Günümüzde farklı uygulamaları olmakla birlikte, hukukun üstünlüğü bir ülkenin ;iyi yönetildiğini; gösteren kriterlerden birisi olarak kabul edilmektedir ve üzerinde anlaşılmış
temel prensipler bulunmaktadır. Örneğin, Dünya Bankası tarafından Uluslararası Yönetim Göstergeleri, hukukun üstünlüğünü şu şekilde tanımlar: hukukun üstünlüğü,
toplumun kurallarının bir uzantısıdır ve polis ve mahkemelerin güç kullanımı için toplumda yapılmış bir sözleşmedir. ; Bu tanıma dayanarak yine Dünya Bankası tarafından hazırlanan bir haritada ülkelerin durumu gösterilmiştir. Bir devletin, hukukun üstünlüğünü benimsemesi halinde, yönetimine nomocracy ismi verilebilir. Antik
Yunan’da kullanılan ;nomos; kelimesi hukuk ve kratos kelimesi ise güç anlamına gelmektedir. Yani kelime, hukukun gücü veya güncel haliyle hukukun üstünlüğü
anlamındadır. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, güç kullanımı da dahil olmak üzere uluslararası hukuk normlarına saygı gösterilmesini ve devletlerin nüfuslarını soykırımdan, insanlığa karşı suçlardan, etnik temizlikten ve savaş suçlarından koruma konusundaki birincil sorumluluğun tanınmasını içerir. Hukukun üstünlüğü konuları; nefret söyleminin ve şiddete teşvikin yaygınlaşması, radikalizmin/şiddet içeren aşırılığın önlenmesi, iklim değişikliği ve çevrenin insanların güvenliği ve geçim kaynakları üzerindeki etkisi, yapay zeka ve siber suçun karmaşıklıkları gibi ortaya çıkan ve kritik konuları kapsamaktadır. Hukukun üstünlüğü ilkesi uyarınca, tüm kamu güçleri her zaman yasanın koyduğu sınırlamalar dahilinde hareket etmelidir. Hukukun üstünlüğü kavramı, şeffaf, hesap verebilir, demokratik ve çoğulcu bir yasa yapma sürecini, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından adalete erişim de dahil olmak üzere etkili yargısal korumayı ve güçler ayrılığını içerir. Hukukun üstünlüğü, herkesin yasa altında eşit korumaya sahip olmasını gerektirir ve hükümetlerin keyfi güç kullanmasını önler. Temel siyasi ve medeni hakların yanı sıra medeni özgürlüklerin korunmasını ve desteklenmesini sağlar.
Güçlü bir hukukun üstünlüğü kültürü, demokrasiler için temel öneme sahiptir ve yolsuzlukla mücadelede, akademik ve medya özgürlüğünün korunmasında ve insan
haklarının geliştirilmesinde merkezi bir rol oynar. Hukukun üstünlüğü, tüm vatandaşların kanun önünde eşitliğini destekleyen, keyfi olmayan bir yönetim biçimini güvence altına alan ve daha genel olarak gücün keyfi kullanımını önleyen mekanizma, süreç, kurum, uygulama veya normdur. Keyfilik, despotizmin, otoriterliğin ve totaliterliğin çeşitli biçimlerinin tipik örneğidir.Despotik hükümetler, iktidar yapısının tepesindeki varlığın (kral, cunta veya parti komitesi gibi) istediği zaman kanunların kısıtlaması olmaksızın hareket etme kapasitesine sahip olduğu oldukça kurumsallaşmış yönetim biçimlerini bile içerir. Ülkemizdeki mevcut durum, bütün seçilmiş meclis üyeleri ve dolayısıyla bakanlar
;hukukun üstünlüğü için mecliste yemin ederler. Bu yemin, hukukun üstünlüğü ilkesini ve hukukun bütün bireylerden üstün olduğu kabulünü temsil eder. Anayasa
Mahkemesnin görevleri yine Anayasa tarafından tanımlanmıştır Kim olursak olalım veya nerede yaşarsak yaşayalım, hukukun üstünlüğü hepimizi etkiler. Adalet, fırsat ve barış topluluklarının temelidir; kalkınmanın, hesap verebilir yönetimin ve temel haklara saygının esasını oluşturur. Hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik, adil hukuk, açık yönetim ve erişilebilir ve tarafsız adalet olmak üzere dört evrensel ilkeyi sağlayan, yasalar, kurumlar, normlar ve toplum bağlılığından oluşan kalıcı bir sistemdir. Hükümet ve özel aktörler hukuk önünde sorumludur. Hukuk, kamuya açık, istikrarlı olmalı ve eşit şekilde uygulanmalıdır. Ancak İnsan haklarının yanı sıra mülkiyet, sözleşme ve usul haklarını da güvence altına almalıdır. Hukukun benimsendiği, yönetildiği, karara bağlandığı ve uygulandığı süreçler erişilebilir, adil ve etkili olmalıdır. Adalet, erişilebilir, yeterli kaynaklara sahip ve hizmet verdikleri toplulukların yapısını yansıtan yetkin, etik ve bağımsız temsilciler ve tarafsız kişiler tarafından zamanında sağlanır.
Araştırmalar, hukukun üstünlüğünün daha yüksek ekonomik büyüme, daha fazla barış, daha fazla eğitim ve daha iyi sağlık sonuçlarıyla bağlantılı olduğunu göstermektedir.
Hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince, tüm kamu güçleri her zaman hukukun çizdiği sınırlar içinde, demokrasi ve temel haklar değerlerine uygun olarak, bağımsız ve tarafsız
mahkemelerin denetimi altında hareket eder. Hukukun üstünlüğü, köklü bir ilkedir. Devletlerin farklı ulusal kimlikleri ve gelenekleri olsa da, hukukun üstünlüğünün temel anlamı hepsinde aynıdır ve kanunilik, kanunların çıkarılmasında şeffaf, hesap verebilir, demokratik ve çoğulcu bir süreci ifade eder; hukuki kesinlik; yürütme yetkisinin keyfi kullanımının yasaklanması; temel haklara saygı da dahil olmak üzere etkili yargısal incelemeye sahip bağımsız ve tarafsız mahkemeler etkili yargısal koruma; kuvvetler ayrılığı; ve kanun önünde eşitlik. Hukukun üstünlüğü, uluslararası barış ve güvenlik ile siyasi istikrarın; ekonomik ve sosyal ilerleme ve kalkınmanın; ve insanların haklarının ve temel özgürlüklerinin korunmasının esasını oluşturur. Hukukun üstünlüğü, insanların kamu hizmetlerine erişiminin, yolsuzluğun önlenmesinin, yetki kötüye kullanımının engellenmesinin ve insanlar ile devlet arasında toplumsal sözleşmenin kurulmasının temelini oluşturur.
