Toplum, başarıyı çoğu zaman diploma, makam, yüksek gelir ya da sahip olunan imkânlarla ölçüyor. Oysa herkesin hayat yolculuğu, şartları ve hedefleri birbirinden farklı. Kimisi büyük bir şirket yönetirken kendini mutsuz hissedebilir, kimisi ise mütevazı bir yaşam sürmesine rağmen huzurun ve anlamın peşinden giderek gerçek başarıya ulaşmış olabilir. Başarı, başkalarının alkışında değil; insanın kendi vicdanına, emeğine ve hayatından duyduğu memnuniyete verdiği cevaptadır.
Belki de asıl soru, "Başkaları beni başarılı görüyor mu?" değil, "Ben yaşadığım hayattan memnun muyum?" olmalıdır. Çünkü insan, kendini sürekli başkalarının hayatıyla kıyasladığında hiçbir zaman yeterince başarılı hissedemez. Oysa her yeni gün, daha iyi bir insan olabilmek, bir gönle dokunabilmek ve dünün üzerine küçük de olsa bir adım koyabilmek en kıymetli başarılardandır. Gerçek başarı, sonunda değil; insanın yürüdüğü yolun her adımında saklıdır.
