“Uygulamalı sınavlar daha ağırlıklı olmalı”

GÜNDEM 18.10.2026 - 14:12, Güncelleme: 18.10.2026 - 14:12 2036 kez okundu.
 

“Uygulamalı sınavlar daha ağırlıklı olmalı”

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar'ın üniversitelerde çoktan seçmeli sınavların yaygınlaşmasını doğru bulmadıklarına ilişkin açıklamaları akademide geniş yankı uyandırdı. Akademisyenler, öğrencilerin düşünme, yorumlama ve problem çözme becerilerinin ölçülmesi için açık uçlu, uygulamalı ve proje temelli değerlendirmelere daha fazla yer verilmesi gerektiğini belirtti. Öğrenciler de açık uçlu sınavların bilgileri birleştirmeyi, yorumlamayı ve kendi cümleleriyle ifade etmeyi gerektirdiğini belirterek uygulamalı değerlendirmelerin önemini vurguladı.
Akademisyenlerden YÖK Başkanı Özvar’ın açıklamalarına güçlü karşılık:    YÖK’ün internet sitesindeki açıklamasında, üniversite eğitiminin yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin düşünme, muhakeme, çözümleme, ifade ve uygulama becerilerinin geliştirilmesinin önemine dikkati çekti. Özvar, “Üniversite eğitiminin temel amacı, öğrencinin bilgiyi anlamlandırma, kaynakları sorgulama ve kanıtları değerlendirme yetkinliğini artırmaktır. Karşılaşılan sorunlara özgün çözümler geliştirebilmek, bu eğitimin temel kazanımları arasındadır.” dedi. Hukuk eğitiminde öğrencilerin olayların hukuki boyutlarını inceleyerek gerekçeli görüş ortaya koyabilmesi, mühendislikte problemlere çözüm üretirken dayandıkları varsayımları açıklayabilmesi, sosyal bilimlerde ise farklı yaklaşımları karşılaştırarak kanıta dayalı yorum geliştirebilmesi gerektiğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin düşünme süreçlerini ve öğrendiklerini kullanma becerilerini ortaya koyan değerlendirme yöntemlerine daha fazla yer verilmesini istedi. Sınav uygulamalarının programların amaçlarına ve öğrenme kazanımlarına uygun biçimde geliştirilmesini yakından takip edeceklerini belirtti. Özvar, sınav yöntemlerinin öğrencilerin öğrenme süreci üzerindeki etkisine dikkati çekerek, “Yaptığımız sınav şekli öğrencinin öğrenme kapasitesini veya bir dersten elde edebileceği çıktıları büyük ölçüde belirlemektedir. Yani bir öğrencinin ne kadar öğrendiğini aslında o öğrenciyi tabi tuttuğumuz sınav belirlemektedir. O hâlde bu sınavlar üzerinde biraz daha düşünmemiz gerekiyor.” dedi. - “Benim verdiğim şıkların dışına çıkabilen insana ihtiyacım var” Özvar’ın açıklamaları akademisyenlerden güçlü karşılık buldu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tekerek, öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri sınav yöntemlerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Derslerinde açık uçlu sınavları tercih ettiğini belirten Tekerek, “Benim verdiğim şıkların dışına çıkabilen insana ihtiyacım var. Yeni şeyler söylemekten kastım bu.” ifadelerini kullandı. Yapay zekâ teknolojilerinin açık uçlu soruların değerlendirilmesinde öğretim elemanlarının iş yükünü azaltabileceğini anlatan Tekerek, bu sistemlerin güvenilirliği konusunda daha fazla araştırmaya ve güçlü teknik altyapıya ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Ölçme Değerlendirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Doğan, çoktan seçmeli sınavların yaratıcılık, problem çözme, karar verme ve eleştirel düşünme gibi becerilerin ölçülmesinde yetersiz kalabildiğine dikkati çekti. Doğan, “Öğrencinin ne yaptığı, bilgiyi nasıl kullandığı önemli.” diyerek üniversitelerde ölçme ve değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Gelbal, çoktan seçmeli sınavların bazı alanlarda avantaj sağlamakla birlikte eleştirel düşünme, yorumlama ve problem çözme gibi üst düzey becerileri ölçmekte sınırlı kalabildiğini belirtti. Sınavların öğrenme çıktılarına göre çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gelbal, “Dolayısıyla çoktan seçmeli testleri tamamen yok etmiyoruz ama, oranını da belli oranda tutmakta fayda var.” dedi. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Keleceoğlu da açık uçlu ve uygulamalı sınavlarda öğrencilerin nasıl düşündüğünün ve nerede hata yaptığının daha iyi görülebildiğini belirtti. Keleceoğlu, “Dolayısıyla uygulamalı sınavlar ve açık uçlu sınavlar daha ağırlıklı olmalı.” diyerek çoktan seçmeli sınavların tamamen kaldırılması yerine programların niteliğine göre kullanılmasının uygun olacağını ifade etti. - Öğrenciler açık uçlu sınavlarda bilgilerini daha fazla yorumluyor Hacettepe Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği öğrencisi Sunay Geyen, sınav türünün çalışma yöntemlerini etkilediğini belirterek “Çoktan seçmeli olunca biraz daha rahat hazırlanıyoruz.” dedi. Geyen, açık uçlu sınavlarda ise bilgiyi temellendirerek açıklamak gerektiğini ifade etti. Aynı bölümün dördüncü sınıf öğrencisi Zeliha Sarı, açık uçlu sınavlara daha kapsamlı hazırlandığını belirterek “Fakat açık uçlu sorularda gerekli bilgileri birleştirip onları kendi cümlelerimle ifade etmem gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Türkçe Öğretmenliği dördüncü sınıf öğrencisi Meryem Azra İçli de uygulamalı değerlendirmelerin önemine işaret ederek “Öncelikle staj uygulaması gibi. Çünkü her şey yazıda ve kâğıtta bitmiyor. Öğrencilerin bir şekilde onların bildiklerini de öğretebilmeleri gerekiyor başkalarına.” dedi.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar'ın üniversitelerde çoktan seçmeli sınavların yaygınlaşmasını doğru bulmadıklarına ilişkin açıklamaları akademide geniş yankı uyandırdı. Akademisyenler, öğrencilerin düşünme, yorumlama ve problem çözme becerilerinin ölçülmesi için açık uçlu, uygulamalı ve proje temelli değerlendirmelere daha fazla yer verilmesi gerektiğini belirtti. Öğrenciler de açık uçlu sınavların bilgileri birleştirmeyi, yorumlamayı ve kendi cümleleriyle ifade etmeyi gerektirdiğini belirterek uygulamalı değerlendirmelerin önemini vurguladı.

Akademisyenlerden YÖK Başkanı Özvar’ın açıklamalarına güçlü karşılık: 
 

YÖK’ün internet sitesindeki açıklamasında, üniversite eğitiminin yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin düşünme, muhakeme, çözümleme, ifade ve uygulama becerilerinin geliştirilmesinin önemine dikkati çekti. Özvar, “Üniversite eğitiminin temel amacı, öğrencinin bilgiyi anlamlandırma, kaynakları sorgulama ve kanıtları değerlendirme yetkinliğini artırmaktır. Karşılaşılan sorunlara özgün çözümler geliştirebilmek, bu eğitimin temel kazanımları arasındadır.” dedi.
Hukuk eğitiminde öğrencilerin olayların hukuki boyutlarını inceleyerek gerekçeli görüş ortaya koyabilmesi, mühendislikte problemlere çözüm üretirken dayandıkları varsayımları açıklayabilmesi, sosyal bilimlerde ise farklı yaklaşımları karşılaştırarak kanıta dayalı yorum geliştirebilmesi gerektiğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin düşünme süreçlerini ve öğrendiklerini kullanma becerilerini ortaya koyan değerlendirme yöntemlerine daha fazla yer verilmesini istedi. Sınav uygulamalarının programların amaçlarına ve öğrenme kazanımlarına uygun biçimde geliştirilmesini yakından takip edeceklerini belirtti.
Özvar, sınav yöntemlerinin öğrencilerin öğrenme süreci üzerindeki etkisine dikkati çekerek, “Yaptığımız sınav şekli öğrencinin öğrenme kapasitesini veya bir dersten elde edebileceği çıktıları büyük ölçüde belirlemektedir. Yani bir öğrencinin ne kadar öğrendiğini aslında o öğrenciyi tabi tuttuğumuz sınav belirlemektedir. O hâlde bu sınavlar üzerinde biraz daha düşünmemiz gerekiyor.” dedi.
- “Benim verdiğim şıkların dışına çıkabilen insana ihtiyacım var”
Özvar’ın açıklamaları akademisyenlerden güçlü karşılık buldu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tekerek, öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri sınav yöntemlerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Derslerinde açık uçlu sınavları tercih ettiğini belirten Tekerek, “Benim verdiğim şıkların dışına çıkabilen insana ihtiyacım var. Yeni şeyler söylemekten kastım bu.” ifadelerini kullandı.
Yapay zekâ teknolojilerinin açık uçlu soruların değerlendirilmesinde öğretim elemanlarının iş yükünü azaltabileceğini anlatan Tekerek, bu sistemlerin güvenilirliği konusunda daha fazla araştırmaya ve güçlü teknik altyapıya ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Ölçme Değerlendirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Doğan, çoktan seçmeli sınavların yaratıcılık, problem çözme, karar verme ve eleştirel düşünme gibi becerilerin ölçülmesinde yetersiz kalabildiğine dikkati çekti. Doğan, “Öğrencinin ne yaptığı, bilgiyi nasıl kullandığı önemli.” diyerek üniversitelerde ölçme ve değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Gelbal, çoktan seçmeli sınavların bazı alanlarda avantaj sağlamakla birlikte eleştirel düşünme, yorumlama ve problem çözme gibi üst düzey becerileri ölçmekte sınırlı kalabildiğini belirtti. Sınavların öğrenme çıktılarına göre çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gelbal, “Dolayısıyla çoktan seçmeli testleri tamamen yok etmiyoruz ama, oranını da belli oranda tutmakta fayda var.” dedi.
Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Keleceoğlu da açık uçlu ve uygulamalı sınavlarda öğrencilerin nasıl düşündüğünün ve nerede hata yaptığının daha iyi görülebildiğini belirtti. Keleceoğlu, “Dolayısıyla uygulamalı sınavlar ve açık uçlu sınavlar daha ağırlıklı olmalı.” diyerek çoktan seçmeli sınavların tamamen kaldırılması yerine programların niteliğine göre kullanılmasının uygun olacağını ifade etti.
- Öğrenciler açık uçlu sınavlarda bilgilerini daha fazla yorumluyor
Hacettepe Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği öğrencisi Sunay Geyen, sınav türünün çalışma yöntemlerini etkilediğini belirterek “Çoktan seçmeli olunca biraz daha rahat hazırlanıyoruz.” dedi. Geyen, açık uçlu sınavlarda ise bilgiyi temellendirerek açıklamak gerektiğini ifade etti. Aynı bölümün dördüncü sınıf öğrencisi Zeliha Sarı, açık uçlu sınavlara daha kapsamlı hazırlandığını belirterek “Fakat açık uçlu sorularda gerekli bilgileri birleştirip onları kendi cümlelerimle ifade etmem gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Türkçe Öğretmenliği dördüncü sınıf öğrencisi Meryem Azra İçli de uygulamalı değerlendirmelerin önemine işaret ederek “Öncelikle staj uygulaması gibi. Çünkü her şey yazıda ve kâğıtta bitmiyor. Öğrencilerin bir şekilde onların bildiklerini de öğretebilmeleri gerekiyor başkalarına.” dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egemengzt.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.