları, hem sosyal adalet ilkesine hem de eşitlik anlayışına açıkça aykırıdır” dedi.
Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, Türk-İş Konfederasyonunda geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Başkanlar Kurulu toplantısında alınan kararları kent kamuoyu ile paylaştı. Gülnar, “Gelir dağılımındaki bozulma uzun süredir artarak devam etmektedir. Sermayenin gelir dağılımından aldığı pay giderek artarken, emeğiyle geçinen, dar gelirli ve emekli geniş kitlelerin alım gücü her geçen gün gerilemektedir. Bu durum, sosyal adaleti zedeleyen yapısal sorunu daha da derinleştirmektedir. Çalışanların önemli bir bölümü, yoksulluk sınırının altındaki düşük ücretlerle geçimini sürdürmek zorunda kalmaktadır. Asgari ücret ise asgari geçim ücreti olmaktan çıkmış, genel ücret hâline gelmiştir. Bu durum emekçilerin milli gelirden aldığı payın giderek azalmasına ve gelir adaletsizliğinin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açmaktadır. Başta ücret politikaları olmak üzere tüm ekonomik ve sosyal politikalar adil gelir dağılımını esas alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir” dedi. “VERGİDE ADALETSİZLİK SON BULMALI” Yıllarca gündeme getirdikleri ancak bu zamana kadar henüz somut bir adım atılmayan vergideki adaletsiz dağılımı bir kez daha yineleyen Edip Gülnar, sözlerine şeyle devam etti: “Vergi sistemindeki adaletsizlik, çalışanların üzerindeki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadır. Ücretliler yılın daha ilk aylarında üst vergi dilimlerine girmekte, bu nedenle yılbaşında elde ettikleri net ücretleri sonraki aylarda alamamaktadır. Vergide adaletin sağlanması en temel taleplerimizden biridir. Ücretliler üzerindeki vergi yükü hafifletilmeli, vergi dilimleri çalışanları mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmeli ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil bir vergi sistemi tesis edilmelidir.” BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET İÇ GÖÇÜ ARTTIRIR, ÇALIŞMA BARIŞINI ZEDELER  Türk-İş. 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, son dönemde yeniden gündeme getirilen bölgesel asgari ücret uygulamasına da değindi. Bu uygulamanın emek piyasasında eşitsizlikleri derinleştirecek, ucuz işgücü anlayışını yaygınlaştıracak ve işçileri bölgelere göre ayrıştırarak toplumsal dengeleri bozacak nitelikte olduğuna dikkat çeken Edip Gülnar, “Aynı işi yapan çalışanların yalnızca bulundukları bölgeye göre farklı ücretler almaları, hem sosyal adalet ilkesine hem de eşitlik anlayışına açıkça aykırıdır. Bu yaklaşım, ücretleri aşağı yönlü baskılayacak, iç göçü artıracak, çalışma barışını zedeleyecek ve toplu iş sözleşmesi düzenini olumsuz etkileyecektir. İşçilerin talebi geçinebilir bir asgari ücrettir. Bölgesel asgari ücret değildir. TÜRK-İŞ olarak; asgari ücretin, işçi kesiminin iradesini yansıtan bir yapıyla belirlenmesini ve insan onuruna yakışır bir düzeyde, ülke genelinde eşit ve adil biçimde uygulanmasını savunmakta; bölgesel asgari ücreti kesin bir dille reddetmekteyiz” diye konuştu.  SENDİKALI OLDUĞU İÇİN İŞÇİ KIYIMI YAPILIYOR Sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve uygulamadan kaynaklı engellerin varlığını sürdürdüğünü, mevcut yasal güvencelere rağmen, işçilerin sendikaya üye oldukları için işten çıkarılması engellenemediğine vurgulayan Gülnar, sözlerini şöyle tamamladı: “Son dönemde sendikasızlaştırma girişimlerinin, işçilerin iradesini kırmaya yönelik baskı, tehdit ve etik dışı yöntemlerin arttığı görülmektedir. Özel sektörde sözleşmeden yararlanabilenlerin oranı %6 civarındadır. Ülke Genelinde bu oran %17 olup %83’lük kesim kapsam dışındadır. Örgütlenme oranının sadece %13,79 olduğu bir durum övünülecek bir tablo değildir. Toplu iş sözleşmesi, yetki ve işkolu itirazlarında yaşanan uzun yargı süreçleri, çalışanların toplu pazarlık hakkını etkisiz hâle getirebilmektedir. Bununla birlikte grev hakkının kullanımına yönelik yasal ve fiilî sınırlamalar, temel sendikal hakların özünü aşındırmaktadır. Bu nedenle, çalışma mevzuatının Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarıyla tam uyumlu hâle getirilmesi, sendikal hak ve özgürlüklerin etkin biçimde korunması ve sendikasızlaştırma girişimlerine karşı caydırıcı düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir. KADROYA ALINAN İŞÇİLERİN  MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMELİ 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kadroya geçirilen işçilerin ücret, ikramiye, sosyal haklar ve çalışma koşullarına ilişkin tayin ve pozisyon değişikliği hakları ile meslek kodları başta olmak üzere karşılaştıkları sorunlar aradan geçen zamana rağmen tam anlamıyla çözüme kavuşturulamamıştır. Bu durum, söz konusu işçilerin çalışma şartlarını olumsuz etkilemekte; hak kayıplarına ve mağduriyetlere neden olmaktadır. İşyerlerinde motivasyon kaybına, verimlilik düşüşüne ve çalışma barışının zedelenmesine yol açmaktadır. 696 kapsamında çalışan işçilerin tüm özlük haklarına ilişkin eksiklikler giderilmeli; diğer çalışanlarla eşit haklardan faydalanmaları sağlanmalıdır. Kamuda işçi eliyle yürütülen hizmetlere ve emekli olan işçilerin yerine mutlaka işçi alımları yapılmalıdır. “TAŞERON İŞÇİLER AYRIM GÖZETMEKSİZİN KADROYA ALINMALADIR” Taşeron işçilik uygulaması çalışma hayatında güvencesizliğe, eşitsizliğe ve hak kayıplarına neden olmaya devam etmektedir. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile önemli bir kesim kadroya geçirilmiş olsa da başta Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) olmak üzere kapsam dışında bırakılan taşeron işçilerin varlığı, çalışma hayatında adalet ve eşitlik ilkesini zedelemektedir. Aynı işi yapan çalışanlar arasında farklı statülerin devam etmesi, ücret ve sosyal haklarda farklılıklara yol açarak iş barışını olumsuz etkilemektedir. Kamuda taşeron istihdamına tamamen son verilmeli, kapsam dışında kalan tüm işçiler ayrım gözetilmeksizin kadroya alınmalı ve eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir. Ülkemizde çalışan işçinin, emekçinin, emeklinin alın teri ile evine ekmek götürme derdinde olan herkesin gerçek temsilcisi olan Türk-İş olarak, çalışanların hak ve menfaatlerinin korunması, çalışma hayatında adaletin sağlanması ve emeğin karşılığının alınması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi, yukarıda ifade ettiğim tüm sorunların takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururum.”
Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, son dönemde yeniden gündeme getirilen bölgesel asgari ücret uygulamasının emek piyasasında eşitsizlikleri derinleştirecek, ucuz işgücü anlayışını yaygınlaştıracak ve işçileri bölgelere göre ayrıştırarak toplumsal dengeleri bozacak nitelikte olduğuna dikkat çekti. “Aynı işi yapan çalışanların yalnızca bulundukları bölgeye göre farklı ücretler almaları, hem sosyal adalet ilkesine hem de eşitlik anlayışına açıkça aykırıdır” dedi.

Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, Türk-İş Konfederasyonunda geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Başkanlar Kurulu toplantısında alınan kararları kent kamuoyu ile paylaştı. Gülnar, “Gelir dağılımındaki bozulma uzun süredir artarak devam etmektedir. Sermayenin gelir dağılımından aldığı pay giderek artarken, emeğiyle geçinen, dar gelirli ve emekli geniş kitlelerin alım gücü her geçen gün gerilemektedir. Bu durum, sosyal adaleti zedeleyen yapısal sorunu daha da derinleştirmektedir. Çalışanların önemli bir bölümü, yoksulluk sınırının altındaki düşük ücretlerle geçimini sürdürmek zorunda kalmaktadır. Asgari ücret ise asgari geçim ücreti olmaktan çıkmış, genel ücret hâline gelmiştir. Bu durum emekçilerin milli gelirden aldığı payın giderek azalmasına ve gelir adaletsizliğinin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açmaktadır. Başta ücret politikaları olmak üzere tüm ekonomik ve sosyal politikalar adil gelir dağılımını esas alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir” dedi.

“VERGİDE ADALETSİZLİK SON BULMALI”
Yıllarca gündeme getirdikleri ancak bu zamana kadar henüz somut bir adım atılmayan vergideki adaletsiz dağılımı bir kez daha yineleyen Edip Gülnar, sözlerine şeyle devam etti: “Vergi sistemindeki adaletsizlik, çalışanların üzerindeki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadır. Ücretliler yılın daha ilk aylarında üst vergi dilimlerine girmekte, bu nedenle yılbaşında elde ettikleri net ücretleri sonraki aylarda alamamaktadır.
Vergide adaletin sağlanması en temel taleplerimizden biridir. Ücretliler üzerindeki vergi yükü hafifletilmeli, vergi dilimleri çalışanları mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmeli ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil bir vergi sistemi tesis edilmelidir.”
BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET İÇ GÖÇÜ
ARTTIRIR, ÇALIŞMA BARIŞINI ZEDELER 
Türk-İş. 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, son dönemde yeniden gündeme getirilen bölgesel asgari ücret uygulamasına da değindi. Bu uygulamanın emek piyasasında eşitsizlikleri derinleştirecek, ucuz işgücü anlayışını yaygınlaştıracak ve işçileri bölgelere göre ayrıştırarak toplumsal dengeleri bozacak nitelikte olduğuna dikkat çeken Edip Gülnar, “Aynı işi yapan çalışanların yalnızca bulundukları bölgeye göre farklı ücretler almaları, hem sosyal adalet ilkesine hem de eşitlik anlayışına açıkça aykırıdır. Bu yaklaşım, ücretleri aşağı yönlü baskılayacak, iç göçü artıracak, çalışma barışını zedeleyecek ve toplu iş sözleşmesi düzenini olumsuz etkileyecektir. İşçilerin talebi geçinebilir bir asgari ücrettir. Bölgesel asgari ücret değildir. TÜRK-İŞ olarak; asgari ücretin, işçi kesiminin iradesini yansıtan bir yapıyla belirlenmesini ve insan onuruna yakışır bir düzeyde, ülke genelinde eşit ve adil biçimde uygulanmasını savunmakta; bölgesel asgari ücreti kesin bir dille reddetmekteyiz” diye konuştu. 
SENDİKALI OLDUĞU
İÇİN İŞÇİ KIYIMI YAPILIYOR
Sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve uygulamadan kaynaklı engellerin varlığını sürdürdüğünü, mevcut yasal güvencelere rağmen, işçilerin sendikaya üye oldukları için işten çıkarılması engellenemediğine vurgulayan Gülnar, sözlerini şöyle tamamladı: “Son dönemde sendikasızlaştırma girişimlerinin, işçilerin iradesini kırmaya yönelik baskı, tehdit ve etik dışı yöntemlerin arttığı görülmektedir. Özel sektörde sözleşmeden yararlanabilenlerin oranı %6 civarındadır. Ülke Genelinde bu oran %17 olup %83’lük kesim kapsam dışındadır. Örgütlenme oranının sadece %13,79 olduğu bir durum övünülecek bir tablo değildir.
Toplu iş sözleşmesi, yetki ve işkolu itirazlarında yaşanan uzun yargı süreçleri, çalışanların toplu pazarlık hakkını etkisiz hâle getirebilmektedir. Bununla birlikte grev hakkının kullanımına yönelik yasal ve fiilî sınırlamalar, temel sendikal hakların özünü aşındırmaktadır.
Bu nedenle, çalışma mevzuatının Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarıyla tam uyumlu hâle getirilmesi, sendikal hak ve özgürlüklerin etkin biçimde korunması ve sendikasızlaştırma girişimlerine karşı caydırıcı düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir.
KADROYA ALINAN İŞÇİLERİN 
MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMELİ
696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kadroya geçirilen işçilerin ücret, ikramiye, sosyal haklar ve çalışma koşullarına ilişkin tayin ve pozisyon değişikliği hakları ile meslek kodları başta olmak üzere karşılaştıkları sorunlar aradan geçen zamana rağmen tam anlamıyla çözüme kavuşturulamamıştır. Bu durum, söz konusu işçilerin çalışma şartlarını olumsuz etkilemekte; hak kayıplarına ve mağduriyetlere neden olmaktadır. İşyerlerinde motivasyon kaybına, verimlilik düşüşüne ve çalışma barışının zedelenmesine yol açmaktadır. 696 kapsamında çalışan işçilerin tüm özlük haklarına ilişkin eksiklikler giderilmeli; diğer çalışanlarla eşit haklardan faydalanmaları sağlanmalıdır. Kamuda işçi eliyle yürütülen hizmetlere ve emekli olan işçilerin yerine mutlaka işçi alımları yapılmalıdır.
“TAŞERON İŞÇİLER AYRIM GÖZETMEKSİZİN KADROYA ALINMALADIR”
Taşeron işçilik uygulaması çalışma hayatında güvencesizliğe, eşitsizliğe ve hak kayıplarına neden olmaya devam etmektedir. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile önemli bir kesim kadroya geçirilmiş olsa da başta Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) olmak üzere kapsam dışında bırakılan taşeron işçilerin varlığı, çalışma hayatında adalet ve eşitlik ilkesini zedelemektedir. Aynı işi yapan çalışanlar arasında farklı statülerin devam etmesi, ücret ve sosyal haklarda farklılıklara yol açarak iş barışını olumsuz etkilemektedir. Kamuda taşeron istihdamına tamamen son verilmeli, kapsam dışında kalan tüm işçiler ayrım gözetilmeksizin kadroya alınmalı ve eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir. Ülkemizde çalışan işçinin, emekçinin, emeklinin alın teri ile evine ekmek götürme derdinde olan herkesin gerçek temsilcisi olan Türk-İş olarak, çalışanların hak ve menfaatlerinin korunması, çalışma hayatında adaletin sağlanması ve emeğin karşılığının alınması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi, yukarıda ifade ettiğim tüm sorunların takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururum.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.